Yazımın başlığı Kürt'lerin kendi kendilerini yok edişi olacaktı. Bu, spesifik bir konu gibi kalacaktı. Bu özel durum, konumundan ötürü özel bir duyarlılık gerektiriyor. Günümüzün önemli sorunlarından belki de başında gelmekte.
Kavmiyetçilik yeni başlayan bir süreç değil. Üç yüz yıla yakın bir zamandır insanlığın en temel sorunlarından biri. Batı kültürü, kendi himayesinde bulunanları ruhen ve aklen yeterince doyuramıyor. Batı'da aydınlanma çağı diye bilinen kiliseye ve Hıristiyanlığa başkaldırı, bağlı bulundukları düşüncenin onları ikna edememesi ve doyuramaması. Bu yüzden kiliseye karşı büyük bir savaş başladı, bunda büyük ölçüde de başarılı olundu. Kilisenin ve mevcut Hıristiyanlığın yetersizliği, onları yol ayrımına getirdi, birbirlerine alan belirlediler. Bu alanın dışına çıkmamaya da özen gösterdiler. Laikliğin, sekülerizmin doğuşunun temelinde bu vardır. Tabii, bu onları gene de rahatlatmadı. Karşılarında; bozulmayan, sağlam temelleri bulunan İslâm gibi güçlü bir din, Müslümanlar gibi sağlam bir karakter bulunmakta. Böyle olunca da kendilerinde yapılan reformların benzerlerinin Müslümanlar üzerinde de yapılması gerektiğidir. Yıllardır üzerinde durduğumuz konu Müslümanların kavmiyetçilikle nasıl çözüldüğü, olumsuz etkilerinin yaptığı tahribattır. Kavmiyetçilik Müslümanlar üzerinde uzun yıllar etkili olamadı. Ne yazık ki Batıllaşma sürecine girildiğinden beri Müslümanlar üzerinde çeşitli oyunlar oynandı, denendi beklenilen sonuç elde edilemedi.
Türkiye Cumhuriyeti laiklik adı altında kurduğu baskı, arzulanan sonuçları getiremedi. Devlet ile din ayrılığı Batıdaki gibi bir sonuç vermedi. Bu, İslâm düşünce sağlamlığı, kaynaklarının güçlü oluşu, Kur'an'ın bozulmadan, tahrif olmadan gelmesi onların niyetlerini gerçekleştirmedi. Sünnet ve hadisin bütün canlılığı ile yaşıyor olması da önemli bir neden.
İslâm milletini birbirinden ayırmanın en önemli unsuru günümüzde kavmiyetçiliktir. Uzun yıllar Türk kavmi eksenli dayatma, baskı kutuplarının oluşmasına neden oldu. Böyle olunca başka kavimler de kendilerine bir yer arama veya kendilerini ispata var kılmaya yöneldiler.
Günümüz Türkiye'sinin en önemli sorunudur, üstesinden gelememe gibi bir açmazı yaşıyor.
Bir kavmin köklerini aramak, onun ruhuyla özdeş olanda karar kılmak arasında bir bocalama yaşanıyor. Kürt'ler Türk'lere karşı bir kimlik arayışına girdiklerinden beri İslâm dışı bir yönelime girdiler. Bunu Türk'ler denedi başaramadılar. İslâm öncesi paganizm karşılık bulmadı. Bunu benimseyenler çok çok azınlıkta kaldılar. Onlar da zamanla bu düşüncelerinden büyük ölçüde vazgeçtiler.
Kürt kavmiyetçileri sosyalist bir gelenekten geliyorlar. Batı düşüncesinin etkisiyle ciddi bir savrulma yaşadılar. Kürt'ler bugün sosyalist gelenekte birlikte olduklarıyla ciddi bir çatışma yaşıyorlar ve iyice uzaklaştılar. Fakat Kürt'ler bu yeni süreçte Türk'lerin düştüğü tuzağa düştüler. Onlar da İslâm öncesi pagan kültürlere yöneldiler. Geçmişlerini orada arıyorlar. Kaldı ki sahiplendikleri Zerdüştlüğün bugün için hiçbir karşılığı yok, çürük ve dayanaksız bir kültür. Batı, kendi geçmişini bu anlamda sorgularken ve bunların çürüklüğünden ötürü rasyonel olana, akılcılığa yönelirken, Kürt'lerin böyle bir arayışa girmeleri yadırganası bir durum. Kürtçülüğün öncüleri zaman zaman "köklerinin Zerdüştlük olduğu"nu ileri sürüyorlar. Bununla yetinmiyorlar onun felsefi temellerini oturtmaya çabalıyorlar. Bu, onları bir kimliğe kavuşmaları anlamına asla gelmez. Bu, Kürt kavminin sonunun başlangıcı sayılabilir. Zerdüştlük bugün için ne insan aklına, ne de ruhuna hitap eder. Bu iddiada olanlar, geçmişte Türkçülük iddiasında olanların asimilasyon yoluyla yaptıklarının bir benzerini yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti seksen yıl boyunca Kürt halkını onca baskıya rağmen İslâm'dan uzaklaştıramadı. Fakat Kürtçüler son yirmi yıl içinde onlar adına çok daha büyük bir mesafe kaydetmiş bulunuyorlar. Kürt'leri İslâm'dan uzaklaştırmak, onları hem yalnızlaştırmak, hem temelsiz ve köksüz bir düşünceye sürüklemek, ardından da yok olmasına neden olmaktan başka bir şey yapmış olmazlar. Masalsı öğeleri bile bulunmayan bir kültürün nesine dayanılıyor ya da ona sarılınıyor anlayamıyoruz. Bu süreç Kürt'lerin tarih sahnesinde tamamen kişiliksizleştirilmeye zaman içinde de yok olmaya götürür. Oysa Kürt'ler sahih ve hakiki Müslüman'lardır. Bu yeni süreç onlara zulümden başka bir şey getirmez.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



