Bu sezon lig tatsız, tuzsuz geçiyor fakat büyük maçları izlemenin keyfi bir başka oluyor. Beşiktaş-Fenerbahçe, Beşiktaş-Galatasaray ve Trabzonspor Beşiktaş maçlarından çok keyif aldık. Hani süper lig büyük maçlarla sınırlı olsun diyesimiz geliyor. Bazı maçlarda zaman zaman iyi futbol sergileniyor ama genel olarak ligimizin kalitesi oldukça düşük. Seyir zevki az, keyifsiz maçlar izliyoruz. Fakat nefes kesen dev maçta ne ararsanız vardı. Heyecan, bol pozisyon, kaçan goller, kırmızı kart, penaltı, sayılmayan gol. Dev maçlarda bundan önce olduğu gibi adına yakışır bir maç izledik. İnter maçının yorgunu Trabzonspor, siyah beyazlılara karşı gol yollarında etkili olamazken dersine iyi çalışan organize olmuş Beşiktaş zorlu deplasmandan altın değerinde 3 puan almasını bildi.
Beşiktaş'ta saha içinde Quaresma yıldızlaşırken, saha dışında da Carlos Carvalhal'ı unutmamak gerekir. Portekizli hoca geldiğinden beri eleştiri okları hep üzerinde gezdi. Fakat son haftalarda yaptığı hamlelerle, oyuna katkısı inkâr edilemez. Rakibini çok iyi analiz etmiş. Trabzonspor'un tüm hücum aksiyonlarını engellerken bordo mavililer son dakikalarda Burak'ın kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyon dışında net pozisyon bulamadı.
Quaresma'nın maç öncesinde seromoniye çıkarken engelli bir Trabzonsporlu minik taraftara şefkatle sarılıp öpmesini ne kadar taktir etsek de gol sonrası yaptığı hareket yıldız oyuncuya yakışmadı. Böyle önemli maçlarda özellikle deplasmanlarda futbolcular ortamın gerilmemesi adına daha dikkatli olması lazım. Fakat Trabzonspor taraftarının da maçın başından itibaren Egemen'i yuhalaması da çok yanlıştı. Artık bunlara aşmamız lazım. Bir taraftar nasıl rakip takımın yıldız oyuncusunu takımında görmek istiyorsa kendi takımının yıldız oyuncusunun da başka bir takıma gitmesini normal karşılamalı. Yıllardır bizden giden düşmanımızdır mantığı ile profesyonelliği ve taraftarlığı anlamakta zorluk çekiyoruz.
Bordo mavili takımın en büyük handikapı Burak Yılmaz'a bağlı bir takım oluşu. Burak Yılmaz gol atarsa Trabzonspor maçı kazanıyor, atamazsa kaybediyor. Burak makine değil, bir yerde elbette stop edecek. Trabzonspor gibi bir takım Selçuk'un gidişiyle yan toplarda, kafa gollerinde sıfır çekiyorsa, Burak Yılmaz gol atamayınca takım maç kaybediyorsa oturup düşünmeli ve çareler üretmeli. Hakem elbette ki Trabzonspor'un golünü vermedi ve sonuca etki etti. Ama bu bordo mavililer için bahane olmamalı. Düşünün Trabzonspor'un golünü bir Beşiktaşlı atıyor. Şenol Hoca buna çare bulamazsa Trabzonspor bu sezon hayal kırıklığı yaşar.
***
Lider Fenerbahçe şampiyonluğa oynayan takımlar arasında en kötü kadroya sahip ve en kötü futbol oynayan takım. Bu sezon yaşadığı ağır travma sonucunda bulunduğu konum her ne kadar alkışa değer ise de oynadığı kötü futbol kimseyi memnun etmiyor. Fenerbahçe'nin mazereti büyük. Elindeki kaliteli oyuncuları satmak zorunda kalan yönetim takıma doğru dürüst takviye yapamadı. Her ne olursa olsun Emenike bu takımdan gönderilmemeliydi. Ancak Young Boys gibi takımların yıldız oyuncusu olabilecek Biennevu'nun sahada varlığı ile yokluğu belli olmuyor. Semih neredeyse jübile yapacak seviyede futbol sergiliyor. Varsa yoksa Alex. Koskoca Fenerbahçe Alex olmayınca pozisyon bile bulmakta zorlanıyor. Aykut Hoca yanlış tercihlerde inat ediyor. Kanatlardan yeterli destek gelmeyince kurtarıcı olarak Uğur Boral sahaya sürülüyor. Sivasspor karşılaşmasında Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusu Bilica oluyor. Hal böyle olunca tehlike büyük demektir. Bunların hepsi birleşince Fenerbahçe'den iyi futbol beklemek şansa kalıyor. Kötü oynarken kazanmak tabii ki çok önemli. Zaten Fenerbahçe takımı iyi futbol oynayarak değil, onurları kurtarmak adına verdikleri mücadele ile bu başarıyı elde ettiler. Yaşanan sürecin oyuncular üzerinde oluşturduğu psikolojik baskının da etkili olduğunu belirtelim. Fenerbahçe'nin devre arasında mutlaka takviyeler yapması şart. Aksi takdirde Fenerbahçe'nin bu sezon işi pek de kolay gözükmüyor.
***
Galatasaray ara transferde takviyeye ihtiyacı olmasına rağmen süper ligin en iyi kadro kalitesine sahip bir takım. Yine de ters giden bir şeyler var. Rahat kazanacağı maçlarda oldukça zorlanan sarı kırmızılılar futbol dışında agresif görüntüsüyle dikkat çekiyor. Servet, Sabri, Muslera, Engin ve Elmander ile 12 maçta 5. kırmızı kartın sahibi oldular. Beşiktaş maçında Melo ve Eboue tribünleri tahrik eden hareketlerini de dikkate alırsak bu futbolcuların önce takımına, sonra hocalarına ve son olarak taraftarlarına ihanet ettiğini görüyoruz. Fatih Hoca'nın futbolcuları böyle olmamalıdır. Galatasaraylı oyuncuların Türkiye'nin en iyi hocalarından Fatih Terim gibi önemli bir isim ile çalışma şansları varken, üstüne üstlük iki hafta sonra ezeli rakip Fenerbahçe ile çok kritik maçları varken böyle camianın ismine yakışmayacak hareketlerden kaçınmalılar. Galatasaray iyi bir teknik ekibe sahip. Kaliteli futbolcuları var. Moral motivasyonu en iyi durumda olan takım. Şampiyonluğun en büyük adaylarından. Sivasspor maçını kazanmasına kazandı ama iyi futbol oynamıyor. Zaman zaman iyi görünse de devamlılık sergileyemiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



