Dünya, yeni milenyumun 11'inci yılına girerken hem sosyal hem de tabiat olayları bağlamında şok gelişmeler yaşadı. Mısır'da Azizler Kilisesi bombalanırken ABD'ye yağmur gibi kuş ölüsü yağdı. Yeni yıla girerken Ortodoks Kıpti Kilisesi'nin merkezinin de bulunduğu İskenderiye'de Azizler Kilisesi'ne niteliği belli olmayan bir saldırı yapıldı. Saldırı Kıpti cemaatinden 21 kişinin ölümüne sebebiyet verdi. Olay zaten istim üzerinde olan Mısır'ı şok etti. Tabii ki olayın akabinde ezbere ve basmakalıp suçlamalar yeniden nüksetti. Parmakların ilk işaret ettiği adres insiyaki biçimde Kaide oldu. Lakin artık Kaide gerçekleri kapatan ve perdeleyen bir şal ve tül haline geldi. El Kaide suçlamaları inandırıcılığını kaybetti. Adeta olayları örtbas etmenin ve karartmanın ikinci adresi haline geldi. Bu açıdan Kaide suçlaması kolaycılık değilse bile gerçekleri gizleme aracı ve sanatı. Bununla birlikte, ikinci derecede suçlanan kesimler Mısırlı Selefiler oldu. İhvan suçlanmıyor. Nedeni, zaten şiddet olaylarına karışmıyor. İkincisi, Kıptiler gibi İslam dışı dini gruplarla da temas halinde olan modern bir İslami çizgiyi temsil ediyor. Selefilerin Hıristiyanlara yaklaşımı ise klasik veya arkaik. Bazı Selefi grupları bu saldırıyı kınasalar da yine de suçlanmaktan kurtulamadılar. Mısır kolluk kuvvetleri İskenderiye'de faaliyet gösteren Selefi gruplara yönelik bir tutuklama kampanyasına girişti. Olaydan hemen sonra daha önce toplumsal olaylar ve arbededen dolayı içeri alınan Kıptiler salıverilirken tam tersine bu defa Selefiler toplu halde derdest edildiler ve gözaltına alınmaya başlandılar.
Eylem bazında suçlanan başka bir adres ise İsrail oldu. Muhammed Selim Avva, gurbetteki bazı Kıpti organizasyonlar içine sızan MOSSAD'ı bu eylemden sorumlu tutuyor. Wikileaks sızıntıları hala Mısır ordusunun birinci düşmanının İsrail olduğunu gösteriyor. Elbette bu fazlasıyla İsrail'de karşılık bulmalıdır. ABD bu denklemi değiştirmeye çalışsa da muvaffak olamamıştır. Muhammed Selim Avva'nın bu suçlamasına mukabil Mısır'ın Tel Aviv'deki eski Sefiri Muhammed Besyuni bu suçlamayı paylaşmadığını söylemiştir.
Bununla birlikte, Mısır'ı zayıflatması babından son saldırı İsrail'in emellerine fazlasıyla hizmet etmiştir. Roger Graudy'nin Siyonizm Dosyası adlı kitabında olduğu gibi, Sudan gibi Mısır'ın bölünmesi de İsrail'in stratejik hedefleri arasındadır. Ralp Peters da birkaç yıl önce benzeri haritalar yayınlamıştır. İsrail'in emelleri arasında Mısır'ın Kıpti ve Müslümanlar arasında parçalanması olsa da bu eylemle doğrudan alakalı olup olmaması ayrı husustur. Eylem bazında denildiği gibi üç zanlı bulunmaktadır. Bunlardan birisi, Kaide diğeri Selefi gruplar üçüncüsü de İsrail'dir. Buna mukabil sebepler tahtında da üç zanlı adrese işaret edilmektedir. Bunlardan birisi, bizzat Kıpti Kilise'nin kendisidir. Son sıralarda Ali kıran baş kesen konumuna gelmiştir. Şennude III., Ortodoks Patrikhanesi'ni kin merkezi haline getirmiştir. Papa Şennude III., adeta İstanbul Rum Patrikhanesi'ndeki Kin Kapısı'nı tarihe yadigar olarak bırakan Rum Patriği Geregorius'un modern bir yüzü veya karaltısıdır. Devlete ve Müslümanlara tepki suretiyle 6 defa inzivaya çekilmiş ve bunlar kin birikimine neden olmuştur. Bugün Kıptiler devlete sadakatlerini yitirirken 'istikva bi'l garb/Batı ile güçlenmek' denilen siyaseti izlemektedir. Yani garbın himayegerdesi (Protégé) durumuna düşmüşlerdir. Osmanlı'nın son dönemindeki dini azınlıkların yabancı hamileri gibi Mısır Kıptileri de de facto Batı'nın Protégé'i durumuna düşmüştür.
Müslümanlarla aralarında bir sürtüşme olursa Mısır devletine değil hemen Batı'ya müracaat ediyorlar. Batı da onların bu zafiyetini istismar ediyor. Sözgelimi Vatikan, son San Sinod toplantılarından birisini Şark Hıristiyanlarına tahsis etmiş ve ayırmıştır. Ezher Şeyhi Ahmet Tayyip ve benzerleri bundan dolayı Vatikan'ı Mısır'ın içişlerine karışmakla suçlamışlardır. Kilise'nin bu tutumu Müslümanlarla Kıptiler arasındaki uyumu zedeliyor ve ayrılık hislerini pekiştiriyor. Bu anlamda Kıptilerin taassubunu diri tutuyor ve kışkırtıyor. Kıpti gençler de her türlü sınırı aşarak Patrik'i taziye ziyarete gelen Ezher Şeyhi Ahmet Tayyip ve bakanları taşlı ve sopalı saldırıya tutmuşlar ve şu sloganları atmışlardır: Devlet güçleri nerede; yoksa onlarla mı ne? Papa Şennude gençlerin kanı sana feda olsun! Kalk ülkem, ayağa kalk; Kıpti kanı heder oluyor! Eylem bazında failler meçhul ama esbap dairesinde failler belli. Bu fillerin başında ABD geliyor. ABD'nin yıllık olarak yayınladığı fitne tetikçisi dini özgürlükler raporu da toplumlar arası dini galeyanı azdıran baş unsurlardan birisi olmuştur. Toplumsal ateşin kıvılcımlarından birisi haline gelmiş ve yangının fitilini tetiklemiştir. Kıptilerde mağduriyet hissi meydana getirmiştir. Dolayısıyla bu olaylarda baş tetikçe ABD'dir. Mısır'a yıllık yardımı İsrail'le iyi geçinmesine bağlayan Sam Amca şimdi de ikinci bir şart getirmeye hazırlanıyor. Mısır'ın dini özgürlükler sicili veya Kıptilere yapılan muamelenin keyfiyeti. Velhasıl, Kıptiler Mısır'a yabancılaşırken giderek daha fazla Batı'nın çıkarlarını temsil eder hale geliyorlar ve Lübnanlı Marunilere benzeşiyorlar. Dolayısıyla son olayların tahlilinde şöyle diyebiliriz: Kaide'ye bak; ABD'yi gör...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



