milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • 'PARAYI VER, DİKİLİ BİR AĞACIN OLSUN'

Kafası karışık muhafazakârların halleri

29 TEMMUZ 2009
ÇAR 01:10

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Taraf adlı pek de iyi niyetli olmayan ve çokça da şaibeli yayın organını adeta bir "dava neferi" gibi algılayan kafası karışıklar var etrafımızda. Bu gazetenin, meçhul kaynaklarca "servis edilen" haberlerinin gündemi meşgul etmesine, gerçek gündem olan bozuk ekonomiyi, yüksek işsizliği, yoksulluğu, yolsuzluğu ve yeni dönem vurguncularını perdelemesine ses çıkarmamayı haktan yana olmak gibi algılayanlar olduğu gibi. En çarpıcı örnek olarak, bir fotokopinin üç hafta boyunca en çok üzerinde durulan konu başlığı olmasını saymak mümkün. "Atlantik ötesinden beslenen" kimseleri demokrasi kahramanı, "özgürlük savaşçısı" gibi algılamanın ne menem bir çaresizlik veya zavallılık olduğunun bilincinde olamayan bir kafası karışık muhafazakâr portresidir önümüzde duran.

Sözü geçen gazeteyi iştahla alan ve gururla okuyan "muhafazakâr" fertlerin, cesaretine (!) ve duruşuna(!) hayran oldukları Ahmet Altan'ın herhangi bir kitabını çocuklarına okutup okutamayacakları sorusu akla geliyor mesela. Cinselliğin sapkınlığa dönüştüğü bazı bölümlere sahip kitaplarıyla ve gayrı milli fikirleriyle bu yazarı bir çeşit "mücahit" gibi algılayanların, hangi ölçülerle davalarına böylesi bir ismi bayraktar seçtiklerinin cevabını kaç kişi verebilir, bilinmez. Bu soru üzerine kafa yoranların sayısının, kafası karışıklardan kat be kat az olduğu da aşikâr.

Türk Ordusuna (içindeki çürük elmaları kimse savunmuyor zaten) sövmenin, hangi nedenle ve hangi ruh haliyle, sözüm ona muhafazakârların içlerinin yağlarını erittiğinin de iyi tahlil edilmesi gerek. Başıbozuk birkaç kişinin günahlarının ciddi bir kuruma yüklenmemesi, o kurumu hedef tahtasına oturtmaya zemin hazırlamaması normal olan. Ancak, bir partiyi savunmanın veya bir güruhun fedailiğini yapmanın, o parti veya güruh gibi düşünmeyen herkesi ve her kurumu bir çeşit tehdit unsuru olarak görmesi çarpıklığını yaşıyoruz. Bu ülkede düzeltilmesi gerekli birçok şey var. Ama bunun yolu devletin kurumlarını ele geçirmeye çalışmak veya zayıflatmak değil, samimi bir şekilde düzeltmek, daha da güçlü kılmak. Bu noktada, bahsi geçen kimselerin tüm bu icraatlarının kılıfı olarak da 28 Şubat'ın rövanşı mazeretinin arkasına sığınması tam bir ortaoyunu gibi. Öyle bir hal alıyor ki, o günün mağdurları bile bu zevat tarafından darbeci olmakla vs. suçlanabiliyor. Kafa karışıklığının böylesi.

Liberallerin payı

Demokrasi, özgürlük gibi kavramların yeni dönemin muhafazakarlarının dillerinden düşmemesi de kayda değer. Liberallerin payı büyük elbette. Malum, liberaller şu anda yeni dönemin muhafazakarlarının adeta "deniz fenerleri" gibi. Düşünceleri, eylemleri birer erdem, anıtlaştırılması gereken şaheserler. Kimse, aynı liberal şahısların önceki dönemlerde de başka görüşteki "güçlülerin" yanı başlarında türediklerini hatırlamıyor. Ve o zamanlar kendilerinin, bu şahıslara ve düşüncelere ne kadar da uzak durduklarını da tabii.

Ağızlarından hiç düşürmemelerine rağmen kendi yaşantılarında ve uygulamalarında bahsi geçen demokrasi, özgürlük kavramlarının zerresine bile rastlayamazsınız. Demokratlıktan bahsedip bir takım tezgâhlarla adeta "sivil" bir darbenin hazırlayıcılığını yapmaları daha çok yeni mesela. Bir kısmı, hoşgörü, diyalog gibi kavramlara da tutkun. Ancak, kendilerinden olmayanlara göstermekte pek bir cimriler hoşgörülerini.

Demokrat olmaktan bahsedip de (aslında bir insan "Müslüman" olduğunu deklare ettiğinde ilave sıfatlara da ihtiyaç duymayacaktır) kadrolaşmanın da ötesine geçip "parti devlet"i hayata geçirme çabalarına ne demeli? Önemli, önemsiz her mevkide kendileri gibi olanlar var artık. Farklı görüşlere, farklı seslere katlanamamakla demokratlık nasıl bağdaşıyor? Bağdaşmıyor tabii.

Büyük sayısal çoğunluğa rağmen başörtülü kızların "özgürlüğü" için hiçbir adım atmamalarının gerekçesini soran muhafazakârlara da rastlamıyoruz hiç. "Namus meselesi" söylemine karşın, bir şey yapmadıkları gibi suçu başkalarına atmalarına alıştık. Aynı, istediklerinde pekala gece yarısı operasyonlarıyla dilediklerini Meclis'ten geçirdikleri, yasalaştırdıkları gibi. (Gerçi bu konuda da, seçime yakın, en azından "yapmaya çalıştık ama yaptırmadılar" mealinde, bir hareket beklenebilir iktidar partisinden.)

Yandaş basın...

TRT'nin manasız bir kanala dönüşmesi durumuna da bir bakmalı. Genelde devlet kanallarının kabul edilebilir bir sıkıcılık ve tekdüzelik durumuna rağmen, TRT'nin iyi-kötü bir seviyesi ve tarafsızlık durumu söz konusu oluyordu. Bu durumun giderek değişmesi ve TRT'nin aleni bir tonda "taraf" olması. Sözüm ona "muhafazakâr" insanların yönettiği TRT'nin 2 nolu kanalında açık seçik şekilde "dövme" propagandası yapılması, kaç kişiyi rahatsız etti acaba? Kaç tane muhafazakâr insan, şahit oldukları halde, bunu söz konusu edebildi, bu durumdan hoşnutsuzluğunu ifade cesaretini kendinde bulabildi? Belki, bu durumu da içselleştirir yeni dönem muhafazakârları. Eldeki bunca imkâna rağmen insanların önüne faydalı bir şeyler koyamama acziyetini de sineye çekerler, olur biter.

Müzik, eğlence, magazin, yandaş basından gelenlere yaptırılan programlar haricinde bir şeyler yok devlet televizyonunda. Üstüne üstlük, kimselerin izlemediği ve beğenmediği yapımlara büyük paralar ödeniyor. Bu giderek "taraf" hale gelen devlet televizyonu iyice kabak tadı veriyor. Misal, sol bir iktidarın kontrolünde olsa ve aynı şeyler yaşansaydı, yine aynı sessiz ve "tepki vermeyelim de göze batmayalım" havasında olan biteni izler miydi sayın muhafazakârlarımız? Hiç sanmam. Bu noktada, çok izlenen muhafazakâr kanalların yayın çizgilerine de bakmalı. Bir tanesi "dini duyguların sömürülmesi" ve "Ergenekon davası" eksenli bir çizgideyken ve tüm önemli meseleleri de sırf bu yüzden görmezden gelebiliyorken, diğeri "halkın beğenisi" diyerek "gecekondu mantalitesi"ne yaslanmış durumda. (Ya bir cümle bile kuramayan türkücülerin programları ya da tuhaf isimlere sahip köy/gecekondu dizileri) Eskiden iyi-kötü bir "faydalı olabilme" içgüdüsü veya amacı vardı. Eldeki imkânlar (çoğunlukla da imkânsızlıklar) da azami faydayı sağlamak için kullanılırdı. O zamanın samimiyetiyle, bugünün pespayeliği ve göz boyamacılığı arasındaki farkı görebilmek bu kafa karışıklığını anlamak için şart galiba.

Bir de, siyasi iktidarı candan destekleyen insanların halet-i ruhiyesi var tabii. Bir takım gazeteleri (hepsi tek ses olmuş) kendi cenahlarından olduğu gerekçesiyle sahipleniyorlar. Bu gazetelere destek verilmesini istiyorlar kendi aralarında. İsim vermek gerekirse, mesela Sabah gazetesini artık "muhafazakâr" bir gazete gibi addedenler var. Bu kimselere sormalı: O zaman, arka sayfa güzelini kesip duvarımıza mı yapıştırmalıyız, yoksa gazeteden bakmakla mı yetinmeliyiz? Sanırım yaşanan kafa karışıklığının kısa bir özetidir bu.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 29.07.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: burak, kıllıoğlu, muhafazakar,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 2 yorum|yorum rssrss

  • her satırı özenle seçilmiş...

    Yazınızın her satırında yapılan tespitler ve gereken yere gönderilen mesajlar gayet özenle seçilmiş, sadece okunması değil, ayrıca okutulması gereken bir yazı...Teşekkürler

    sahra gül | KatılıyorumKatılmıyorum (7.5/10 puan) | 29 Temmuz 2009 15:23

  • tebrikler sn. burak bey...

    basınla ilgili görüş ve kanaatlarınız çok yerinde bulundu.eline ,kalemine ve kalbine kuvvet...selamlar...

    berkant gizemli | KatılıyorumKatılmıyorum (7.5/10 puan) | 29 Temmuz 2009 13:17

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Yüzde 7.6 zam nerede?
    2. Demek ki pamuk ipliğiyle bağlı ekonomi
    3. Stres testiydi, hayat memat meselesi oldu
    4. Hükümete göre kriz 2013'e mi sarktı?
    5. Gitti eskisi, geldi yenisi
    6. Ne bu şiddet, bu celâl!
    7. Sütler psikolojik olarak zehirledi
    8. Dış politikamızın şahidi Biden
    9. Çengelköy sırtlarında
    10. Kapalıçarşı'nın kiremitleri
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. Tepkini sevsinler...
    5. Neo-Köylü!
    6. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Hayır kurumu değillermiş
    10. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek