milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • VÜCUDA ŞİFA KAYNAĞI(ÇEMENOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

İyi göremeyenler yavaş yürümelidir!

01 NİSAN 2010
PER 00:54

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Jean Baudrillard, 'Kötülüğün Şeffaflığı'nda şöyle demişti: "İletişim konuşmak değil, konuşturmaktır. Enformasyon bilmek değil, bildirmektir. Reklamlarda propagandada inanmak değil, inandırmak söz konusudur. Katılım, etkin ve kendiliğinden bir toplumsal biçim değildir, bir makineleşmenin sonucudur. Animasyon gibi bir hareket ettirmenin sonucudur." Tane tane vaaz verir gibi konuşmuş Baudrillard.

İngiliz kâfirlerden Bacon ise 'İyi göremeyenler yavaş yürümelidir' diyerek işe yarar bir şey söylemiş. Bu ikinci alıntı, en az birincisi kadar önemli. Burada dursun.

İki alıntıyla başladığım bu yazıyı birkaç şaşırtıcı cümleyle bitirecek değilim. Belki unutulmuş / unutturulmuş cümlelerle bitirmek gerekebilir. Önce şunu anlayalım; Üzerimize yapışmış olan ya da üzerimizde taşımaktan memnuniyet duyduğumuz bütün vasıfların ve tanımların üstünde tek bir vasıf, tanım ve kimlik taşıyoruz; bir devletin vatandaşı olmaktan da, bir siyasi partinin üyesi olmaktan da daha önemli, geçerli ve hayati tek bir kimliğimiz var; Mümin ve Müslim olmak.

İman etmek ve iman edilene teslim olmak ve bunun gereklilikleri, eğer politik tavırlara göre şekil alıyorsa bütün bunları nasıl okumalıyız? Sanıldığının aksine tavırlarımızın büyük çoğunluğu itikadımızı ilgilendiren yorumlara yol açar. Bizler dünyada bulunuyoruz fakat bizler dünyadan değiliz. Ümmetlerin felaketi çoğunlukla, yaşama olan tutkuları ve ölüme olan korkularından kaynaklanmıyor mu?

Biraz daha yaşadıkça biraz daha anlıyorum ve böylece tecrübeye olan saygım da artıyor. Kabul edilmeli ki çılgın bir seyir aldı bu dünya. Yürünülmesi gereken en doğru yol, dünya çılgınca bir seyir aldığına göre ona karşı çılgınca sayılabilecek yorumlar geliştirmekten geçiyor. Belki böylece hedefin nerede olduğu da ortaya çıkarılabilir. Çılgınca sayılabilecek yorumlar geliştirmek! Bu zannedildiğinden daha önemli...

Ne yaparsak yapalım, iki durum arasında bir tercih belirleyeceğiz: Tereddüt etmekle aldatılmak arasında bir irade ortaya koyacağız. Türkiye'nin son on yılını politik kampların ve tartışmaların üstünde okuyabilirsek bir 'varlık' olarak dünyada bulunmamızın hikmetinin neyi gerektirdiğini de anlayabiliriz demektir.

Bütün işlerin gizli bir yerlere bağlanmadığına inanmak pekâlâ mümkün... Yani inanmak mümkündür ki Türkiye'de 'güzelmiş' gibi görünen işlerden ziyade güzel işler olmaktadır. Yine de güzelleşmenin (!) hızına olan hayranlığımız aklımızı elimizden almasın. İnsanların birçoğu böyle yapıyor. İslam'ın yönetim iddiası her geçen gün dillerden ve zihinlerden silinirken, bütün diğer din mensuplarının Müslüman olması gerekliliği iddiası -üstelik bazı Müslümanlar tarafından- faşistçe bulunmaya başlanmışken, insanların büyük kısmının beyinleri ile mideleri yer değiştirmişken güzel şeylerin olduğuna inanmak zor gibi görünse de tam olarak böyle değil. Aldanış burada başlıyor.

Yapay düşmanlar

'Yapay düşmanlar' diye bir şeyden söz etmeliyim. Yapay düşmanların var olabileceğine inanmak bir şeydir. Yapay düşmanların öldürülmesine sevinmek daha başka bir şeydir. Yapay düşmanların üretilebileceği, büyük düşmanlar olarak pazarlanabileceği ve sırası geldiğinde 'sistem' için feda edilebileceği ihtimali nasıl bir kuyudur? Bu ihtimali göz önünde bulundurmak bir şeydir, bu ihtimali reddetmek başka bir şeydir.

Düşünelim ki, hem Türkiye hem de İslamcılar çok önemli yıllarını 'laiklik' başlığını tartışmakla geçirdi. Biz bu ülkede, bir dönem, yıllarımızı  'laiklik' kelimesi etrafında süre giden bir tartışmayla heba etmiştik. Anlamının geldiği yerden tutun da bundan bir mevzi ve karşı mevzi üretilmesine kadar hararetli günler geçirmiştik.

Şimdi o önemli yıllarda, bu tartışmalarla gündemimizi işgal eden, bu tartışmaların bayraktarlığını yapan o önemli (!) İslamcı yazarların isimlerini bir yere yazalım. Bitirdiğimizde karşımıza çıkan listedeki isimlerin tamamının bugün nerede olduğuna ve ne yaptığına dikkat edelim. Benim gibi sizin de mideniz bulanacak. Bu işlerin hiçbiri televizyon ekranlarında görüldüğü gibi değil ne yazık ki.

Yine merkeze geliyoruz. Çılgın bir seyir alan bu dünyada iki tercih belirtebileceğiz, ya komplocu olacağız -zira öyle diyorlar- çılgınca endişelerimiz olacak, ciddi kuşkular duyacağız, sorgulayacağız ve kabul etmeyeceğiz ya da her şeyin güzelleştiğine dair inancımızı güçlendirip, sevinip mutluluk fotoğrafları çektireceğiz.

Evet, elbette biz de mutluluk fotoğrafları çektirmek isteriz. Ama Filistin'le ilgili her hafta bir 'van minüt' çekilen bu ülkede Irak'la ilgili tek bir cümle kurulmuyor ise soruya dönüşmesinden kaçılan kelimeler var demektir. Yıllarca 'siyasetten ve şeytandan Allah'a sığınırız' diyenlerin son on yılda siyasi arenanın baş aktörü olmaya çalışmaları karşısında sorduğumuz 'siyaset mi değişti yoksa (haşa) Allah mı?' sorusunun cevabı bulunamıyor demektir. İşler, gazete manşetlerinde ve televizyon ekranlarında gösterildiği gibi değil ne yazık ki.

Gece karanlığından faydalananlar

Biraz daha yaşadıkça biraz daha anlıyorum ve böylece tecrübeye ve tarihe olan saygım da artıyor. Gece karanlık bastırdığında, gece karanlığından faydalanacaklar dışında sokağa çıkacak olan kimdir? Sözü doğrudan söyleyelim; İçinde bulunduğumuz zaman dilimi dâhil olmak üzere Türkiye'de oldukça bulanık bir hava sahası var, uzun zamandır. Kabul etmeli ki bu bulanıklık, kim attır, kim ittir kim de yalnızca iz'den ibarettir, hepsini birbirine karıştırmış durumda. Bu puslu hava sahasında her şeyi biliyormuş gibi hareket edenler, bu cüreti nereden doldurmuşlar ceplerine? Bu bulanıklığın ortasında hızlı hareket edebiliyor olmanın tek yolu, bulanıklığın ortaya çıkacağını önceden biliyor olmak değil midir? İt'lerin at taklidi yapmadıklarını nereden bileceğiz? Yalnızca iz'den ibaret olanların it'miş gibi gösterilmeyeceğine bizi ikna eden nedir? At'ların it gibi gösterilmeye çalışılmadığından nasıl emin olacağız?

Hâlbuki aklın bize şunu söylemesi gerekmez mi; "gerçek pek seçilemiyor, öyleyse yavaş hareket etmeliyiz."

Ben aldatılmaktansa, kuşku dolu bir endişe sahibi olmayı tercih ediyorum. Çünkü yakın tarihimiz, bizdenmiş gibi görünenlerin bizi aldatma hikâyeleriyle doludur.

Onlar severler diye bir de Avrupa'dan hikâye getirelim: Avrupa'da Ortaçağ'ın sonlarında ortaya çıkan köylü isyanlarını, nedeni anlaşılmaz bir biçimde burjuvalar da desteklemişti. Köylü isyanları çoğunlukla feodaliteye ve kiliseye karşı yükselmişti. Kiliseye ve feodal beylere karşı isyan eden köylüleri burjuvalar niçin destekliyor sorusu hiçbir karşılık bulmamasının yanı sıra sorulmamıştı bile. Sahiden, burjuvalar köylüleri niçin destekliyorlardı?

Sonuçta köylüler, hem feodaliteyi hem de kilisenin hâkimiyetini kırmışlardı. Sonra şunlar oldu; feodal yapı ortadan kalkınca demokrasiye(!) insan haklarına(!) hür seyahat özgürlüğüne(!) kavuşan köylü sınıfı, alternatifsiz ve itirazsız direkt olarak burjuvaların kucağına oturdu. Geçmiş günleri özlemle anarak üstelik.

Tamam, 'Feodalite' yıkılsın ama bu 'burjuvalar' bizi niçin destekliyorlar diye sormayı da ihmal etmemek gerekir.

'İyi göremeyenler yavaş yürümelidir.' Ben iyi göremiyorum bu puslu havayı ve bundan ötürü yavaş yürümeyi tercih ediyorum.

Çünkü bu topraklar elimizden giderse, yaşayacak hiçbir yerimiz olmaz. Güzel temennilerin arenası değil çünkü dünya siyaseti.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 01.04.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: düşman, iman, itikad,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Yusuf Genç

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Numan Kurtulmuş yepyeni bir ülkenin habercisi olabilir!
    2. ‘Kılıç kımıldadığı müddetçe düşman kımıldamaz’
    3. Uzun sözün kısası
    4. İnsanlar ve domuzlar!
    5. Haber siteleri neyin haberini verir?
    6. Ali Şükrü Bey niçin öldürülmüştü?
    7. Yalnız doğurandır doğruyu bulan…
    8. İyi göremeyenler yavaş yürümelidir!
    9. İstanbul halkının parası, Yahudi mezarına mı gidecek?
    10. İsmet Özel’e hakkını verecek miyiz?
    1. Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te değil, 7 Haziran 1924’te kabul edildi!
    2. İsmet Özel’e hakkını verecek miyiz?
    3. Numan Kurtulmuş yepyeni bir ülkenin habercisi olabilir!
    4. Bir İsmet İnönü portresi
    5. Sait Faik’in hikâye dünyası
    6. İzmir suikastını, İsmet İnönü mü tertip ettirdi?
    7. John Maynard Keynes’i yıkmanın on altın kuralı
    8. Malcolm X ve Fidel Castro
    9. Ana haber sunucusu kaç paralık teröristtir?
    10. Türkiye’de muhafazakârlık
    1. Ana haber sunucusu kaç paralık teröristtir?
    2. Mançurya da kahrolur, niye kahrolacaksa*
    3. Bin hırkayla üşüyün, bin lokmayla boğulun
    4. İsmet Özel’e hakkını verecek miyiz?
    5. Gördüğümüz yer, durduğumuz yerdir
    6. Kâfire mucize gösteremezsiniz
    7. Kılıçlarımızı ancak kalkanı almak için bırakmalıyız!
    8. İzmir suikastını, İsmet İnönü mü tertip ettirdi?
    9. Hasan Aycın ve Kudüs Ey
    10. Ümmetin namusu, tüfeklerin namlusundadır!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek