Siyonist İsrail, bugünlerde dünyanın gözleri önünde, Gazze'de tarihin en kanlı soykırımlarından birini daha gerçekleştiriyor. İsrail askerleri, kadın-erkek, yaşlı-çocuk ayırt etmeden Filistinli Müslümanları katlederken, Siyonist devletin yöneticileri de insanlığa dair hiçbir değer taşımadıklarının örneklerini birer birer ortaya koyuyorlar.
İsrail'in nasıl kana susamış bir vampir olduğunu net biçimde ortaya koyan örneklerden biri geçtiğimiz günlerde CNN International televizyonunda yaşandı. CNN International'daki The Situation Room programına katılan İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Gazze katliamı ile alakalı olarak kendisine yöneltilen "Gazze'de ölen Filistinlilerin terörist olduğunu söylüyorsunuz ama ölenler arasında birçok Filistinli çocuk da var" sorusuna tüm soğukkanlılığı ile "onlar da büyüdüklerinde terörist olacaklardı" cevabını verdi. Aslında bu Livni'nin ilk şaşırtan cevabı değil. İşgalci İsrail, iki yıl kadar önce, Hamas hükümetine karşı ekonomik ve siyasi ambargo başlattığı dönemde de buna benzer bir yaklaşım sergilemişti. Ambargonun iyice bunalttığı günlerde birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu, memur maaşlarının ödenmesi ve insani ihtiyaçların karşılanması için, Hamas yönetimine para yardımında bulunmuştu. Ancak toplanan para bir türlü Filistin'e ulaştırılmadı. İşgalci İsrail'in Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin bu konuyla alakalı bir soruya verdiği cevap ise insanı dehşete düşüren cinstendi: "Şimdi Filistinli çocukları Hamas'a ait öğretmenler mi eğitsin?"
Livni'nin bu soru üzerine kendi kendinize "Hamas'ın öğretmenleri, Filistinli çocuklara ne anlatıyor ki, işgalciler bu kadar tepkili" diye sorabilirsiniz. Bu sorunun cevabı Nablus Büyükşehir Belediye Başkanı Adli Yasih ile yaptığımız görüşmede verdiği bir örnekle yatmaktadır. İsrail'in sadece Filistinlileri değil, Filistin'deki Osmanlı varlığını da yok etmek istediğini söyleyen Adli Yasih, "Hamas yönetiminin öğretmenleri tarih kitaplarında Türklerin işgalci olarak anlatıldığı bölümlere gelindiğinde, Filistinli çocuklara; 'Burada yazan bilgiler doğru değil, Türkler bizim kardeşimiz' diyerek düzeltiyor ve öğrencileri bu bölümünden sorumlu tutmuyorlar" demişti.
***
Gazze'de katliam aralıksız devam ederken, Müslüman ülke yöneticilerinin aksine, halklar bu kanlı şarlatanlığın durdurulması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Dünyanın her bir köşesindeki Müslümanlar gibi, Türkiye'deki Müslümanlarda sokaklara döküldü. İstanbul'dan Van'a, Bayburt'tan Diyarbakır'a kadar her şehirde Siyonist İsrail'e karşı Filistin'e destek mitingleri düzenleniyor. Pazar günü, Saadet Partisi öncülüğünde, Çağlayan Meydanı'nda da tarihi bir miting gerçekleştirildi. Bir buçuk milyon'dan fazla insan tek yürek olup haykırdı: "Katil İsrail; yeryüzünden defol!"
Elli yıl öncesini düşündüğümüzde, özelde dünyanın genelde Türkiye'nin verdiği, bu tepkinin çok önemlidir. Ne demek istediğimizi anlamak adına Hüsrev Hatemi'nin, Dergâh yayınlarından çıkan Anıcak Ol Meclisi isimli eserinde yer verdiği bir anısına göz atmamız yeterlidir. Hüsrev Hatemi, 1950'li yıllara ait bir anısını şu şekilde anlatır: "Bir arkadaşımla İnci sinemasına gitmiştik. O yıllarda, film başlamadan önce 'Dünya haberleri' gösterilirdi. Bu haberler sırasında, İsrail askerlerinin bir Mısır tankını, içindeki ölü Mısırlılarla birlikte ele geçirdikleri ve ellerindeki İsrail bayrağını açarak tank üzerine çıktıkları gösterildi. Salondaki alkış gürültüsü kulaklarımdan hala gitmiyor. Haberler bitip asıl film beklenirken, yanımdaki arkadaşa bu sahneyi niye alkışladığını sordum. Günümüzde tanınmış bir doktor olan bu kişi, "Yok artık, bir de Arapları mı tutuyorsun? Onların Birinci Dünya Savaşı'nda bize yaptıklarına karşı benim alkışım az bile" demez mi?" [Sayfa 63]
Bugün Türk halkı, işgalcileri alkışlamayı bir kenara bırakıp, % 95 gibi büyük bir çoğunlukla, asıl tehlikenin İsrail ve Amerika olduğu kanaatine sahip olmuşsa, bunda Milli Görüş hareketi ve Sayın Erbakan'ın inkâr edilemez bir payı var.
Bu önemli noktayı hatırlattıktan sonra gelelim Çağlayan Meydanı'nın talebine... Kurulduğu 1948'den beri insanlığın başına her gün artan yeni dertler açan İsrail gecekondusu artık gündelik, geçici tedbirlerle önlenemez bir hal aldı. İnsanlığın çürük köpek dişi artık tedaviye cevap vermiyor. Yapılacak tek bir şey var: Çürük dişi çekmek!
Bu sebeple yaptığımız çağrıyı yineliyoruz: İstanbul, Gazze ve Kudüs'ün güvenliğini sağlamak adına yapılacak ilk şey, tüm insanlığa zarar vermeye başlayan, gözü ve gönlü kirleten bu gecekondunun en kısa zamanda yeryüzünden kaldırılmasıdır. İşgalcileri, kanlı şarlatanlıkları ile birlikte tarihin çöplüğüne göndermek, insanlık adına gerçekleştirilecek en soylu eylemlerdir. İsrailsiz bir dünya çok daha huzurlu ve güvenli olacaktır. Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı ve Genelkurmay Başkanı'nı göreve davet ediyoruz: Türk ordusu Gazze'ye... Türk ordusu Kudüs'e...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




