Kalori hesabını bilir misiniz?.. İhtimal bilenler de vardır içinizde. Bu hesap bir insanın günlük ihtiyacının gıda maddelerinin ihtiva ettiği kalori miktarlarına göre tesbiti ile alakalı ve bireysel olarak diyet hallerinde gündeme geldiği gibi; çok sayıda insan için yemek çıkarmak durumunda olan kurumlar da, günlük menülerini bu hesaplara göre tesbit ediyorlar.
Anlatılanlara bakılırsa, İsrail hükümeti yoğun bir biçimde kalori hesapları ile uğraşıyormuş bugünlerde.
Gazze'de yaşyan bir buçuk milyon Filistinli için kalori hesapları yapıyor ve dışardan girmesine müsaade ettikleri gıda maddelerine bu hesaplara göre izin veriyorlarmış.
İsrailli yetkililerin Gazze'de bulunan insanların almaları gereken günlük kalorileri hesaplayıp, ona göre gıda maddesi girişine izin veriyor olmaları, onların sağlıklarını düşündükleri için değil, anlaşıldığı kadarıyla.
İsrail hükümeti, kalori hesaplarını uzun vadeli olarak yapmış ve bu hesaba göre Gazze'ye girmesine izin verilen gıda maddelerinin gittikçe azalması hedefleniyormuş.
İsrail'in Gazzelilerin obez olmalarını ya da kilo almalarını istemediğini söylemek mümkün; ancak uzmanlar, bu durumun daha çok Gazzelilerin gittikçe zayıf düşmelerini temin etmeye yönelik bir plan olduğu kanaatinde.
Olmaz böyle şey, diyorsunuz muhakkak. Evet olmaz böyle şey ama, İsrail'in yapıp ettiklerinin hangisi 'eh bu kadarı da makul' denilebilecek durumda ki?..
Evet sadece Gazze ve Batı Şeria'da bulunanlar değil; İsrail egemenliğinde ve değişik ülkelerde mülteci kamplarında hayatlarını sürdürmek zorunda kalan bütün Filistinliler, büyük sıkıntılarla karşı karşıya.
1948'de başlayan ve özellikle 1967'den sonra artarak devam eden bu sıkıntıların halli, kaçınılmaz olarak uzun vadeli bir iş.
Ancak Gazze'nin değişik bir durumu var. Gazze daha acil bir tehlike ile karşı karşıya: Açlık tehlikesi...
Gazze, şimdi nefes alabileceği tek yol olan Mısır tarafından da tamamen kuşatılma tehlikesi ile karşı karşıya.
Gazze'yi bilenler, oraya yönelik ambargoyu, Müslümanların Mekke döneminde maruz kaldığı ambargo ile mukayese ediyorlar.
Yapılması gereken tek şey, oraya yönelik ambargonun bir an evvel kaldırılması.
Geçtiğimiz günlerde uzun maceralardan sonra Gazze'ye ulaşabilen Gazze'ye Özgürlük Konvoyu'nun esas amaçlarından birisi de bu idi...
İngiltere'den başlayıp, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Suriye ve Ürdün üzerinden Gazze'ye ulaşmayı hedefleyen ve başına çeşitli gaileler açıldıktan sonra, nihayet vazifesini tamamlayan konvoy...
İHH Başkanı Bülent Yıldırım, dernek merkezinde düzenlenen bir toplantıda konvoyun yaşadıklarını aktardı bizlere.
Bülent Yıldırım'ı dinlerken, zaman zaman ağlayacak kadar hislenirken, zaman zaman da gülümsedik. Gazze Şeridi'ne sıkıştırılıp, ambargoya mahkum edilmiş Filistinli kardeşlerimize yardım götürmekten başka amacı olmayan bir konvoya, İsrail'den beklenebilecek olandan daha fazla sertlik gösteren Mısır yönetiminin reva gördüğü muamelelerin detayları, insanın kanını donduracak gibiydi adeta.
Ama karşılaşılan bütün zorluklara rağmen; Müslümanı, Hıristiyanı ve Yahudisiyle, konvoyda bulunanların gösterdiği sabır ve metanet, her türlü övgüye layıktı, anlatıldığı kadarıyla.
Yıldırım, bu durumu 'Konvoy Kardeşliği' olarak değerlendiriyor...
Konvoy şu anda nefesleniyor ve delmeye muvaffak olduğu Gazze'ye yönelik ambargoyu, tamamen kaldırabilmek maksadıyla yeniden harekete geçmek için gün sayıyor.
Gazze'de yaşayan bir buçuk milyon insanı İsrail'in kalori hesaplarına terketmemek gerektiğini iyi bilen insanların da katılımını bekliyorlar...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



