İslam şairi Akif'in "Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta" şeklinde tasvir ettiği Peygamber Efendimiz (s.a.v) öncesi yaşanan Cahiliye dönemi ile; acı, kan ve gözyaşına boğulmuş bugünkü yaşadığımız dünya arasında ne büyük benzerlik var değil mi? O günkü Cahiliye karanlığını İslamiyet güneşi dağıtmış, dünyanın en vahşi insanlarını aydınlık bir dünyaya ulaştırmıştı. Dünya, yaşanmaya değer hayatın ne olduğunu görmüş, insanlık huzur ve mutluluk iklimine yelken açmıştı. Allah Rasülü'nün (s.a.v) öncülüğünde ve Kur'nan-ı Kerim'in ölçüleri üzerine kurulmuş o döneme Asr-ı Saadet (saadet dönemi) deniyordu. Yepyeni bir medeniyet kurulmuştu. Hem de, ilim ve irfan üzerine kurulmuş bir medeniyet... Sevgi, kardeşlik, samimiyet, hak ve hakikatın egemen olduğu bir medeniyet... Bir başka deyişle "gül medeniyeti"...
"Gül", yüce Rasülümüzün (s.a.v) sembolü... O'nun oluşturduğu sevgi ve kardeşlik medeniyetinin adı... O'nun kokusu "gül"e benzetilir... Çiçekler nasıl güzelliğin zirvesi ise, O'nun inşa ettiği toplum da insanlığın zirvesi... Gülün ise, çiçekler arasında ayrı bir yeri var. Aşıklar ve şairler O'nu gül ile bütünleştirir ve bu isimle överler. Akif, Asr-ı Saadet'i "gül mevsimi" olarak değerlendirir. Ümmü Sinan, Kur'an-ı Kerim'in ölçüleri ve O'nun kılavuzluğunda oluşan insan ve dünyayı şöyle tasvir eder: "Gül alırlar, gül satarlar/Gülden terazi tutarlar/Gülü gül ile tartarlar/Çarşı pazarı güldür, gül-Gülden değirmeni döner/Onun ile gül öğünür/Akar suyu, döner çarkı/Bendi pınarı güldür, gül" Günümüz şairlerinden Rıfkı Kaymaz "gül" motifiyle anlatır o yüce Rasülü (s.a.v): "Kanat kanat yükselip göklerden güller derdi/Mekke'de açan çiçek, Medine'de renk verdi.-Seninle güzelleşir, toprağımız açar gül/O'nsuz hayat anlamsız, anlasana ey gönül!.." Allah Rasülü'nün (s.a.v) dünyaya teşriflerinin yıldönümünde insanlarının sevdiklerine gül ikram etmesinin sebebi bu!..
Yalan, ihanet ve riyanın kol gezdiği bir dünyada yaşıyoruz. Model ve ideal insan örneklerinden mahrumuz. Bugün insanlık, yüce Rasül'ün (s.a.v) örnek şahsiyetini tanımaya öylesine muhtaç ki... O, Allah'ın insanlar için seçip gönderdiği bir Peygamber... "Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Sebe', 28) O, rahmet Peygamberidir, hem de bütün alemlere... "(Rasülüm!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya, 107)
Elde Kur'an-ı Kerim gibi sağlam bir delil, Hz.Muhammed (s.a.v) gibi bir rehber varken insanlığın acı, kan ve gözyaşına boğulması, dünyada benzeri yaşanmamış problemlerle karşı karşıya bulunması ne kadar üzüntü verici değil mi? Cahiliye dönemi insanlarını karanlıklardan nura çıkaran reçete bellidir: İslam. İslam'ın asli kaynakları olan Kur'an-ı Kerim ve Rasül'ün (s.a.v) Sünneti. Bu temel kaynaklar ışığında meydana getirilmiş 14 asırlık İcma ve Kıyası-ı Fukaha... Her problemimize çözüm sunabilecek ölçüde ölümsüz kaynaklar.
Başta Diyanet camiası olmak üzere, ilahiyatçılar, İslam davetçileri, konunun uzmanı olanlar İslam dininin iyilik ve güzelliklerini bütün insanlığa anlatmak durumundadırlar. İnsanlık, özellikle Osmanlı sonrası başını taştan taşa vurarak barış ve mutluluk iklimini arıyor. Fakat bulamıyor. Yıllarca ideolojilere ümit bağladı. Ümit ettiği dağlara hep kar yağdı. Allah'ın yarattığı insana beşeri çözümler bulmak mümkün olmuyor. Anlaşılıyor ki, çözüm ilahi kaynaklı olacak... "İslam üstündür, ondan üstün hiçbir şey yoktur." (Hadis-i Şerif) "Şüphesiz, bu Kur'an insan ve toplumları en doğru yola götürür." (İsra, 9)
Allah Rasülü'nün (s.a.v) hayatı ve O'nun sahabesi ile beraber yaşadığı Müslümanlık, Kur'an-ı Kerim'in canlı örneği ve hayata uygulamasıdır. Hz. Aişe (r.a) validemiz,"Allah Rasülü'nün hayatı ve ibadetleri nasıldır?" diye soran bir topluluğa, "Siz Kur'an okumuyor musunuz? O'nun hayatı Kur'an'ın canlı (uygulamalı) örneğidir" şeklinde cevap vermişti.
Allahü Teala. O'nu "Ey Rasülüm! Sen, en yüksek ahlak üzerinesin?" (Kalem. 4) şeklinde övmüş, dost düşman zamanının bütün insanları "Sen Muhammed-ül Emin (Güvenilir Muhammed) sin. Sen yalan söylemezsin" diye takdir etmişlerdir. Aşıklar, O'na hayrandır, sadıklar O'na dosttur.
Allah'ın insanlar için seçtiği rehber ve kılavuz bellidir.Bir değerlendirme olmak üzere geçmişten günümüze O'nun için söylenenlerden üç örnek vermek istiyorum:
"Allah seni hiçbir zaman utandırmaz, üzüntüye uğratmaz. Çünkü, sen akrabanı gözetirsin. işini görmekten aciz olanların yüklerini taşırsın. Yoksula kimsenin vermediğini verir, kazandırmadığını kazandırırsın. Misafirine ikram edersin." (Hz. Hatice r.a)
"Allah Rasülü (s.a.v) insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman da Ramazan'da Cebrail ile karşılaştığı zamandı. Cebrail, Ramazan'da her gece gelir, birlikte Kur'an okurlardı. O, Allah tarafından gönderilen bereketli rüzgarlardan daha cömertti." (Abdullah İbni Abbas r.a)
"İnsanların üstünlüğünü ölçmeye yarayan hangi ölçüyü alırsak alalım, gayet tabii olarak şu sonuca ulaşabiliriz: Hz. Muhammed'den daha üstün bir insan yoktur." (Lamartine)
Mevlid Kandili'nin bütün insanlığın uyanışına vesile olması niyazıyla...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




