İsmet Özel'in bu mısrasını edebiyatımızda Fayrap dergisi tevarüs etmiş adeta. Derginin 11 ile 14 arası sayılarını Kültür Bakanlığına bağlı Lâdik İlçe Halk Kütüphanesinde okuma fırsatı buldum. Hakan Arslanbenzer yönetiminde neşredilen derginin neredeyse her sayısında ciddi bir eleştiri, polemik ve hatta aleyhte yazı göze çarpıyor. Dergi tabiatıyla savunucusu olduğu neo-epik şiirlerden ziyade bu tarz sert eleştiri üslûbuyla gündeme geliyor.
11. sayıda (Ocak, 2009) "Karagöz'ün arkasından Atlılar mı kovalıyor?" başlıklı yazı, Karagöz dergisi etrafında Hakan Şarkdemir ve Osman Özbahçe'yi hedef alıyor. Yazıyı Murat Küçükçiftçi kaleme almış. Yazının hareket noktasını, daha önce Atlılar dergisinde beraber olan ve birlikte hareket eden Hakan Arslanbenzer, Hakan Şarkdemir ve Osman Özbahçe ekibinden, Şarkdemir ve Özbahçe'nin ayrılarak yeni bir yola girmesi, Karagöz dergisini çıkarması oluşturuyor. Küçükçiftçi, her iki ismin de bilhassa Atlılar'daki şiirlerini ve yazılarını hatırlatarak, bu ayrılık, neden sorusunu soruyor. "Karagöz dergisinin bulunduğu yerin ne sahtelikte olduğunu görmek için allame-i cihan olmak gerekmiyor" cümlesiyle Küçükçiftçi, "sahtelik" vasfını uygun görüyor, Karagöz'e. Özbahçe'nin Karagöz'de yayınlanan yazıları için de "yüzeysel, harcıalem eleştirinin doruğuna ulaşıyor" ifadesi kullanılıyor. Yine derginin bütünü için, "yüzeyselliği ilke edinerek" tarzında bir eleştirinin yazılması Fayrap'ın Karagöz'ü hep yüzeyde kalmakla şiirin ve eleştirinin derinliklerine ulaşamamakla itham edeceğini işaret ediyor.
Fayrap'ın 12. sayısında (Şubat, 2009) eleştiri okları ise Heves dergisine yöneliyor. Ali Düz ve Murat Sözer'in kaleme aldığı "Çok renkli, az bahaneli, iktidarsız, Heves nereye koşuyor?" başlıklı yazı nispeten Karagöz'e yöneltilen eleştirilerden daha ılımlı bir yaklaşım sergiliyor. Zira burada Arslanbenzer'le uzun dönem birlikte olmuş ve sonra ayrılmış bir ekip yok. Yazı, Heves'i bütün yönleriyle zaafları ve imkânlarıyla değerlendirme prensibi üzerine kaleme alınmış. Yine de "deneysel şiiri" savunan Heves için pek olumlu cümlelerin kurulduğunu söylemek zor. "Heves'teki dağınıklık ve yönsüzlük devam ediyor" cümlesiyle derginin birlik ve beraberlik oluşturamadığı şiirin münferit çabalarla sürdüğü vurgulanıyor.
13. sayı (Mart, 2009) bütünüyle kavgaya ayrılmış ve kavga için çıkmış gibi. Zira başka sayılarda farklı isimler tarafından yazılar yerine, bu sayıdaki "Kavga ve edebiyat" başlık yazı, yönetmen Hakan Arslanbenzer imzasını taşıyor. "Kavgasız edebiyat olmaz!" ilkesini öncekilerden aldıklarını, yine bu ilkeyi sonrakilere taşıma derdinde olduklarını vurguluyor, Arslanbenzer. Yine, "Heves, Karagöz" gibi dergilerin zevkçi-eğlenceci olduklarını belirtiyor. Bu yazı, bir kavga çıkarmak yerine Arslanbenzer'in savunduğu şiiri, temellendirmek, biçimci şiire karşı kendi tarzını kuvvetlendirmek üzerine kurulmuş. Kavgada yumruk sayılmaz hesabına göre, yazıda yönetmen karşı tarafa olabildiğince ve alabildiğince yumruk atıyor. Yine bu sayıda "Baki Asiltürk yalan söylüyor" başlıklı Mehmet Fatih Çelikkaya'nın kaleme aldığı yazı aynı sertliğin, aynı üslûbun korunduğunu, yumrukların daha sıkı vurulduğunu gösteriyor. Çelikkaya, Asiltürk'ü; "Küçük hesapların peşinde akademik taraftan bahsederken akademik körlüğe düşmekle" suçluyor ve "Asiltürk yaptığı bu işlerin hesabını bir şekilde ödeyecektir" cümlesiyle onu açık bir hedefe koyuyor.
En sert yazı ise 14. sayıda (Nisan, 2009) Hece dergisi için kaleme alınmış. Ömer Yalçınova imzasını taşıyan yazının başlığı şöyle; "Eleştiriden kaç, iltifata yanaş, Hece'nin on iki yılı". "Hece hınç dolu bir dergi" cümlesi neredeyse yazının ana fikri gibi. Hece'nin hedefinde başından beri, bir isim vardır: İsmet Özel. Hece'de yazmanın ilk şartını Yalçınova şöyle açıklıyor: "İsmet Özel'e karşı iyi duygular beslememek." Hece'nin şiir anlayışı ve şiire yaklaşımı üzerine de çok sert ifadeler kullanıyor yazar. Hece'yi "şiir ve şair yutan bir dergi; şiiri göstermez, sömürür; siyasetsizleştirir" ifadeleriyle eleştiriyor. Hece'nin her sayısında yer alan dosyaları, "okuyucuya işkence veren dosyalar" şeklinde itham ediyor. "Hece'den bir şey olmaz" cümlesi 150 sayıyı geride bırakan bir dergi için fazlasıyla sert bir yargı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



