Bu sıralar diğer mevsimlere göre çok daha sık yurtdışı davetlerine katıldığımdan görüp yaşadıklarımı sizlerle paylaşma fırsatım daha sık olmakta. Bu hafta sonu İsveç'teyiz. Fetih ve Çocuk Şenliği vesilesi ile başkent Stockholm'de Milli Görüş teşkilatının misafiriyiz. Bu arada aklıma gelen bir husus: Malumunuz, İskandinav ülkeleri krallıklarıyla meşhur. İsveç, Norveç, Danimarka ve hatta güney batıya doğru devamla İngiltere Birleşik Krallık, Hollanda ve Belçika Krallıkları sembolik de olsa geleneksel krallıklarını sürdürmekte... Ama gelin görün ki bizim vatanımızda Batı'dan çok Batıcı kafalar ise Osmanlı'nın büyük medeniyet kurmuş o güzelim imparatorluğunun sembolik de olsa mevcudiyetine tahammül edememiş 'hilafet Meclis'in şahsı manevisinde mündemiçtir' denilerek varlığına son verilmiştir.
Stockholm Havaalanı'ndan bizi alan mihmandarımız Harun Salihoğlu hoca İsveç'te 20 yıllık hayatı boyunca görüp yaşadıklarını bizimle paylaşırken ilk söylediği söz buranın insanının telaşsız, stressiz bir hayatı olduğunu dünya yıkılsa umursamayıp hatta onca şehir trafiği yoğunluğuna girmemize rağmen hiç korna sesi duymamamıza da dikkat çekti. (Ama onların ömrü uzarken, diyor, Harun Hoca 'bizim ömrümüz de aksine kısalıyor. Çocuklarımızı bu kültürden koruma stresi yaşarken). Dünyada yaşanabilir ilk beş şehre giren Stockholm benim şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla yeşil alanı ve kent temizliği ile önde gideni. Tüm ülke binalarındaki musluklardan içilen sular dışarda satılan şişelerdeki sulardan daha içimli. Hatta aklıma bunca suyu ünlü ve etrafı sularla, içi kanallarla çevrili bu şehre Stokholm yerine suya doymuş anlamında Su-Tok-Hol yakıştırması yapmak geçti zihnimden. (Tabii ki beğenmek zorunda değilsiniz. O benim yakıştırmam). Ancak Nisan ayından itibaren başlayan bu yeşil kaplama Ekim ayı ile tüm ülkede yerini beyaza bırakıyor, yağan karlarla. Bizim kaldığımız beş gün içinde ancak iki günü açık, diğer günler karabulutlarla kasvet verici kaplı. (Belki de bu mutsuz havalar yüzünden mi acaba dünyada en çok intihar vakası bu ülkelerde oluyor, kimbilir?) Yirmi altı binden fazla irili ufaklı adalarla dolu İsveç'te kışın tüm su kanalları iki metre kalınlığında buzla kaplanıyor. (Tabi bunları bize rehberimiz sevgili Ali Rıza Salihoğlu aktarıyor. Kendisi burada ortaokulu bitirdikten sonra liseyi bizim İstanbul İmam Hatip'te okuyor. Pırıl pırıl genç. Şimdi burada bir şirketin personel müdürü)... Namazları kılmak üzere şehir merkezinde muhteşem güzellik ve donanımda bir camiye geçiyoruz. Ahşabı, tahtayı ev ve inşaat işlerinde çok iyi ve yerinde kullanan bu ülkede ormanlar çok yoğun olduğu için kerestecilik ve mobilya işi çok gelişmiş. Hatta dünyaca ülke mobilya şirketi isveç menşeli İKEA bizde de yayılmaya başladı.
Stockholm şehir merkezinde bir Arap şeyhinin yaptırdığı bu harika cami iftihar edilecek cinsten. Hele içerde namaz kılan muhtedi sarışın İsveçlileri görmek sizi bir başka saadet duygusuna boğuyor... Bir de dikkatimizi caminin yakınına belediyenin astığı bir levha çekiyor. 'Bu civarda içki içmek ve satmak yasaktır.'
Bu arada İsveç Kadın Kolları başkanı Ümmühan hocahanım eşi Harun Hoca'ya verdiği destekle bu haftasonu salon programımız için sürekli aileleri koordine ederek ilk kez İsveç'te yapılacak böylesine farklı aile ve çocuk şenliği için aileleri tek tek arıyarak bu ülkede gevşeme temayülü fazla olan insanımızı canlanması için dirilmeye davet etmekte..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




