Kabinede en önemli değişiklik Maliye Bakanlığı'nda olmuştur. Erdoğan, Unakıtan'ı milletvekili yapmayınca, bir şekilde bizzat onu devre dışında bırakıp yerine Unakıtan'ı milletvekili yaptılar! Milletvekilliğine layık görülmeyen bir kimse ne oldu? AKP'nin değişmez bakanı, hem de "Maliye Bakanı" oldu!
Sömürü sermayesi onu neden seçtirdi ve neden görevlendirdi? Hedef, KİT'lerin bedava denecek şekilde 'babalar gibi satılıp' birilerine peşkeş çekilmesiydi.
Abdüllatif Şener'in direnmesi sonucu KİT'leri (Kamu İktisadi Teşekkülleri'ni) istedikleri gibi yağmalayamadılar. Şimdi de onun harcanmasına izin verdiler. Bu son uygulama, elde kalan KİT'lerin özelleştirilip ülkeyi satma ve milletin varlıklarının birilerine peşkeş çekme siyasetinden vazgeçildiği anlamına geliyorsa, iyi bir değiştirmedir.
Dışişleri Bakanlığı'na dışarıdan bir bakanın alınması da olumlu kabul edilebilir. Bunun iki sebebi vardır. Başarı gösteren bir uzman önemli bir bakanlığa getiriliyor. Bunun başka bir tarafı daha vardır. Genellikle Amerikancı olarak bilinen Ali Babacan'ın yerine Ahmet Davudoğlu'nun getirilmesi demek, Bush siyasetinden Obama siyasetine geçiş, Amerikan siyasetinden İran siyasetine kapı açma demektir. Uygun bir atamadır.
Ali Babacan'ın terfi ettirilmesi yanlıştır. Dışişlerinde fazla başarılı değildi ki oradan alındı. Ekonomide ise daha önce denenmiş ve başaramamıştır.
Bu da gösteriyor ki; Türkiye şimdiye kadar olduğu gibi yine IMF politikalarına teslim olacak, borçlanmaya devam edecek, insanımız işsizliğe mahkum edilecektir.
***
Nimet Çubukçu'nun Millî Eğitim Bakanlığı'na terfi ettirilmesi yanlıştır. Devlet Bakanlığı'nda kendisini terfi ettirecek bir başarısı görülmemiştir. Bu durum atamaların başarıya göre değil de, başka hesaplarla yapıldığını göstermektedir.
Bülent Arınç'ın başbakan yardımcısı yapılması, ona yapılan haksızlığın onarılmasıdır. Millî Görüşçüleri tasfiye siyasetinden kısmen de olsa vazgeçildiğini göstermektedir. Bu da iyi bir olaydır. Aynı anlayış içinde Beşir Atalay'ın İçişleri Bakanlığı'nda, Vecdi Gönül'ün Millî Savunma Bakanlığı'nda, Cemil Çiçek'in Başbakan Yardımcılığı'nda bırakılması isabetlidir.
Mehmet Ali Şahin, "Adil Düzen"i ciddiye alan bir Millî Görüşçüdür. Erdoğan'ın "Adil Düzen"e karşı alerjisi vardır. Bilinç altında devre dışı bırakmanın etkisi bu olabilir.
Abdülkadir Aksu'nun kabineye alınmaması hatalı olmuştur. Denge gözetilmemiştir.
***
Hâsılı, hükümet değişliği büyük bir rahatsızlık yapmamıştır. Ancak, yapılan kabine değişikliği sonucunda oluşturulan hükümet, asla Türkiye'nin sorunlarına çare üretebilecek bir hükümet değildir. Ekonomik ve sosyal her türlü sorunlar var olmaya devam edecektir.
Asıl operasyon parti yönetiminde olmalıdır. Seçim kazanılmıştır ama seçimde başarılı olunmamıştır. Merkez karar organı temelden değişmeli, tamamen yeni bir kadro getirilmelidir. Bu da yetmez.
Eski oy yüzdesini kaybeden her il ve ilçe yönetim kurulu görevden alınmalıdır. AKP kurulurken seçimden önce partiye katılanlar yönetim kadrolarını oluşturmalıdır. Milletvekilleri ve bakanlar yapılanlara karışmamalıdır. Parti içi kadrolaşma gayretlerine son verilmelidir. Ama her kadroya "halktan güç almak" şartıyla görev verilmeli ve bu yönde kadrolaşma gerçekleştirilmelidir.
Ancak, her şey gibi bu mekanizmaları oluşturmanın ilmi vardır, bunun ilmini de biz biliyoruz. Sadece AKP değil, diğer bütün partiler de bu ilimden istifade etmelidir.
Sonuç olarak, ülkemizde siyasetin ve yönetimin iyileştirilmesi, sorunların çözümü, siyasetin ilme dayalı ve ilmin rehberliğinde yapılmasına bağlıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




