Mesele anlaşılmıştır, Danıştay 'eşitlik' adı altında eşitsizlik istiyor. Üniversiteye girişlerde uygulanan katsayının sıfırlanması kararını, eşitliğe aykırı bularak iptal etmiş bulunan Danıştay, YÖK'ün biraz da zevahiri kurtarmak için açıkladığı 0.13/0.15 rakamlarını, eşitlik adına gerekli olduğunu düşündüğü eşitsizliği sağlamak açısından yetersiz buldu ve bu kurumun 17 Aralık tarihli kararının da yürütmesini durdurdu.
Yılın tam da bu günlerinde ortaya çıkan bu gelişmenin, üniversitelere girişte sistemi altüst edeceği, yüz binlerce öğrenci ailesinin sıkıntılarla karşı karşıya kalacağı... gibi hususlar, gördüğünüz gibi, ilgili zevatın pek umrunda değil.
Türk Milleti Adına karar alan Danıştay'ın bu kararının, Millet adına olmakla hiç alakası olmadığı gibi, hukukla da uzaktan yakından bir alakası olmadığınının; meselenin bir tür maç olarak yürütüldüğünün artık çocuklar bile farkındadır.
Birileri, evrensel hukuk değerlerinin yanında Anayasa ve kanunları da zerre kadar hesaba katmayan, sadece kendi ideolojileri açısından doğru olduğuna inandıkları adımlar atıyor ve bu arada hasbelkader bulundukları konumun tadını çıkarmaya çalışıyorlar.
Son iptal kararıyla, Danıştay'ın genel liselerle meslek liseleri arasında okkalı bir ayrım yapılmasını istediği anlaşılmıştır anlaşılmasına da, bu kurumun eşitli adına ne kadar eşitsizlik istediğini kestirebilmek, halen mümkün değil.
Şimdi iş pazarlığa kaldı anlaşılan.
YÖK'ün katsayı farklılıklarını sıfırlama ve ardından belli bir farklılık getiren kararlarını iptal edip, yürütmeyi durduran Danıştay'la, kaça razı olacağı hususunun oturup konuşulması gerek.
YÖK eşitsizliği gidermek için karar alıyor ve Danıştay, bunun eşitsizlik olduğunu, eşitliği sağlamak için genel liselerle meslek liseleri arasında mutlaka bir ayrımcılık yapılması gerektiğini iddia ediyorsa, yapılacak tek şey bu demektir.
Bu kurumla ya da onun adına hareket eden kişilerle nasıl görüşüleceği, farklılık konusunda hangi oranlara razı olacaklarının nasıl tesbit edilebileceği... ilgili zevatın işi tabii ki... Sınırlar belli. Katsayının tamamen kalkmasına ve 0.13/0.15 oranlarına razı olmayan Danıştay, eskisi gibi 0.3/0.8 oranlarını istiyor anlaşılan.
YÖK ise katsayının tamamen kalkmasından yana.
Başka türlü bu meselenin hallolma şansı gözükmediğine göre, Danıştay ve YÖK temsilcileri biraraya gelip, 'kaça olacağı' konusunu acilen konuşmalıdırlar.
Bu konuşma, mümkünse TV kameraları karşısında yapılmalı ve Milletimiz, 'Türk Milleti Adına' karar aldığı iddiasında olan Danıştay'ın, aslında kimler adına karar alıyor olduğunu da anlayabilmelidir böylelikle.
Çünkü bu Milletin fertlerinin büyük bir bölümünü rahatsız eden bir kararın Millet Adına olduğunu söylemek haksızlıktır.
Anayasal bir kuruluş olan Danıştay'ın çizgi dışına çıkan uygulamalarına nasıl mani olunabileceği hususunda kafa yormak ise ikinci acil mesele.
Anayasada birkaç cümle ile yer alan bu kuruluşla ilgili kanunda yapılacak değişiklikler, umulur ki bize yönetme mevkiinde olanların acil eylem planları arasındadır.
Danıştay, kendisini sisteme entegre edenlerin arzu ettiği gibi çalışmakta ve kahir ekseriyetin arzularını kesinlikle hesaba katmamaktadır.
Bizler Millet olarak bu kurumun kararlarına maruz kalabilir ve mağdur olabiliriz ve zaten öyle oluyor.
İşbaşında bulunanların da bizlerle beraber birşeylere maruz kalıyor ve mağdur oluyorlarmış gibi gözükmeleri, manzaranın en kötü tarafı...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



