Son dönemlerde Ekonomi sayfalarında ısrarla üzerinde durduğumuz kredi derecelendirme kuruluşlarının estirdiği hava üzerine ciddi düşünülmesi gerekiyor. Konuyla ilgili olarak, geçtiğimiz günlerde Sabah gazetesinde çıkan ve bu kuruluşların arkasındakileri ele alan yazı dizisi gayet faydalıydı mesela. Şirketleri olduğu kadar ülkeleri de "değerlendirme"ye tabi tutan ve "not" veren bu kuruluşların her açıklaması ve uyarısı ortalığı karıştırıyor. Koca devletleri bile diz çöktürür veya parmaklarında oynatır hale gelmiş durumdalar.
Batı'nın güçlü ülkeleri bile, bu kuruluşların olumsuz değerlendirmelerinden, "not kırmalarından" çekiniyor. ABD'nin tarihinde ilk kez kredi notunun düşürülmesiyle yerle bir olan prestiji, Fransa ile ilgili yapılan yanlış bir açıklamanın bile Fransız piyasalarını karıştırması, bu kuruluşların göründüğünden fazla bir güce ulaştığının göstergesi.
Ortaklık yapılarına bakılınca, bu kuruluşların, dünya finans piyasalarını elinde tutan isimlerin ve çevrelerin elinde olduğu görülmekte. Paradan para kazanma ustalarının, tefeciliğe kibar bir isim ve başka bir kılık uyduranların artık devletleri bile kafa kola aldıkları günler bunlar. Vakti zamanında, devletleri, verdikleri borçlarla kendilerine bağımlı hale getirenlerle aynı zihniyetin devamı bu kuruluşlar. Aynı ekolün temsilcileri yani.
Dünya genelinde rahatça ve serseri mayın gibi dolaşan başı boş sermaye hareketlerine yol gösteren, bir bakıma bu "sermayeye yol gösterme" silahını kullanarak da devletlere diz çöktürecek duruma gelen bu kuruluşlar, bir bakıma "finansal saldırganlara" döndüler resmen. Devletlerüstü bir karaktere bürünen bu "saldırıların", kime, ne kazançlar sağladığı ise ayrı bir merak konusu olmalı.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının en son uyarısı birkaç gün önce Avro Bölgesi'nin (Almanya ve Fransa da dahil) 15 üyesi içindi. Bu uyarıya Almanya ve Fransa, üstelik birlikte "jet" hızıyla yanıt verdi ve uyarıyı "dikkate aldıklarını" belirttiler. Hatta Almanya Şansölyesi Merkel, uyarıyı yapan Standard and Poor's'un "haklı" olduğunu bile ifade etti. Adeta, "bir dediğini iki etmediler" yani.
Bu kuruluşların hissedarları, aynı zamanda, kuruluşların yol gösterdiği sermaye sahipleri ve dolayısıyla ortada büyük bir "tezgah" var denebilir. Ünlü yatırımcı, kurt sermayedar vs gibi tanımlamalarla görüş veya yorum bildirerek yatırımcıları ve dahi piyasaları yönlendirme gücüne sahip bu "kalantorların" sahibi olduğu kuruluşlar da, devletlere bile "ayar veriyorlar". AB'nin iki büyüğü bile duruma uyanıp, "emredersin abi" duruşuna geçiyorlar.
Para babalarının, menfaat kurtlarının hesapları, devletleri bile aşıyor, tarih boyunca olduğu gibi. Yeri geldiğinde, savaşan iki devleti de aynı anda destekleyen ve kendilerine muhtaç duruma getiren de yine aynı ekipti malum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



