Kalem, nedir? Yazma ve çizme işlevini, belirli şekillerle (resim, rakam harf) kağıda aktaran nesne. Kalem denilince, ağaçtan yapılan, altıgen veya silindir şeklinde on beş- yirmi cm uzunluğunda içine ince uzun kömür çubuk yerleştirilmiş obje düşer aklımızın bellek perdesine. Sonra kalem çeşitleri; kolonya kokulu keçeli kalemler, tükenmez adı verilen ama tükenen genelde siyah mavi ve kırmızı renklerde olan tükenmez kalemler, boyama için kullanılan pasteller, yine boyama için kullanılan ve envai çeşidi rengi olan boya kalemleri, eskiden kullanılan içine mürekkep çekilen dolma kalemler...
İptidai şekliyle narin tüyleri olan telekler, mürekkep okkaları daha sonra, çatallı ucu olan divitler ve murassa hokkalar gelir aklımıza.
Birde benim ortaokul yıllarımda ilk defa çıkan 0.7- 0.5' ler var, hani içine incecik uç koyup tükenmez kalemlerde kullanılan mekanizma ile, tepesine basınca ucu dışarıya çıkıp "yazmaya hazırım" diyen emir eri gibi bekleyen kalemler. 0.5-0.7 gibi isimleri içine konulan ucun inceliğinden mülhem konulduğunu düşünmüşümdür. Odun kalemlere nazaran daha ince ve narin yazmalarının rağmına bildik kalem kokusu olmadığından mıdır nedir bana pekte hoş gelmez. Sanki diğer ahşap kalemlerin, aziz bir duruşu, yazmak isteyenlere "bu iş benim işim" der gibi bir hali vardır. Her yeni beraberinde kolayı taşıdığı gibi başka şeyleri de galiba alaşağı ediyor. İşte kullandığım şu klavye gibi...
Kalem denilince, madde boyutunda hemen hemen bunlar gelir aklımıza ama kalemin salt yazı yazan basit bir eşya olmadığı, onun çok ulvi bir misyonu yüklendiğini hepimiz biliriz. Mana boyutunda kalemi hakkıyla anlatmak benim için gayri kabildir. Nitekim; levh-i mahfuz anılınca, insanların dünyadaki serüveninden yaşayacağı imtihanın merhalelerinden bahsedileceği zaman da, ilk akla gelen yine kalemdir. Her şeyi anlatan anlatıcı anlatılabilir mi? Öğe, unsur olan bir şey temeli /geneli ihata edebilir mi?
Müslümana ilk gelen emir "oku"dur, okumanın önemi bilenle bilmeyenin bir olmayacağını vurgulayan ayette bariz bir şekilde açıklanır. Peki, okumak önemli, "oku, çok oku" denilir, lakin "yazmak" okumaktan bir adım öndedir, çünkü yazılmadan okunmaz.
Yazı ve dahi kalem ilahi bir ikram, eşyanın adı öğretilen, akıl verilen insana göklerden gelen bir nimettir.
Kalem beynime, düşüncelerime, duygularıma mütercimdir. Kalem, insanın insanla kurduğu bağın düğüm noktası; kalem, gurbettekine bizi götüren, gurbettekini yanımıza getiren yoldur. Kalem, iletişimin karargâhıdır. Kalem, kelam ilminin mümbit velut anası, lisanın tercümanı, fikirlerin cömert babasıdır. Kalem ilim tarlasına bilgi tohumunu atan eldir.
Bilgiler karşı tarafa ya şifahi olarak ya da yazılı olarak kalem aracılığı ile aktarılır. Duyguların tercümanı dildir, dilin tercümanı ya hareketler, sözler, ya da yazılar yani kalemdir. Bazen yazı sesin ulaşamayacağı yerlere ulaşabilmesi açısından bence konuşmaktan da önemlidir, nitekim ben ileride torunlarımın torunlarına kendi sesimle hitap edemem ama yazdıklarımla pek tabii anlatmak istediklerimi gelecek nesle ulaştırabilirim. Aynen geçmişi gidip yaşayamam ama yazı ile kalem aracılığı ile çağlar öncesiyle ve sonrasıyla bağ kurabilirim.
Sevinçleri, hüzünleri, sevgileri, öfkeleri, bilgileri, sevdaları aşkları neleri yazmaz ki kalem, kalem nelere dilmaç nelere sebep olmaz ki, neleri anlatmaz nelere aracı olmaz ki. Aklın göstergesi ilimse, ilmin göstergesi dilse, dilin ki yazıysa yazının piştiği ocak beyinse, ağza götürmek için kullandığımız; kepçe de, kaşıkta, elde kalemdir.
İlim hazinesinin hammaddesi fikirse, fikri teşhir eden tabla kitap ve kalemdir.
Yarin kaşları kalemdir, alın yazımızı yazan kalemdir, hakimin kırdığı kalemdir. Öğretmenin elinde bilgi akıtan, mühendisin elinde proje üreten, sevgilinin elinde aşkını ilan eden, hakimin elinde adalet dağıtan kalemdir. Devlet başkanının elinde savaştır barıştır topraktır, hatta -teşbihte hata olmasın- yaratanın elinde kaderi yazan, "kalem"dir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



