Sinan Aygün, Ergenekon davasının savunmasında "Benim darbe ile işim olmaz. Ben, kapitalizmin temsilcisiyim. Beni, para ilgilendiriyor" demiş, (söz konusu dava ve hakkındaki suçlamaları bu işin meraklılarına bırakırsak) ki bu sözünde samimi olduğu söylenebilir. Çünkü, iş dünyasının yaygın hissiyatı ve tavrı gerçekte budur. Dünyanın neresine giderseniz gidin, mevcut küresel hakim sistemin işlediği her yerde, salt para ile ilgilenen, kapitalist tanımının içini dolduran işadamları, girişimciler, sermaye sahipleri vardır.
Sinan Aygün, açık yürekli davranmış veya savunmanın verdiği bir refleksle o sözü söylemiş olsun. Nihayetinde, doğru bir noktaya parmak basmış. Dünya genelindeki mevcut ve hakim ekonomik sistem, tek tip bir sermayedar, iş adamı ve girişimci oluşturur ve bütün bunları kapitalist tanımına sokabiliriz. Sinan Aygün, kapitalizmin temsilcisi olmayı olumlu manada mı kullanıyor, bilinmez. Ancak, kapitalizmin haktan, hukuktan, adaletten, adil paylaşımdan, küçük bir azınlığın menfaatlerini büyük çoğunluğunkine yeğ tutmaktan ve dahi sömürüden yana olduğunu birisinin hatırlatması gerekiyor.
Kapitalist tabirini kendine yakıştıramayan ama hal, tavır, kafa yapısı ve davranış olarak bire bir uyanlar var bir de. Öyle ki, hem mevcut küresel hakim sistemin erdemlerini, faziletlerini, ne kadar da mükemmel olduğunu ve uygulamayanların da uygulaması gerektiğini söylüyorlar, tabir-i caizse bir bakıma kutsuyorlar, hem de işin adı konunca hoşnutsuzluk gösteriyorlar. Her fırsatta, paradan para kazanmanın kibar söylenişi olan finanstan, finans merkezi olmaktan bahsediyorlar. Buldukları her imkanı rantla ilintilendirmeye çalışıyorlar, ancak kapitalist denince de kızıyorlar. Sinan Aygün, en azından açık yürekli davranmış, ancak neticede övünülecek bir şey de değil kapitalizmin temsilcisi olmak.
Günlük hayattan bir somut örneği düşünelim. İstanbul'da hayatı resmen felç eden kar yağışına rağmen ve binbir türlü zahmet çekerek yollarda perişan olan insanları düşünün. Hiçbirinin işyeri veya patronu da kalkıp "bugün de gelmeyin" dememiştir muhakkak. Şahit olduğum birçok örnekte, tam tersine, "niye geç kaldın?" gibi, "ne olursa olsun gel" gibi karşılıklar vardı bu insanlara. İşte bu kapitalist zihniyettir, insana değer vermeyen, bir köle gibi gören ve dünyanın kibirli bir patron veya kıytırık bir şirket için döndüğünü sanan. İnsan, sadece bir istatistiktir kapitalizmde. Varsa yoksa şirket vardır, şirketin para kazanması vardır, patronun cebini doldurması vardır, ancak çalışanların menfaati, çalışanların da birer insan oldukları yoktur.
Bu itibarla, Sinan Aygün'e birisi hatırlatmalı kapitalizm illetini. Savunma hissiyatıyla söylenmiş bile olsa, kapitalizme sığınmak pek de doğru değil.
Çöken sahil yolu
Karadeniz Sahil Yolu, Salı günü Artvin Hopa civarında yoğun kar yağışı ve şiddetli dalgalar sebebiyle çöktü. Burada, "her yapılanı eleştiriyorsunuz" ucuzluğuna ve "her yaptıkları yanlış" önyargısına saplanmadan bazı şeyler söylemeli. Mesela, kağıt üzerinde bakılınca "Sahil Otoyolu" insana çok afili gelebilir. Ancak, ekolojik kaygılar sebebiyle bu yolun yapımına karşı çıkanların söylediği gibi bu yolu yaparak doğaya müdahale etmenin sonucu da daima böylesi sonuçlar olacak. Dağlardan gelen suların denize ulaşmasını engellemenin neticesinde daha çok yollar çökecek. Karadeniz'de son yıllarda sıklıkla tekrarlanan sel baskınları da, doğaya benzer müdahalelerin neticesi zaten. İkaz eden bilim adamlarını, tepki gösteren yöre halkını dinlemeyince sonuç kaçınılmaz oluyor tabii.
Birtakım eleştiriler üzerine hemen "Boğaz Köprüsü'ne de karşı çıkılmıştı" demek, ortadaki kabahati örtemez. Bu ülkenin kaderi, göz göre göre gelen musibetler ile ders almasını ve eleştirilere tahammül göstermesini bilmeyen idareci-yöneticiler olmaktan çıkmalı artık.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



