Eğitim; çocuğun bedensel, düşünsel ve ruhsal gelişimini tamamlar. Çocukların sağlıklı bir şekilde yetişmesinde yeme, içme ve giyinmesine gösterilen özenin, ahlâkî gelişimine de gösterilmesi şarttır. Çünkü ahlâklı bir genç olarak yetiştirilmesi diğer faktörleri de kapsar.
Anne babanın asıl sorumluluklarından biri de, çocuklarının yeme içme konusunda helâl yiyeceklerle beslemesini sağlamaktır, yoksa maksat sadece "rafine ve organik yiyecekler"in tüketilmesi değildir. Çocuğun "karakterinin oluşumu"nda "helâl" faktörünün önemi asla göz ardı edilemez.
Anne babanın sorumlulukları içerisinde, ana dilinin doğru ve güzel bir şekilde kullanılması ve öğretilmesi de vardır. Ahlâklı hayatı öncelemiş bir aile ortamı, "dilin doğruluğu"nun da bir göstergesidir. Dikkat edilecek olursa çocuğun fiziksel özellikleri kadar, dilsel ve ahlâkî hususiyetleri de aynen ailenin prototipidir.
...
Çocukta dil şuurunun gelişmesi, ana dilinin ve onun unsurlarının öğretilmesiyle doğru orantılıdır. "Ana dili" şeklinde adlandırılması, özellikle biyolojik ve duygusal ilişkiler bakımından çocuğun anneye yakınlığı dolayısıyladır. Aile çevresinden ve ailenin ilişkide bulunduğu ortamlardan öğrenilen ve bireyler arasındaki en güçlü bağı oluşturan dil "ana dili"dir.
Çocuk, çevresinden önce, ailenin konuştuğu dilin ya da lehçenin çeşitli ses özelliklerini kazanır. Ana dilinin asıl önemli yanı, toplumsal sorunlar ve insan-toplum ilişkisi gibi konularda taşıdığı değerdir. Bu yüzden ana dili, insanı değişik yönlerden sımsıkı saran, onun bilinç altına inen bir varlık olarak ortaya çıkar.
Özellikle Türk toplumunda yetişmekte olan insanın anne ve yakınları ile ilişkisinin, başka toplumlara oranla daha uzun sürmesi, bu yakınlığı daha da arttırmaktadır. Bu sebeple dilimizin geleceği ve gelişmesi, öncelikle geleceğin anaları genç kızlarımızın toplumdaki yeri ve değeri ile yakından ilgilidir. Geleceğimiz geçmişimizde olduğu gibi, bu hal analarımızın yetişmişliği ile de yakından ilgilidir.
Ana dili topluluk bilincini de yansıtır. Dili yapan insan değil, "insan"ı yapan dildir. Bu sebeple bir milleti anlayabilmenin yolu, o toplumun dilini anlamaktan geçmektedir. Dilin "kimlik" oluşu bu yüzdendir.
Dil, kişinin kendini anlatma aracıdır. Ana sütüyle beslenmeyen bir çocuk nasıl yeteri kadar sağlıklı olmazsa, ana dilini doğru dürüst konuşamayan da sağlık bir düşünce geliştiremez. Hz. Peygamber "Kişinin kalbini anlatan onun dilidir" buyurur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 307, 518).
Çocukta dil şuurunun gelişmesinde örnek faktörü çok önemli olduğu için anne babanın, çocuğun fiziksel gelişimine gösterdiği özenin bir benzerini de ana dilinin kazandırılmasına göstermesi gerekir. Bunun için aile bireyleri arasındaki ilişkilerde doğru ve güzel bir Türkçe'nin kullanılması, çocuğun zihin dünyasında ana dilinin doğru bir şekilde yer bulmasına imkân sağlar.
Çocukluk döneminde, onunla iletişim kurulurken kullanılan kelime sayısı oldukça azdır. Bu kelimelerin doğru kullanımı ve telaffuzu çocuğun alışkanlıkları açısından çok önemlidir. Telaffuz hataları yüzünden çocuğun zihin dünyasına yerleşmesine sebep olunmuş yanlış bir kelime, onu hayatı boyunca terk etmeyecek ve yanlış bir şekilde kullanmasına sebep olacaktır. Yanlışın düzeltilmesi, doğruyu öğretmekten daha zordur.
Çocuğun dil şuuru kazanabilmesi için öncelikle anne ve babanın bu konuda bilgi sahibi olması gerekir. Gençlerin evlilik öncesi fiziksel gelişimlerine paralel olarak, görgü kurallarının yanı sıra dil kullanımı gibi kimlik ve kişiliğin oluşumunda önemli katkısı olan sosyal olguların kazandırılması da şarttır.
Eğitim olgusunun öne çıkarılmasındaki sebeplerin başında, dil birliğinin sadece yasa ve sözle ifadesi değil, fiilî olarak uygulanması, doğru bilgilerle donatılmış ve bunları eyleme dönüştürecek gençlerin yetiştirilmesi gelmektedir. Böyle bir duyarlılık içinde yetişen gençlerin, evlendikleri zaman yetiştirecekleri çocukların da aynı hassasiyetleri taşıyacakları bir vâkıadır.
Anne ve babanın hayata bakışı ve hayatı algılayışı çocuğa da yansıdığı için kitap ve kitaplı ortamlar özellikle tercih edilmelidir. Söz gelimi gezmek için kitap ve benzeri ürünlerin bulunduğu yerlere gitmek, hiç kuşkusuz çocuğun kitaplara ilgi duymasını sağlayacaktır. Çocuğa hediye alırken yazılı ve görsel malzemelerin seçilmesi, çocuğun dilinin gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır.
Hâsılı çocuk, ailenin biyolojik soyunun yanı sıra, mânevî ve kültürel hayatının da bir devamcısıdır. Hiç kuşkusuz ne ekerseniz onu biçersiniz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



