Tıpkı Çandarlı gibi yıldızı sönmüş İznik'in.
Oysa bu Temmuz sıcağında turist kaynaması gerekirdi.
Çinilerini satın almak için uzun kuyruklar oluşması.
Ya da benim aradığım gibi zeytinli ekmek satan dükkânlarının olması.
Değil!
Büyük medeniyetleri kollarında sallamış şehir, İznik konsili ile sert tartışmalar yaşasa da, parlak bir Selçuk ve Osmanlı hatırası taşısa da.
Şimdi sükût suretinde sanki.
Gerçi kendisi ne kadar sussa da eserleri konuşmakta.
Tarihi surları, Ayasofya'sı, Yeşil Minaresi, Nilüfer Hatun İmareti pek çok güzel anıyı kuvvetli bir üslup ile nakletmekte.
Kaçıncı gelişim, bu anne şehre.
Öğrencilik günlerimde kazı çalışması sebebiyle, bir çini fırınında, Oktay Aslanapa başkanlığında, İznik işi çinilerin izini sürmüştük.
Topraktan kırık bir tabak parçası bulduğumuzda hele bu Rodos mavisi, İznik kırmızısı ise bir hazine gibi üzerine titreyip, envanterleyip, müzeye yerleştirmiştik.
Fırsat buldukça Yalova yolundan kaçtığım, Bursa dönüşü saptığım İznik'de yine eski eserlerle biraz dertleştim.
Ayasofya, son otuz senede biraz daha yaşlanmıştı.
Surlar sağlamdı, kaç nesil uğurlayacaktı daha.
Yeşil Cami dağ gibiydi.
Her yan Çandarlı ailesinin eserleri ile kaplı idi.
Ne ki en fazla Halil Paşa sitem etti sanki.
Büyük muhalifin kabir taşı iyice eskimişti.
Yanına oturup düşündüm.
O günden bu zamana bir şey değişmedi.
Her iktidar, kendisine itaat etmeyeni, dik bakanı, boyun eğmeyeni, farklı fikirleri, teslim olmayanı, kafa sallamayanı cezalandırmakta hiç geç kalmamış.
Keşke Çandarlı Halil'in hayatı da film olabilse.
Padişah bile olsa, karşısında nasıl dik durduğunu, ölene değin o dik başlılığı muhafaza ettiğini.
Çandarlı ailesi, Osmanlı'nın kuruluş yıllarından beri, sadrazam olmakla gelmemiş, ilmiye sınıfındaki mensupları ile de göz doldurmuş.
Babası da sadrazam olan Halil Paşa'nın kardeşi Mahmut Çelebi ümeradan idi, Mehmet Çelebi'nin kızı, Fatih'in halası ile evli idi.
Halil Paşa, II. Murat zamanında bütün kuvveti elinde bulundurmuştu. II. Murad'ın saltanattan çekilmesi üzerine hükümdar olan oğlu II. Mehmed'e de vezir-i azam oldu. Fakat on üç yaşındaki çocuğun, hükümdarın lalası Zağanos Paşa'nın teşvikiyle gereksiz emirler vermesinden bunalmıştır. Onu sabırsız ve deneyimsiz görmüştür.
Osmanlı'da kimi genç padişahların anneleri, ya da hocalarının suflörlüğü yüzünden çekilen sıkıntıları, Halil Paşa da yaşamıştır.
Derin devletin inceliklerini iyi bilen Rum devşirme olduğu da iddia edilen Zağanos Paşa, Sultan'ı etkilemekte idi.
Bir Anadolu türkmeni Halil Paşa ise, işlerine karışılmasından hoşlanmıyordu.
Bu sırada yeni bir Haçlı Seferi yapıldığından, 2. Murad'ı ordunun başına davet etti, Murad, Varna Muharebesi'ni kazandı ve oğlunu Manisa'ya göndererek hükümdar oldu.
Fakat bir süre sonra şehzadesini ikinci defa padişah yaptı. Bu kez Edirne yangını ve yeniçerilerin ayaklanması hadisesi vukua geldi. Devletin kuvvetli ellerde bulunması için Halil Paşa, Sultan Murad'ı gizlice Edirne'ye getirterek üçüncü defa hükümdar yaptırdı. Bu durum, genç Mehmed'in gururunu çok incitti ve Halil Paşa'ya kin duydu.
II. Murat 1451'de vefat edince Fatih, üçüncü kez hükümdar oldu ve hemen İstanbul'un fethine hazırlandı. Çandarlı Halil Paşa, istişare toplantısında, yeni bir Haçlı Seferi'nin düzenlenmesinden çekindiği için, bu fethe pek taraftar olmadı. Zira üç haçlı seferi yaşanmış, büyük tehlikeler atlatılmıştı. Fakat diğer paşalar fetihte ısrarlı idi.
Büyük gayretlerle İstanbul alındı.
Ne ki Fatih, zafer şenlikleri esnasında bile kininden vazgeçmedi. Kendisini iki defa saltanattan indirmiş olan Halil Paşa'yı, Bizans'tan rüşvet aldı propagandasıyla hapsettirdi.
Bizans paşaya, balığın karnında altın göndermekte imiş. Oysa aile, balık karnı altını gibi komik bir meblağ değil, büyük bir malvarlığına sahip idi.
Fatih bu deneyimli Paşayı idam ettirdi, bütün malvarlığına el koydu. Halil Paşa idam edilen ilk Osmanlı sadrazamı oldu. Cesedi oğlu tarafından İznik'e götürülerek gömüldü.
Fakat halkın çok sevdiği Halil Paşa'nın idamı, toplumda hoşnutsuzluk uyandırdı. Daha sonra ailenin malları iade edildi, yine yüksek mertebelere getirildiler.
Ama muhalif olmanın, dik durmanın ağır bedelini ödeyen Halil Paşa'nın, günümüze gönderdiği mesajlar kesilmedi


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




