Biz, güdük devenin kuyruğuna
Karın çıktığı günlerden geldik.
Camiye kar tünellerinden
Gidildiği günlerden kaldık.
Geceleri kara pekmezle beyaz karı
Karıştırıp karlı pekmez yenirdi
Toprağın bembeyaz karla örtüldüğü
Bacaların simsiyah dumanla tüttüğü
Pencerelerden poyrazın öttüğü
Sert ve sevimli günlerden geldik.
Takar mıyım ben bu karları kışları
Yer beyaz, hava gri
Kuşlarsa çırpınıyor
Bir ileri bir geri
Camdan Arap kızı bakmıyor
Sokak lambalarının aydınlığında
Karlar buluyor konacak yeri.
Baba, iki kızını evlendirir.
Damatların biri çiftçi biri çömlekçi
Yağmur yağarsa çiftçi kızının yüzü gülecek
Yağmazsa çömlekçinin
Baba hangisi için dua edecek?
Yağmur ve kar
Bizim isteklerimize göre yağsaydı
Helak olurdu dünya.
Kar yağarken kâr yağıyor
Karayerin yüzü aydınlanıyor
Karaborsacı dünyayı karalara boğarken
Topraktan bereket ağıyor.
Karada iz bırakmalı
Karda iz değil
Karın ömrü az olur
Karada iz bırakmalı
Karda düşmekten korkmayın
Kar yumuşaktır
Kara kafirin eline düşmekten korkun
Kalbi taştan katıdır.
Dağ geçitleri karla kapansa
Bir lodosla erir gider
Gönül dağı kapanırsa kâr ile
Gönüle fesat girer.
Karın nefesi girer kapılardan
İsa nefesi gibi
Ağartır yüreklerimizi
Lokman devası gibi.
Güneşi görünce kar
Erir de ırmak olur akar.
Parayı görünce yar
Erirse paraya tapar.
Damla denizde inci
Damla gökte kar
Yerde akmayan su,
Havada yakmayan nar
Çölde kar fırtınası
Gölde kar fırtınası
Gönülde yar kasırgası
Olmadan çekilmez dünya
Yanan yüreklerimizi serinletir suyuyla kar
Yerin bağrı da yanınca yağardır kar.
Su, denizde dalga, kışta buz
Havada nem, gökte kar,
Olurken yeni bir mucize aramaya ne gerek var.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



