"Kalkınma" adı altında ilerleyen süreç, toprakların ve kaynakların zenginlere verilmesine doğru evriliyor. Yoksulluk yok, çünkü borçluluk bunu örtmeye yetiyor. Üstelik işi bilirsen "teşvik" de ediliyorsun. Ortada hiçbir yolsuzluk da yok, çünkü; her şey masada ve akıl almaz ölçekte bir gündüz soygunuyla yüz yüzeyiz.
Bu durum, yapısal sorun olarak da, bir ihanet ve ahlaki sorun olarak da görülebilir. Yapısal olarak görenler, "müsait", ahlaki olarak görenler de "müşahit" olarak yaşamaya devam ediyorlar. Gözünü uzun vadeli bir politik hedefe dikenler bu müsaitliği arttırmaya yönelik müşahitliği de destekliyor üstelik. Ve hepsi biliyor ki; bu durum büyük bir ihtimalle yakın gelecekte büyük problem haline gelecektir. Ve asıl problem ise, "herkes çoğunluğun görüşüne uyacak" mantığının topluma yerleşiyor olmasıdır. Militan bir demokrasi istemeyenler, herkesi susturmaya başlarsa ne olacak?
Şiddet içermeyen, direnişin vaktidir. Ve bunun ziyadesiyle etkili olabilmesi için, halkın gözünün önünde, kameraların önünde gerçekleştirilmesi ve orta sınıfa hitap eden talepler içermesi gerekiyor. Bunun için de, bütün malına mülküne el konulmaya aday (borçlu) milyonlar, aniden bu "kalkınma" hayallerinden uyandırılmalı ve her şeye rağmen savunmasız olmadıklarının farkına vardırılmalıdır. Çünkü, orta sınıf mücadeleye dahil edilmezse, şiddet içermeyen direniş, demode kalacak, gaddarlığın her türlüsünün gerçekleşeceği dağınık bir ayaklanma sonrasında ise yoksullar kazanamasa da zenginler kesinlikle kaybedecektir. Ve şölen de sona erecektir.
Bu şölen bitmesin diye Batı, statükoyu şu ya da bu şekilde korumak için kurnazca aldatmaya, eski despotları, geliştirilmişleriyle, despotizmin daha az aşikâr bir çeşidiyle değiştirmeye ve işbirlikçiler tarafından üzerlerinde yıllarca baskı uygulanan halkın öfke ve enerjisini emerek dikkatle etkisiz hale getirmeye çabalıyor. Despotizm, acemilerin şifresini çözmesinin kolay olmadığı çok daha karmaşık bir biçimi olan "pazar dostu"versiyonuyla değiştirildiğini bilmeyen insanları narkozlamaya devam ediyor. Ancak, bu insanlar kendilerine yanlış modelin satıldığını kısa bir zamanda fark etmeleri durumunda şölen bitmiş olacak.
Bu şölenin bitmesi için, dünya üzerinde hiçbir gücün kendilerini koruyamayacağını bilen güzel insanları bekliyoruz. Bu insanlar, kafası yerinde, gardını almış ve haberlerle atılan zokayı yutmayan özelliklere sahip. "Bahar"ı başlatacak olan çiçekler onlar. Onlar, şöleni bitirecek enerjiyi toplamakla meşgul. Elbette bu yıllar alacak ama istediğini alacak kadar ferasetli bu insanlar için bu bir saadet.
Bu saadet, katakulliye getirildiğini ve kuşatıldığını çözümleyen insanların hakkıdır. Çünkü bu insanlar, kendi başına olduğunun farkına varan, yardım gelmeyeceği halde enerjisini koruyan ve bu enerjisinin nasıl, nerede ve ne zaman harekete geçireceğini bilenlerdir. İçi boş yöntemlerle milletlerine sadece zaman kaybettirenlere karşı, kendi muharebelerinde savaşmaya devam eden bu kahramanlar, katakulliye geldiğini anlayan ve dönenleri bekliyor. Karaya vuran denizanalarının denize fırlatılmamutluluğunu yudumladığı gibi...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



