Türkiye 12 Eylül'de yapılacak anayasa değişiklikleri referandumuna hazırlanıyor. Tüm siyasi tartışmalar gün geçtikçe bu konuya yoğunlaşıyor. Bu arada anayasa tartışmalarını 15 sene önce geride bırakan Kazakistan ise 30 Ağustos'ta anayasa gününü kutlamaya hazırlıyor.
Kazakistan İstanbul Başkonsolosluğu Kazak Anayasası'nın 15. yıldönümü dolayısıyla yuvarlak masa toplantısı düzenledi. Akademisyen, hukukçular ve basın temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Kazakistan anayasası üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Uzmanlar son yıllarda Orta Asya'nın yıldızı olarak ortaya çıkan Kazakistan'ın başarısının temelinde 30 Ağustos 1995'te kabul edilen anayasasının yattığını söylüyorlar.
Nitekim Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 2007'de yayınlanan "Kazakistan Yolu" isimli eserinde bu anayasanın hazırlanış aşamaları üzerinde uzun uzun durduktan sonra, yeni anayasanın Kazakistan ekonomisinin gelişmesinin önünü açtığı gerçeğine vurgu yapmaktadır. Gerçekten, yeni anayasanın ülkenin siyasi, ekonomik, hukuk ve sosyal alanında getirdiği büyük değişiklikler olmasaydı, ülke kalkınması için gerekli birçok yapısal reformun hayata geçirilmesi mümkün olmayacaktı.
Nazarbayev ayrıca anayasanın Kazakistan halkının özgürlüklerinin temelini oluşturduğunu da söylemektedir. Nazarbayev'in fikrine göre anayasa; bağımsızlığın getirdiği tüm başarılarının, ülkenin tüm kazanımlarının kalıcı olmasına zemin hazırlamıştır. Kazakistan anayasasının ülkeye kazandırdığı en büyük değer ise, vatandaşlarına kendi yaşam tarzlarını belirlemede seçenekler sunmasıdır. Başka bir ifadeyle anayasa halkın kendi hayatını kendisinin belirlemesine imkân vermiştir. Nazarbayev'in yerinde bir şekilde belirttiği gibi, bu ise her türlü hazine ve servetten daha değerlidir.
Modern Kazakistan tarihine baktığımızda 1995 anayasasına değin ülkenin dört anayasanın mevcut olduğunu görürüz. Bunun üçü Sovyet dönenimde, biri bağımsızlık döneminde kabul edilmiştir.
Sovyet dönemindeki anayasalar Kazak halkının kendi iradesi doğrultusunda yapılan anayasalar değildi. Bunlar SSCB'de merkezin hazırlayıp sunduğu ve merkezin direktifleri doğrultusunda Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin kabul etmekle yetindiği anayasalardır. Dolayısıyla bunlar Kazak halkının gelenek ve göreneklerini yansıtmadığı gibi, son dönemlerinde ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarına da cevap vermekte yetersiz kalmıştır.
Sovyet dönemindeki anayasaların ilki 18 Şubat 1926'da kabul edilen anayasadır. İkincisi 1937'de Sovyetler Birliği'nin anayasasının değişmesine bağlı olarak kabul edilen anayasadır. Üçüncü ve son Sovyet döneminin son anayasası 1977'de Sovyetlerin yeni anayasası kabul edilmesi üzerine 20 Nisan 1978'de kabul edilen Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti anayasasıdır.
Kazakistan 16 Aralık 1991'de bağımsızlığını ilan ettiğinde bu son anayasa yürürlükteydi. Ancak bu anayasa daha bağımsızlık bile ilan edilmeden, günün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu göstermeye başlamıştı. Bundan dolayı bağımsız Kazakistan'ın ilk anayasası 28 Ocak 1993 kabul edilene kadar, bu anayasada bir takım değişiklikler yapılmak zorunda kalındı.
Bunlardan örnekler verecek olursak, 20 Kasım 1990 anayasa değişikliği yapılarak Kazakistan devlet başkanlığına geçişi sağlandı; 15 Ocak 1991'de "Yerel yönetimler ve yerel meclis azaları" konusunda değişiklik yapıldı; 10 Aralık 1991'de anayasadaki "Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti" isminden "Sovyet Sosyalist" ibareleri çıkarıldı.
Kazakistan'ın bağımsızlık döneminde ilk anayasası 28 Ocak 1993 tarihinde parlamentoda kabul edildi. Bu anayasa Kazak halkı ve idarecilerinin kendi iradeleriyle hazırladıkları ilk milli anayasa olarak tarihe geçti.
Önsöz, 4 bölüm, 21 alt bölüm ve 131 maddeden oluşan bu anayasa Kazakistan'ın bağımsızlığından bu yana geçen dönemde yapılan tüm hukuksal ve siyasal düzenlemeleri bünyesinde barındırdı. Mesela bunlar arasında halk egemenliği, devletin bağımsızlığı, yönetimin paylaşımı kuralı, Kazakçanın resmi dil olması, devlet başkanlığı yönetimi gibi değişimleri sayabiliriz.
Ancak kısa bir süre sonra bağımsızlık döneminin bu ilk anayasasının da ihtiyaçlara cevap vermediği ortaya çıktı. Çünkü öncelikle bu anayasa Sovyet döneminin alışkanlıkları ve etkisinin izlerini taşımaktaydı. Diğer ifadeyle Sovyet tipi demokrasinin kurallarına göre hazırlanan bu anayasa bağımsız ve özgür yeni toplumun ihtiyaçlarını uygun gelmiyordu. Bu sebeple anayasada insan hak ve özgürlükleri, bunları uygulama ve kullanma kuralları, devlet yetkilerinin sınırları, yönetimdeki demokratik kurumların görevleri yeterince açık değildi.
Ayrıca anayasadaki bazı maddeler ekonomik ve başka alanlardaki reformların gerçekleştirilmesine de zaman zaman engel teşkil ediyordu. Ayrıca anayasada cumhurbaşkanının yetkilerinin dar olması, onun reformların hayata geçirilmesinde geniş çaplı politika üretmesine imkân vermiyordu.
İşte bu sebeplerden dolayı günün ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir anayasa hazırlamak gerekli oldu. Bunun için hukukçulardan oluşan bir komisyon kuruldu. Komisyon başta BDT olmak üzere dünyanın belli başlı ülkelerinin anayasalarını gözden geçirdi. Komisyon temel hedef olarak sadece Batı'nın gelişmiş demokrasilerinin tecrübelerini değil, bununla birlikte Asya'nın ülkelerinin de tecrübelerine büyük önem verdi.
Cumhurbaşkanı Nazarbayev bu çalışmalarla bizzat yakından ilgilendi. Hatta komisyon çalışmaları devam ettiği sırada kullandığı iki haftalık iznini 20 ülkenin anayasalarını incelemekle geçirdi. Bunlardan aldığı notları komisyon çalışmalarıyla karşılaştırdı. Komisyon üyeleriyle sık sık buluşarak anayasa maddeleri hakkında fikir alışverişinde bulundu. Böylece tecrübeli bir devlet adamı olarak görüşlerini aktardı. Ancak, bu hiçbir şekilde komisyon üyelerini etki altına almak ve görüşleri doğrultusunda bir anayasa hazırlatmak amacını taşımadı. Her zaman son sözün komisyon üyelerinde olduğunu vurguladı.
Nazarbayev'in fikrine göre, son anayasa dikkatle incelendiğinde Fransız anayasasına yakın görünmektedir. Ancak Nazarbayev, çalışma esnasında herhangi bir ülkenin anayasasının tümden kopya edilmemesine çalışıldığı, hatta aksine başka ülkelerin tecrübesi dikkate alınarak, Kazakistan halkının gelenek ve göreneklerine uygun gelecek şekilde özgün bir anayasa hazırlanmasına özen gösterildiğine özen gösterildiğine dikkat çekmektedir.
Komisyon çalışmalarının sonunda elde edilen anayasa taslağı çalışması halk oylamasına sunulmadan önce kamuoyunun incelemesine sunuldu. Taslak çalışmasına yaklaşık 3,5 milyon kişi katılarak fikirlerini belirttiler. Bunun sonucunda 55 maddede 1100 düzeltme yapıldı. Ayrıca anayasaya yeni bölümler ve maddeler de eklendi. Sonunda 30 Ağustos 1995 günü yapılan halk oylamasıyla yeni Kazakistan anayasası kabul edildi.
Yeni anayasanın cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanıması bazen tartışmalara da sebep oldu. Bir gazeteci tarafından Nazarbayev'e yeni anayasanın devlet başkanına çok fazla yetkiler tanıyıp tanımadığı soruldu. Bu soruyu cevaplayan Nazarbayev, Kazakistan anayasasında devlet başkanına verilen yetkilerin Fransız Cumhurbaşkanına tanınandan daha az olduğunu, fakat bununla Fransa'nın anti-demokratik bir ülke olmadığının altını çizdi.
1995 anayasasının öncekisinden farklı olarak neler getirdiği şeklinde bir soruya kısa ve öz bir şekilde cevap verecek olursak;
Yeni anayasa yasama, yürütme ve yargının görev ve sorumluluklarını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu durum siyasi istikrarın sağlanması ve vatandaşların bireysel hak ve özgürlüklerini kullanmasını teminat altına aldı.
Yetki ve sorumluluklar birlikte ortaya kondu. Bunun sonucunda devlet başkanlığı sistemi, çift parlamento, hükümet ve modern hukuk sistemi ve diğer devlet organları uyumlu bir şekilde çalıştı.
Ayrıca eski anayasalarda çözüme kavuşturulmamış olan devletleşmenin rolü, toprak, dil ve vatandaşlık hukuku gibi önemli meseleler yerli yerine oturtuldu.
1995 anayasasının en önemli ülke başarısı, getirdiği tüm bu reformlar sonucunda bağımsızlığın sağlam temellere oturması ve ekonominin bugünkü gelişim seviyesini yakalaması, sosyal ve kültürel kazanımlar, toplumdaki siyasi, etnik ve dini huzur ve barış olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç olarak Kazakistan'da gelişmenin ve kalkınmanın temel noktası 1995'te kabul edilen yeni anayasa olmuştur. Bu sayede Kazakistan başta ekonomi olmak üzere, siyasi, kültürel ve sosyal alanlarda birçok önemli reformları yapabilmiştir.
Ayrıca günümüzde anayasa değişiklikleri konusunda hararetli tartışmaların içinde bulunan Türk halkı, Kazakistan'da 1995 yılında milli bir anayasanın hayata geçirilmiş olmasının önemini en iyi bir şekilde bilecek deneyime sahip bulunmaktadır. Çünkü Türkiye'de uzun yıllardır ülke ihtiyaçlarına uygun bir anayasanın yokluğunun sıkıntısını çekilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nde mevcut 1921, 1924, 1961 ve 1982 yıllarında kabul edilen dört anayasanın, biri halen yürürlükte olan, son ikisi sivil yönetimlerin kesintiye uğradığı dönemlerde hazırlanmış olup politikacılar, aydınlar ve toplumun diğer katmanları tarafından ülkenin bazı ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak olduğu dile getirilmektedir. Bu durumu tüm siyasi partiler de kabul etmekte olup yeni bir anayasanın hazırlanmasının gerekliliği devamlı ifade edilmektedir. Fakat 30 yıla yakın bir zamandır bu konuda toplumsal mutabakat sağlanıp yeni bir anayasa bir türlü hazırlanamamaktır.
Demek ki, milli bir anayasa hazırlayıp hayata geçirmek kolay bir süreç değildir. Bu sebeple Kazakistan'ın bağımsızlığının daha beşinci yılında, iki sene öncesinden hazırlanmış bir anayasa mevcut olmasına rağmen, ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda anayasa hazırlayıp hayata geçirmesi takdir edilecek bir durumdur. Bunda büyük rolü olan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev böylelikle ileri görüşlü bir devlet adamı vasıflarına sahip olduğunu ortaya koymuştur. Gelecek yıllarda Türkiye'nin yeni anayasasının taslağını hazırlayacak hukukçuların gelişmiş ülkelerin anayasalarını incelerken Kazakistan anayasasından da ilham alacakları muhakkaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



