İki kutuplu dünya düzeninin sona erdiği 1991'den itibaren Doğu Bloğu ülkelerinin dünyaya açık konumu büyük devletlerin dış politikalarında yeni yönelimlerin doğmasına sebep olmuştur. Bu bölgeler üzerinde hakimiyet kurmaya çabalayan devletlerin karşısında hazır halde bekleyen yeni cumhuriyetler siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel konularla beraber bugünün yeni politik aracı olan enerji mevzusunda da yönlendirilmeye muhtaç pozisyonda yer almaktadır.
Sovyetler sonrası en çalkantılı olaylara sahne olan Kafkasya bölgesi de büyük güçlerin zaman içinde hem kapışma hem de işbirliği alanı olmuştur. Bölge ülkelerinin dahili ve harici sıkıntıları, uluslararası platformlarda sonu gelmeyen tartışmalara sebep olan Güney Osetya, Abhazya, Çeçenistan, Dağlık Karabağ sorunları ve Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan üçlüsünün geliştirilemeyen ilişkileri Kafkasya'nın gerçek önemini perdeleyen mahiyete sahiptir.
Bölgede yaşanan sorunlarda en büyük paya sahip olan Ermenistan'ın durumu, diğer ülkelere göre farklıdır. Bağımsızlık sonrası üzerinde "tarihî hakkı" olduğunu iddia ettiği Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ ve yine Azerbaycan'ın yedi rayonunu (1) işgal etmesi, ilk etapta komşusu Azerbaycan'la doğacak olan ilişkilerini bitirmiştir. (2) Bunun sonucunda hem Azerbaycan hem de Türkiye tarafından ticarî ambargoya tabi tutulan Ermenistan'ın yine Türkiye'ye yönelik iddialarından dolayı diplomatik ilişkilerde yalnız kaldığını görüyoruz. Coğrafi konumundan dolayı komşu devletlere hayatî bağımlılığı bulunan Ermenistan'ın dünyaya açılma kapısı Gürcistan ve İran olmuştur. Ancak bu iki devletin de büyük devletlerle olan ilişkilerinde yaşadığı pürüzler Ermenistan için eksi yönde etki oluşturmaktadır. Gerek bu çıkış noktası devletlerin Rusya ve ABD tarafından izolasyona tabi tutulması, gerekse Batı ile Orta Asya arasında gerçekleştirilen ticaret ve enerji anlaşma/projelerinin Ermenistan'ın göz önünde bulundurulmadan gerçekleştirilmesi ülkenin ekonomik zayıflığını artırmaktadır. (3) Bölgedeki siyasi ve ekonomik sorunlarını dışarıda ülke lehine faaliyet gösteren diasporanın çalışmalarıyla aşacağını düşünen Ermenistan, durumun sandığı kadar kolay olmadığının farkına varmış ve arasının açık olduğu Türkiye'yle yakınlaşma çabaları içerisine girmiştir.
En etkin siyasi araç: Soykırım iddiaları ve diaspora
1915'ten bu yana büyük devletler desteğinde Türkiye aleyhine yapılan soykırım propagandaları bugün Ermenistan için güçlü bir siyasi malzeme mahiyetindedir. Batı komşusu Türkiye'yi uluslararası arenada, kendi lehine, bu malzeme ile sıkıştıracağını düşünen Ermenistan konuyla ilgili olarak siyasi alanda her yolu denemek suretiyle Rusya ve Batı desteğini alabilmiştir. (4) Çok etkin biçimde faaliyet gösteren diasporanın dünya kamuoyunda oluşturduğu Ermeni imajı Ermenistan'ın içinde bulunduğu sıkıntıları aşması için bir umut oluşturmaktadır. Ancak ülke halkı ile diaspora arasındaki fikrî uzaklık Ermenistan'ı farklı arayışlara yöneltmektedir. (5) Son dönemlerde Türkiye tarafından oluşturulan iyileştirme planları ve yol haritaları şu an için Ermenistan'ın umduğundan fazlasını bulduğunun işaretidir. Bu bağlamda Ermeni kamuoyunun da ilgisi tamamen Türkiye'ye çevrilmiş durumda ve yakın gelecekte gerçekleşecek olan ortak faaliyetlerle ilgili olarak sessiz bir izleme durumu söz konusudur. (6) Ancak bu konuya ilişkin olarak Dağlık Karabağ meselesi ise çözülmesi gereken başka bir bölgesel sorundur. Azerbaycan'ın rızası olmadan sağlıklı bir Türk-Ermeni ilişkisinin kurulamayacağını bilen Ermenistan bu konuda da uluslararası platformu etkileme çabalarını sürdürmektedir.
Dağlık Karabağ sorunu
Bugün "dondurulmuş vaziyet" veya çözümüne ulaşılamayan hâl olarak tanımlanan Dağlık Karabağ sorunu, Kafkasya'daki en büyük çatışma durumlarından biridir. Sovyetler'in dağılmasını müteakiben nüfus çoğunluğu Ermeni olan ancak Azerbaycan'a bağlı bulunan bu bölgenin yakın şehirlerle birlikte Ermenistan tarafından işgal edilmesi, Kafkasya'daki huzursuzlukların ateşleyicisi olmuştur. Ermenistan'ın bölgede yalnız kalmasına sebep olan bu durum, doğu ve batı sınırlarının kapalı olmasından dolayı ülkeyi ekonomik yönden de zayıflatmaktadır. Sorunla ilgili iş gören ve bir türlü sonuca ulaşamayan Minsk Grup ülkelerinin işlevleri de artık yetersiz kalmaktadır. (7) Dağlık Karabağ meselesi muhtemel gelişecek olan Türkiye ilişkilerine bir engel olmasının yanı sıra, bölgede son derece zayıf olan bir Ermenistan gerçeğini de ortaya koymaktadır.
Bölgede her konuda Batı etkisinin arttığı bu zaman diliminde Rusya'ya bağımlılığı süren Ermenistan'ın hangi politikaları uygulayacağı, ülkenin bugün yaşadığı ve ileride karşılaşacağı sorunlarla belirlenecektir. (8)
DİPNOTLAR
1) Azerbaycan'da şehirlerden daha küçük olan idari bölgelere verilen ad.
2) BBC, "Region and Territories: Nagorno-Karabakh" 13.05.2009
3) Hatem Cabbarlı, "Bağımsızlık Sonrası Ermenistan'ın Enerji Politikası", AZSAM
4) Hatem Cabbarlı, "Ermenistan'ın Sözde Soykırım Propagandası", AZSAM
5) Petrosyan döneminden sonra Koçaryan'ın diaspora ile ilişkileri geliştirme isteği sadece maddi destek konusuyla ilgili değildir. Birbirlerine ne yapmaları gerektiği konusunda yönlendirmelerde bulunan diaspora ve Ermenistan'ın, bulundukları konum ile ilgili çıkmazlar, yeni arayışların doğmasına sebep olmaktadır. Bkz: Ömer Engin Lütem, "Olaylar ve Yorumlar", ERAREN Bahar 2002
6) "Flower Power", Armenia Now, 26.06.2009
7) Şenol Kantarcı, "Karabağ Sorunu Diplomasi İle Çözülemez: Askeri Müdahale Şart", TÜRKSAM
8) Bu yazının hazırlanmasında TÜRKSAM Kafkasya çalışmalarımızdan yararlanılmıştır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



