Sovyetler Birliği'nin dağılışından beri Kafkasya'da çözüme kavuşamayan Dağlık Karabağ'da 23 Mayıs 2010 tarihinde hiçbir hukuki dayanağı olmayan seçimler gerçekleştirilmiştir. De-facto olarak varlığını sürdüren Karabağ yönetimi Karabağ'ın bağımsız bir yönetim olduğu mesajını vermek için hiçbir devlet ve uluslararası organizasyon tarafından kabul görmeyen bir seçim gerçekleştirmiştir. 1993 yılından beri beşincisi düzenlenen seçimler için 4 parti ile 45 aday 33 sandalye için yarışmış ve Özgür Anavatan Partisi büyük farkla başarı elde etmiştir. Karabağ'da gerçekleşen bu seçimler bölge genelinde ilginç tartışmalar başlatmıştır.
Stratejik Düşünce Enstitüsü'nde yaptığımız araştırma ve konuyla ilgili vardığımız sonuçlara göre, Karabağ'daki rejim özellikle Minsk Grubu'nun barış sürecinde yeni bir açmazın doğmasına sebebiyet vermiştir. Azerbaycan bünyesindeki Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan hukuklarının hiçe sayılarak Ermeni işgaline uğraması ve bugün bağımsız bir devlet gibi hareket ederek seçimler düzenlemesi uluslararası camianın sert tepkisine yol açmıştır. Karabağ'daki Azerbaycanlı topluluğun seçim meselesine yaklaşımı öncelikli olarak Ermeni işgalcilerin mevcut bölgeden çıkarılmaları, bölgeden zorunlu olarak göç ettirilmiş olan Azerbaycanlı ahalinin geri dönüşünün sağlanması ve Azerbaycanlı ve Ermeni toplulukların yeni bir düzenle bir arada yaşamalarının sağlanması yönünde olmuştur. Bu şartlar sağlandıktan sonra herhangi bir seçim meşru olabilecektir. Bu maddeler gerçekleştirilmeden yapılan herhangi bir seçim hukuksuzluğun devamını sağlayacaktır. Konu, Minsk sürecinin gelinen son noktası olan Madrid Prensipleri çerçevesinde değerlendirilirse barış görüşmelerinde Ermenistan'ın tek taraflı tutumu yeni açmazları meydana getirecektir. Seçim sonrasında Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan seçimlerin son derece özgür ve hukuki olduğunu ve meşru bir yönetimi meydana getirdiğini belirtmiştir. Pek çok bağımsız gözlemcinin de seçimlerde yer aldığını belirten Nalbandyan, sorunun çözülmesi için uluslararası camianın Karabağ'ın yeni yönetimiyle iyi ilişkiler geliştirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Karabağ'ın meşru olmayan yönetimi Başkanı Bako Sahakyan da seçimlerin özgürce gerçekleştirildiğini belirterek Karabağ'ın bağımsızlığının dünyaca tanınması ve Karabağ halkının iradesine saygı duyulması gerektiğini belirmiştir.
Gelinen noktada başta Türkiye, Azerbaycan ve Rusya olmak üzere Minsk Grubu'ndan pek çok ülke ve uluslararası organizasyonlar seçimin hiçbir hukuki dayanağının olmadığını ve sonuçlarının da hiçbir tarafı ilgilendirmeyeceğini belirtmişlerdir. Azerbaycan durumu sert bir dille kınamış ve Birleşmiş Milletler'in de aynı tepkiyi göstermesini istemiştir. AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı), Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, ABD ve Rusya da seçimlerin sorunu çözmek konusunda herhangi bir etkiye sahip olmayacağını, tam aksine çözümsüzlüğün devam etmesine sebep olacağını belirtmişlerdir. Sorunun çözümü için mevcut gidişatın devam etmesi gerektiğini vurgulayan taraflar, meşruiyetin sağlanması için Madrid Prensipleri'nin Ermenistan tarafından kabul edilmesi gerektiğini belirtmektedirler.
2007 yılında oluşturulan ve geçen yıl kamuoyuna tam metni sunulan Madrid Prensipleri'nde yer alan tavsiyelere göre şu ana dek tarafların pek çok sorunu halletmiş olmaları ve Karabağ'ın yeni statüsü için anlaşmaya varmış olmaları gerekmekteydi. Tavsiyeler kısmında yer alan maddelerin Ermenistan'ın attığı son adımlarla gerçekleştirilmesi daha da zorlaşmıştır.
Ermenistan takındığı tavırdan dolayı yeni dönemde çeşitli baskılara maruz kalabilir ve bölgedeki konumunu kendi iradesi dışında dış müdahaleye açık hale getirebilir. Bu konuda Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde Türkiye'nin Karabağ şartına yöneltilebilecek herhangi bir itirazın önemi kalmamıştır. Tek taraflı olarak bölgenin bağımsız olduğunu dünyanın kabul etmesi gerektiğini belirten Ermenistan, yakında atacağı adımları yine uluslararası camianın tavırlarına göre belirleyecektir. Bağımsızlığından beri Rusya yönlendirmeli siyaset izleyen Ermenistan, Rusya'nın sahip olduğu tutum dolayısıyla da umduğu desteği göremeyecektir. Azerbaycan merkezli olarak ABD etkisinin artmasıyla konumu daha da zorlaşan Ermenistan, prensiplerin kabulü konusunda içeriden de baskıya tabi tutulabilir. Bugün Ermeni halkının yaşadığı iktisadi sıkıntılar sosyal buhranı beraberinde getirmekte ve Karabağ meselesi halkın büyük çoğunluğu için eski önemine sahip olmamaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



