Kafirler olmasaydı biz imanın tadına varamazdık. Acı olmasaydı balın tadı bilinmezdi. Karanlık olmasaydı aydınlığın farkına varılmazdı.
Kafirlerin milyonlarca Müslüman'ı katletmesi en demokrat devlet diye gösterilen kafir devletlerin sömürü adı altında devletler arası hırsızlık yapmaları olmasaydı imanın ve adaletin adı yüreklerde, gül yağının gül yaprağında yürümesi gibi yükselebilir miydi?
Onun için kafirlere dafa fazla acıyıp küfrün karanlığından kurtulmaları için kuyuya düşmüş koyunu veya kediyi kurtaran İtfaiye görevlisinden daha hassas bir gönül ipiyle onları o kafirlik çukurundan kurtarmak için daha fazla çalışmalıyız.
Bunun için de merhamet damarlarımızı rahmet ayetleriyle sulayıp yumuşatmamız gerekir ki gülümseyen bakışlarla güven verebilelim.
Gül gibi yüzle insanlara gülümsersen cennet güllerini koklarsın.
Bal gibi sözlerle insanların gönlünü tatlandırırsan cennette misk kokulu cennet şarabını içersin.
"Biz bu dünya tarlasını ekmeye geldik."
Bu dünyada ektiklerimizi ahirette biçeceğimizi biliyoruz.
Ektiğimiz yerden dikenler çıkıyor ve bizi yaralıyor diye ekmekten vazgeçmeyiz.
Şair:
"Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme
Bağban bir gül için bin har'a hizmetkar olur"
Yani: Yâr için, dost için düşmanlara minnet ediyorsam ayıplama, bahçıvan, bir gül için bin dikene hizmet etmektedir diyor.
Peygamber efendimiz Ebu Leheb ve diğerlerine ziyafetler veriyor, yemekler yediriyor, yoluna dikenler diken Ebu Leheb'in karısına İslamı arz ediyor.
Diken dikene gül gösteriyor.
Ama alev babası manasına gelen Ebu Leheb "Tebbet /defol, kahrol, yok ol" demeye devam ediyor.
Yollarına güller döksek hakkını ödeyemeyeceğimiz Efendimizin yoluna diken dökmeye devam ediyor.
Dikeni sert olan yerin gülü de güzel olurmuş.
Ebu Cehil dikeninden Rabbimiz İkrime gülünü çıkarmıştır Rabbimiz.
Doğru yolda Yusuf güzelliğiyle yürü.
Kurtlaşmış kardeşlerin, dünyanın her tarafında İslama saldırsalar aldırma.
Yusuf gibi onları afvedebilecek gönül genişliğine erişirsen dünyaya sultan olursun ve onlar da sana boyun eğerler.
Şeyh Galip:
"Meydandaki baş içindir efser
Ser ver olasın bu yolda server"
Yani: Bu yola baş koyanlar başkan olur. Meydanda er gibi dolaşanların başına taç olur.
Safa Tepesi'nden Mekkelilerin şahsında kıyamete kadar gelecek insanlığa efendimiz seslendiğinde Ebu Leheb gibi siyasetin babaları "Tebbet/kahrolasıca, defol, yok ol" diye bağırmışlardı.
Kendileri yok olup gittiler.
Ekonomik güçleri o nurun yayılmasına engel olamadı.
Günümüzde meydanlar ve tepeler değişti.
Hz. İsa'nın dağdaki vaazı,
Hz. Musa'nın Tur Dağı,
Peygamber Efendimizin Safa Tepesi'nden ve Arafat Dağı'ndan yaptığı konuşmalar günümüzde gazete, radyo, televizyon, internet, mektuplaşma, mailleşme, fax yoluyla devam etmeli.
Efendimiz "Burada olanlar olmayanlara ulaştırsın" buyurmuş.
Ağzı hastalar tatlı suyu bilmezler. Gözü hastalar güneşten rahatsız olurlar, gıdasız kalanlar yağlı yemekleri kusarlar.
Ebu Cehiller cehalet babaları da aydınlıktan, ilimden, imandan kaçarlar. Kaçsınlar biz arkalarından koşacağız.
Gülşende bülbülü zar eden Allah
Dost ile düşmanı yar eden Allah
Alemleri yoktan var eden Allah
Bizim de aramızdaki kini dine, düşmanlığı dostluğa çevirir ve onlarla sıcacık bir dost oluveririz.
İşte bu dostluğu ümit ettiğimizden dost olduğumuzda utanacağımız sözleri düşmanken de söylemeyiz.
Buna rağmen kurtlar gibi üzerimize saldırırlarsa, Ebu Leheb'in karısı gibi yollarımıza mayın döşerler, Nemrut gibi ateşe atmak isterlerse biz yine de yolumuza devam ederiz.
Biz, peygamberlerin hayatından gördük ki Mevla'nın mabedinde zikir çekenin tespihi zincirden olur.
Altın, ezilerek tezhipte halkari olur.
Elmas, kesilerek kıymetlenir.
Aslana zincir vururlar.
Mum gibi yakarlarsa dosta düşmana ışık veririz.
Öd ağacı gibi yanarken güzel kokular saçarız.
Büruc suresinin tefsirinde bir gencin öldürülmesi esnasında binlerce kafirin imana gelerek bir ölüp bin dirilişimizi Efendimizin dilinden dinle. (Bak, ŞİFA TEFSİRİ 8/23)
Peygamber amcası olmak Ebu Leheb'e fayda vermedi. Kendisini müftü çocuğu, vaiz oğlu, hacı kızı, şeyh torunu diye takdim edenler!
Siz kendiniz lale olun sümbül olun.
Aslınızın soğan olması zarar vermez.
Siz zehirseniz toplumu zehirliyorsanız aslınızın panzehir olması size fayda vermez.
Aydınlıkla karanlık, ilimle cehalet, imanla inkar, hak ile batıl kıyamete kadar devam eder.
Zıtların çatışmasında biz, aydınlığın, ilmin, imanın, hakkın yanında yer alalım.
Akrabalık bağlarının bizi yanlış yerlere çekmesine izin vermeyelim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



