"Kar yağdı düştüğümüz hallere bak! Şehir kara teslim!" gibi bilumum geyiklere sardırmaya niyetim yok.
Ben karı seven biri olarak; karın soğuğunu, kokusunu, rengini, başta lapa lapa olmak üzere her türlü yağışını seven biri olarak girmem o konulara.
Kara hiç doymadım mesela. Beş, altı gündür yağıyor ama açlığım ilk günkü kadar taze. Ölmüş, bitmiş bedenimi kendine getirdi ya biraz, belki onun için. Ufak tefek hastalıklar, kırgınlıklarım kar yüzünü gösterdiğinden beri toz oldular.
"Hele çocuklar.."
Biraz da onlar adına devam etsin istiyorum galiba.
Şu ana kadar onlarla üç defa kara çıktık. İkisi, gece 22.00'da, diğeri sabah 09.00'da.
İnanılmaz eğlendiler. Onlara aldığım hiçbir hediyeye bu kadar sevindiklerini hatırlamıyorum. Kar en büyük hediye, en büyük sürpriz oldu onlara. Bu akşamda niyetim var. Kar çekip gitmeden birkaç defa daha çıkarız İnşallah.
Ne mi yapıyoruz?
Kartopu Allah'ın emri. Adama benzemese de, idarelik kardan adam. Poşet veya tahtayla kızak denemeleri.
Eee, çocuk daha ne istesin! Allahtan Kartalkaya'yı, Uludağ'ı bilmiyorlar; yoksa bizim parka çok bozulurlardı.
Bir ara Muhammed Emin, 'Baba Buz Devri'ndeki gibi her taraf filan diyecek oldu.. Olay başka mecralara kayamasın diye, 'he, ya!' sayhası arasında kartopu fırlattım. Mevzu kapandı.
Karın bize ettikleri
Kar yağıyor.
Usul, sessiz, dingin.
Sanki başıma değil de yüreğime, damarlarıma ve hatta mideme, evet mideme yağıyor.
Kar yağdıkça doyuyor ve ısınıyor, dinleniyorum. Kar yağdıkça diriliyorum. Nasıl bir mucize, nasıl bir kudret pırıltısıdır? Karı görüp de; onun yağdığını, hem üşütüp hem ısıttığını, hem öldürüp hem dirilttiğini görüp de, insan hâlâ daha evrim mevrim diye saçmalıyorsa, 'serbest bırak, rahvan gitsin' derim.
Haksız mıyım? Neyse..
Dışarıda kar yağıyor ya! Bütün ömrüm, geçen günler önümde sanki.
Bütün karlı günler. Bütün güneşli günler önümde. En çok da sevip kaybettiklerim, minik kar taneleri gibi yapışıp kalıyor göz çeperlerime.
Ne kadar ahirete göçmüş yakınım varsa önüm sıra yürüyor karda.
Şimdi kabirlerinin üstüne yağıyor kar. Belki yüzlerce, belki binlerce yıl bizim kabirlerimizin üstüne de kar yağacak.
Bu düşünmek zerre kadar korkutmuyor beni. Dahası, kar ölülerin en rahat ettiği mevsim gibi gelir bana. Sanki üşütmez de ısıtır, öldürmez de diriltir.
"Yine çocuklar"
Çocukları parktan eve almak çok zor.
Kardan ayrılmak istemiyorlar. Elleri, yüzleri donsa da oyun devam etsin istiyorlar.
'Ellerim yanıyor' diye ağlıyor kızım ve oğlum. Gözlerinden kalın damlalar süzülürken bile oyun devam etsin istiyorlar. Bence de haklılar ama hasta olmalarından korkuyorum..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



