Kapitalizm çökerken 'dünya düzeni değişiyor' dedik ya; bu son zalim sömürü dünya düzeni ne zaman kuruldu, ona bakalım. Yıl 1944, İkinci Dünya Savaşı'nın son demleri. New Hampshire denen küçük bir kasabada, Mount Washington otelinde, 1944 yılında Bretton Woods Anlaşması imzalandı. İkinci Dünya Savaşı, daha doğrusu İkinci Paylaşım/Sömürü Savaşı sürerken, 44 ülkeden 730 delege işte o otelin çatısı altında yeni sömürü kuralları ve kurumları yeniden tanımlandı. Bu anlaşma uluslararası para sistemini yeniden oluşturdu. Ancak, 1971 yılında bu anlaşma da çöktü ve DOLAR sömürü krallığını yani karşılıksız basılmakta olduğunu ilan etti. Sömürü çarkı oradaydı, sopa ondaydı, güç ondaydı ve karşılıksız para basarken sömürü sermayesine hesap sorulamazdı...
TÜRKİYE özellikle 1950'lerin başından ve başlangıcından itibaren bu sömürü çarkının içine çekildi veya itildi. Öylesine itildi ki, aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen sömürü süreci bir türlü sona ermedi. Aksine, kar topu misali yıllar boyu yuvarlandıkça büyüdü, büyüdü, devasa boyutlara ulaştı. O zamana kadar Osmanlı döneminden kalan ve koca imparatorluğun yıkılmasında en önemli etken olan borçlanma belası bilinse de, borçlarından daha yeni kurtulan ülke yeniden borç bataklığına çekildi. Sırasıyla hatırlayalım: Ne Menderes'i, ne Demirel'i, ne Ecevit'i, ne Özal'ı, ne Çiller'i, ne Yılmaz'ı, ne de Erdoğan'ı bu "zalim borçlanma sömürü düzeni"ni değiştirme yolunda en küçük bir adım bile atmadılar, atamadılar. Tam tersine daha da katmerleşip adeta kangrenleşmesi ve pekişmesi yönünde çabaladıkları için yönetimde oldular. AKP'nin 2001 krizi sonrası gelivermesi de bu sömürü sürecinin bir parçası oldu. Bu uzun dönemde sadece ERBAKAN farklı bir ses olarak "ADİL DÜZEN ve ADİL EKONOMİK DÜZEN" şimşeğini çaktı.
Onlar mekr/plan yapıyor ama O da mekr/plan yapıyor ve O mekr yapanların en hayırlısıdır. Her şey gibi bu zalim sömürü düzeninin sonu gelecektir. Yoksa gelmeye başladı mı? Baksanıza, en baba iktisatçılar tarafından gelen son kriz, "krizlerin anası" olarak tanımlanıyor. Krizlerin anası bu suni kriz ise, asıl "baba kriz" geldiğinde kapitalizmin hâlini ve sonunu şimdiden merak ediyorum doğrusu. Nitekim karşı direniş başladı bile. BRIC ülkeleri denen Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkeler karşı atağa geçtiler, gizli veya aşikâre "kriz zirveleri" düzenliyorlar. Bunlar da 20'nci yüzyılın ortasındaki Bretton Woods anlaşmasına karşı, 21.'inci yüzyılda düzenlenen alternatif ve yeni Bretton Woods'un ilk adımları olsa gerek. Bu ülkelerden bazıları işaret fişeğini attılar ve dediler ki; "DOLAR REFERANS PARA OLMAKTAN ÇIKACAK!"
Kurulu küresel sömürü düzeni ayakta kalabilmek için en büyük taşeronu ABD'yi kullanarak Afganistan ve Irak'a saldırdı ve işgal etti ama bu savaşı kaybedecek. Nitekim kaybetmeye başladı bile. Küçük taşeron İsrail de Gazze'deki katliamlarında boğulacak.
Kapitalizm bütün vahşetine rağmen ayakta kalamayacak, düzen değişecek, finansal sistem yeniden tanımlanacak. Para ve politik güç el değiştirecek. Yeni bir dünya kurulacak.
Peki, bütün bunlar olurken bu gelişmeler bizim için ne anlama geliyor? Türkiye'de ve dünyada "zalim sömürü düzeni"nin tetiklediği kriz depremi fay hattındaki mevcut durum ne? AKP iktidarı, mevcut suni kriz süratle reel krize evrilirken, bu süreçte ne yapıyor? İktidar partisinin yöneticileri arasında bu krizi, kapitalizmin bu krizini ve dolayısıyla bu dönüşümü doğru okuyan var mı? Bu soruların cevabını benim gibi siz de düşünün bakalım.
Kanaatimce, dünya 2009'dan itibaren "yeni bir dünya düzeni"ne geçişin ilk önemli adımlarını atmış olacak. TÜRKİYE, işte bu ortamda ekonomik, siyasi ve sosyal olarak çok şeyler yapabilir ve de yapmalı. TÜRKİYE, Osmanlı ve İslâmiyet bakiyesi kimliğini özgüvenle "yeniden" ve "süratle" doğru tanımlama cesareti gösterebilirse çok şey yapabilir, yeni "ADİL DÜNYA DÜZENİ"ni kurabilir. 'Nasıl kurabilir?' sorusunun cevabı, bu köşede yayımlanan pek çok yazıda var, tekrar bakabilirsiniz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



