Bilgi çağında yaşıyoruz diye hava atarız ama radyo ve televizyonlardan "Dikkat, dikkat, filan hastahanede yatmakta olan bir hasta için ... gurubu kan aranıyor." ilanını yaparız.
Bir damla kan yapmaktan aciziz. Küçücük arının yaptığı balı, bilim cübbesiyle hava atanlarımızın bin tanesi bir araya gelse yapamaz.
Konya ovası büyüklüğünde fabrika yapılsa bir tek koyunun yaptığı eti, sütü yapamaz.
Koyun otu yer onu et yapar, süt yapar, kan yapar, sütün beyazı, kanın kırmızısı ve de gübresi yanyana dururlar ama renkleri, kokuları ve tatları birbirine karışmaz.
Rabbimiz bu konuda Nahl süresinde şöyle buyurur:
66- Davarlarda (Deve, sığır, koyun, keçi de) sizin için ibret vardır. Onların karınlarından, fışkı ile kan arasından içenler için, katışıksız, gâyet kolay süt içiriyoruz.
67- Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden içki ve güzel rızık elde edersiniz. İşte bunda aklını kullanan kavim için âyet vardır.
68- Rabbin, arıya şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve çardak (kovan)lardan evler edin."
69- "Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin yollarına boyun eğerek yürü." Onların (arıların) karınlarından çeşitli renklerde içecekler çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Düşünen kavim için bunda âyet vardır.
Her çiçek, her çocuk, her taş, her kuş, bütün denizler ve yıldızlar, bütün yapraklar her an dile gelip Allah'ın varlığına ve birliğine şahitlik yaparken bir Müslümanın yeryüzünde yalnızlık hissetmesi doğru değildir.
Kafir, endişeli olandır, korkandır, korktuğu için hırçınlaşandır.
Dünya mescidinde her şey O'nu zikrederken ve O'nun varlığına şahitlik yaparken kulaklarına gelen her sesi kendi aleyhlerine zannederler.
"Beni mi kastediyorsun, bana mı söylüyorsun?" diyerek suçluluklarını ortaya koyarlar. Münafikun süresinde Rabbimiz o tür kafirlerin röntgen filmini bize şöylece gösteriveriyor:
"Onları gördüğün zaman bedenleri hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Sanki onlar giydirilmiş keresteler gibidirler. Her bağırmayı kendi aleyhlerine zannederler. Onlar düşmandırlar. Onlardan sakın. Allah onları gebertsin. Nasıl da döndürülüyorlar?" (Ayet 3)
Sultanahmet Camii'nde, Cuma günü, beş bin insan secdeye kapandığında, orta yerde dikilip kalmanın insana verdiği sıkıntıyı taşımak çok zor bir iş iken sayısını Allah'tan başka kimsenin bilmediği yaratılmışların hepsi Allah'ı tespih ederken inkar etmenin sıkıntısıdır kafirlerdeki şirretliğin sebebi.
Kainattaki her şeyi Allah yarattığından hepsinin Allah'ın varlığına ve birliğine şahitliği, Allah'ın kendi şahitliği demektir.
Âl-i Imran süresinde Rabbimiz:
(18) Allah, Ondan başka ilâh olmadığına şahitlik yaptı. Melekler ve adil olan ilim sahipleri de şahittir ki O'ndan başka ilâh yoktur. O Aziz'dir, Hakim'dir.
(19) Allah katında din, şüphesiz İslâm'dır. Kitap verilenler kendilerine ilim verildikten sonra, aralarındaki taşkınlık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görendir."
Buyurarak adil ilim adamlarının da şahitlik edeceğini bildiriyor. Onun içindir ki tabiat kanunlarının keşfi arttıkça Allah'a iman da artmakta.
Biz, Kur'an'a uygun hareket edelim. Hak dinin İslâm olduğunu belgeleriyle gösterelim ve ona uygun olarak yaşamaya çalışalım.
Kırıcı tartışmalardan kaçınalım. Su gibi akalım, aktığımız yere de hayat verelim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



