Ahirzaman diliminde, hasef ve mesh zemininde yürüyoruz. Arapça Mesih'in kaynaklandığı kelime olan mesh aslında taç giyme ve giydirme, tarama ve gezmek gibi manalara geliyor. Noktalı ha ile yazılı olan mesh ise bozulma ve dönüşme ve istihale geçirme anlamına gelmektedir. Hadislerde ahirzaman işaretleri sayılırken hasef ve meshden sıklıkla söz edilmektedir. Allahu a'lem toprağın karakterinin değişmesine biz hasef diyoruz. İnsan karakterinin değişmesine ve manevi değişime de mesh diyoruz. Ahirzamanda gerçekten de sık sık hasef denilen göçükler ve yer sarsıntıları ve değişimler vukua gelmektedir. Lakin hasef fiziki karakterli olup mesh ise büyük ihtimalle metafiziki yani manevi karakterlidir. Kur'an-ı Kerim dolaylı ifadelerle Yahudilerin domuz ve maymunlara dönüştürüldüklerine yani fiziki olarak mesh işleminden geçirildiklerine temas etmektedir. Lakin müfessirlerden bir kısmı bunu fiziki olarak anlasa da diğerleri manevi olarak değişime ve huy ve ruh iklimindeki değişime yormaktadır. Fiziki değişim yerine manevi veya ruhi değişim anlaşılmıştır. Hangisi olursa olsun; geçmiş milletler mesh işleminden geçirilmişlerdir ve özellikle de Yahudiler! O halde, toprağın karakterinin değişmesine hasef insanın karakterinin değişimine mesh diyoruz. Peygamberimiz 'daul ümem' kavramıyla bizim de diğer ümmetlerin geçtikleri yerden ve köprülerden geçeceğimizi ve hastalıklarına düçar olacağımızı ifade etmiştir. İbni Haldun'un deyimiyle mağluplar galiplere öykünürken Müslümanlar da geçmiş milletlere öykünecek ve onların hastalıklarını kapacaklardır. Bu hastalıklardan birisi de mesh hastalığıdır ya da karakter değişimidir. Günümüzde bin bir surat ve çeşit çeşit karakter katili ve ruh katilleri vardır.
Son dönemlerde muazzam bir karakter katliamı yaşanmaktadır. Hadislerde anlatıldığı gibi, insanlar akşam yatıp sabah Müslüman kalkacak lakin akşama münkir kesileceklerdir. Bu, karakter dönüşümüne yani meshe işaret etmektedir. 28 Şubat süreci işte bu tarz bir karakter kıyımına sahne olmuştur. Bir kurşun atmadan kitleler değişmiş ve karakter katliamına ve soykırımına uğramıştır. Fİziki bir şey isabet etmemiş ama metafiziki olarak bir katliam yaşanmıştır. Bu hem sol kitlelerde hem de dini kitlelerde yaşanmıştır. İster yakıştırma isterse gerçek olsun dindar kitleler arasında 'radikal' olarak ifade edilen gruplar zamanla istihale geçirmişler ve bir on yıl içinde liberal olarak anılmaya başlanmışlardır. Esasında hepsi de sahte ünvanlar mesabesindedir. Hatta Radikal gazetesi için birisi ' Radikal hiçbir zaman radikal olmadı' diye serzenişte bulunmuştur. 28 Şubat öncesinde 12 Eylül'de de sol kesimin başına böyle bir afet gelmiş ve ideolojik tabanları ve altyapıları çökünce kitle halinde değişmişler ve liberalleşmişlerdir. Bugün sözgelimi Taraf gazetesi kategorize edilememektedir. Karakteri analiz edilememektedir. Kimileri gazeteyi tanımlamak için sol tabirini kullanırken kimileri de liberal tabirini kullanmaktadır. Dolayısıyla mesh rüzgarıyla dönüşüm geçirmişler ve kitleler halinde karakter kaybına uğramışlardır. İslami kesimlerde de kum tepecikleri ve yığınakları gibi olan 'radikal' gruplar istihale geçirip sonunda liberal olarak yaftalanmıştır. Şimdi radikal kesimden gelen İslamcılarla eski solcu veya yeni liberaller aynı potada ve küresel eritme kazanında buluşmuşlardır. Mesh rüzgarı melting pot /eritici kazan haline gelmiştir. Kimyaları eriten bir çağda yaşıyoruz. Bu modernizm iksiri değil de asitidir. Bu asit ruhları çürütüyor ve onları tanınmaz ve silik hale getiriyor.
Peki neden böyle oldu? Radikallerin dönüşüm sebebi dini kendi arzuları için ve kendi emelleri için istemeleridir. Halbuki, din münhasıran Allah için istenilir. Dini kendi için ve kendi arzuları için istemek teslimiyeti engelliyor ve ihlası kırıyor. Dolayısıyla dindarı müşevveş yani zombi haline getiriyor. Günümüzde tabiatta bakir alan kalmadığı gibi insanlarda da günahla tanışmamış sineler kalmamıştır. Yaşadığımız dünyada dağların yürüdüğüne ve yerlerinden koptuğuna şahit olurken keza kitlelerin manevi göçüne de tanıklık etmekteyiz. Mesh; mankurtlaşma halidir, diyebiliriz. Dünyamız küresel bir mankurtlaşma hali yaşıyor. Kıyamet sahnesi öncesinde hasef ve mesh halini yaşıyoruz. Allah eskilerin tabiriyle, cümlemizi mezalim-i akdamdan yani ayak kaymasından korusun.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



