'Yürürlüktekİ kanunlara aykırı olmamak kaydıyla, yüksek öğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir' demek, ne demek?..
Siz şimdi tabii ki yukardaki metne bakarak, bundan; eğer yürürlükte bulunan bazı kanunlar kılık kıyafetle alakalı olarak birtakım engellemeler getirmemişse, yüksek öğretim kurumlarında kılık kıyafet serbest olmalıdır neticesini çıkaracaksınız değil mi?..
Öyle yağma yok!..
'Görevinin Türkiye Cumhuriyeti'nin kanunlarını uygulamak' olduğunu söyleyen Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Eren ne diyor baksanıza: "Ben 2547 Sayılı Yasa'ya göre görev yapan özerk bir kurumun, Amasya Üniversitesi'nin başndaym. Amasya Üniversitesi'nin rektörüyüm. Bana hiçbir kanun, üniversitede türban serbest brakmam konusunda bir yetki vermemiştir..."
Muhteşem bir giriş... Ne diyor Sayın Rektör?.. 'Kanun' diyor, kanun!..
Kanun ne diyor peki?
'Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla ... kılık kıyafet serbesttir' diyor...
Kanun öyle diyorsa ve Rektör de kanunlara uymak zorundaysa, nasıl oluyor da hiçbir kuvvet ona ve bir başka yetkiliye, türbanı serbest bırakmak konusunda bir yetki vermemiş oluyor?..
Gel de çık işin içinden...
Sözlerin devamında rektörün neden böyle davrandığına dair upuçları var. Hepimizin bildiği, yıllardan beri tekrarlanan bahaneler bunlar...
Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay'ın, Danıştay'ın ve dahi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları varmış...
Rektörün bahsini ettiği şu meşhur 2547 Sayılı YÖK Kanunu'nun, yine çok meşhur ve ama uygulanma şansı bulamamış Ek 17. Maddesi, yürürlükteki kanunlara ve dahi hiçbir kanunda bahsi edilmemiş olsa da, birtakım mahkemelerin kararlarına aykırı olmamak kaydıyla mı serbestlik getiriyor kılık kıyafete?..
Yok öyle bir şey!..
Kanun açık... Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla serbesttir, diyor...
Konuyla alakalı başka kanun var mı peki?.. Yok!..
Rektör ise kanunlara uyduğunu söylüyor ama bu arada laf çabukluğu ile konuyu mahkeme kararlarına dayama yolunu seçiyor...
Amasya Üniversitesi Rektörü'nün, kanunda açıkça emredilmiş bir şeyi uygulamamak için, birtakım mahkeme kararlarına atıf yapması yeni bir şey değil. Anlı şanlı hukukçuların bile sıkıştıklarında başvurdukları malum yönteme, uzmanlık sahası biyoloji olan Rektörün de başvurması, bir anlamda normal.
Ancak, biyoloji uzmanı da olsa rektörlük makamına kadar yükselmiş bir kişinin, uzunca bir süredir kimsenin zikretmediği YÖK Kanunu Ek 17. madde'yi hatırlatarak, başörtüsü yasağını buna istinat ettirmeye çalışması, doğrusu çok cesur bir çıkış!..
Kanun serbet demiş olsa da, bazı mahkemeler bazı olaylarla ilgili olarak kararlar vermişler, dolayısıyla kanun serbestliğe yorumlanamazmış!..
Madem ki kanun serbest bırakmış, o halde yasaktır demek gibi bir şey...
Ne müthiş bir mantık örgüsü bu?..
Yıllardan beridir, var olduğu halde bir türlü uygulanamayan ve yasakçılar tarafından yok kabul edildiği için gündeme hiç getirilmeyen bir kanunu hatırlatmış oldu sayın Rektör şimdi.
Konuyu takip edenlerin acı bir tebessümle izlediği çıkışının neticesi ne olacak bilemeyiz. Ama, rektör kendi kalesine esaslı bir gol atmış oldu.
Üniversitelerde kılık kıyafeti serbest bırakan bir kanun olduğunu ve kendisinin de aralarında olduğu bazı kişilerin, kanunun açık emrini birtakım mahkeme kararlarını bahane ederek uygulamadıklarını, kamuoyu net bir şekilde öğrenmiş oldu, sayesinde...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



