milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

İstanbul Mâbetsiz şehir olma yolunda

20 KASIM 2011
PAZ 00:40

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Herkes, "Hayat benim istediğim gibi olsun" diyor. Her esnaf, her memur, her işçi hatta her öğrenci kendi zaviyesinden bakıyor hayata haklı olarak. Fakat toplumsal hayata dair olaylar, neticeleri bakımından birbirinden çok farklı şekilde tezahür ediyor; hiç kuşkusuz bu farklılıkları "görmek" gerekiyor. Çünkü her istenilen şeyin gerçekleşmesi mümkün değildir. Meselâ namazlarını camide kılmaya başlayan "emekli" bir insan, geçmişini hemen unuttuğu için herkesi kendisi gibi sanıp beş vakit namazda camide görmek istiyor. Oysa günümüz şartlarında "mesaiye bağlı iş yerleri"nde çalışanların bunu gerçekleştirmesi çok zordur. Günümüzde yeni kurulan veya gelişen şehirler, materyalist bir anlayışa göre tanzim edildiği için, şehirdeki iş hayatı camiye mesafeler oluşturmuştur. Adına "modern" denilen hayat şartları, ulaşım, sağlık sorunları ve görmezden gelinmemesi gereken birtakım alışkanlıklar kendine özgü bir sosyal hayat düzeni oluşturdu. Aklımızın köşesinden bile geçirmeyeceğimiz "işler, uğraşlar, meslekler" oluştu ve bunlar kimseyi kendi haline bırakmıyor. Gelişen ve değişen hayatı okumadan bütün bunları bir kenara itenler, "duyarlılık" azaldı diyorlar.

Oysa insanlar namaz kılmak için camiye gitmek yerine, kılınmasına müsaade edilen veya "göz yumulan" iş yerlerinde istedikleri vakitte kılma gibi bir hususu tercih edebiliyorlar. Haddinden fazla hareketli hayat, pratikliği ve verimliliği öncelerken vaktin fevtetmediğini gösteriyor. Onun için insanlarımızın büyük çoğunluğu, namazlarını hayatın koşusu içinde ve bu tempoya paralel olarak eda etmeye çalışıyorlar.

Bu insanların önemli bir kısmı ibadetleri bağırtmıyorlar, riyaya fırsat oluşturmuyorlar; fakat gizlemiyorlar da... Dış görünüşüne bakıldığında kendisinden hiç beklenmeyen bazı kadınlar ve erkekler, ibadetlerini eda etmeye gayret gösteriyorlar. Bir de milletin alt şuurunda, namaz kılanların mağdur edilmesi, hatta büyük bir terör suçuymuş gibi "namaz kılıyor" diye fişlenmesi gibi hususlar zihinlerden hâlâ silinebilmiş değildir.

Büyük bir süratle çevreye doğru genişleyen ve aynı zamanda yukarı doğru yükselen binalarla şehirler akıl almaz şekilde kalabalıklaşıyor. Bu yoğunlaşmaya paralel olarak camiler hayatın içinde yer almıyor. Hatta yerleşik semtlerde yıllar öncesinden beri var olan camiler aynı sayıda kalırken, nüfus on kat yirmi kat artmış durumdadır.

Çalışma hayatının "işe odaklı" sistemi de, camilerin bu durumunu kamufle ediyor. Camilerin büyük bir ihtiyaç olduğu, sadece bayram ve cuma namazlarında kendini hissettiriyor. Söz konusu günlerde de, birtakım palyatif tedbirler sorunu geçiştirmektedir. Ötelenen bu sorunların, zamanla nelere mal olacağı akla bile getirilmek istenmiyor.

"Mâbetsiz hayat" şehirleri ve semtleri ruhsuzlaştırmaktadır. Oysa modern hayatın mekanik temposundan insanın kurtulabilmesi için, mâbetlerin en dinamik ve işlevsel şekilde hayatın merkezinde yerlerini alması gerekir. Büyük bir övünç kaynağı olarak yeni şehirler kuruluyor, buralarda bedensel aktivitelere yönelik spor salonları, birtakım faaliyetler için kültür merkezleri kuruluyor; kurulsun, hiç kuşkusuz bedenin de birtakım aktivitelere ihtiyacı vardır. Fakat "mânevî bir varlık olan insan"ın ruhunun da tatmin edilmesi şarttır. Çünkü karnı tok fakat ruhu aç insana sadece birtakım maddî imkânların sunulması medenî bir tavır değildir.

Bir zamanların mâbetleriyle ünlü İstanbul'u, günümüzde genişleyen ve yenilenen haliyle mâbetsiz şehre dönüşmektedir. Yeni yapılan yerleşme yerlerinde çok yüksek fiyatlarla satılan dairelerin ve rezidansların bulunduğu semtlerde, "modernlik belâsı" adına camiye yer verilmemektedir. Verilenler de göstermelik olmaktan ileri gitmemektedir. Meselâ İstanbul'un Anadolu yakasında kurulan Ataşehir ilçesi bu tür görüntülerin tipik bir göstergesini oluşturmaktadır.

Ataşehir gibi gökdelenlerin istilâsına uğrayan arsalarda toprağa ulaşmak imkânsızlaşırken, her bir bina, içinde mahalleleri barındırmaktadır. Fakat burada camiye rastlamak mümkün değildir. Birtakım duyarlılıkların yüksek sesle dile getirilmesi sonucu, gökdelenlerin dışında, sonradan yapıştırıldığı bas bas bağıran bir cami yapılıyor. Bu camiye mahalle sakini olarak vakit namazına gitmek isteyen birinin ulaşması mümkün değildir. Hem buraları yeşillikten mahrum bir vaziyette "bina mezarlığı" şeklinde yapan da bir devlet kurumu olan TOKİ.

Tahmin ediyorum ki, yerleşim yerlerinin resmî parselasyonunda cami de dahil olmak üzere her türlü sosyal tesis için yer ayrılması zorunludur. CHP mantığı ile camiyi görünür kılmamanın yanı sıra, sadece rantı düşünerek şehirler kurmanın vebalinin çok ağır olacağını söylemek kehanet olmasa gerekir.

Korkuyorum, gerçekten korkuyorum: İstanbul elden gidiyor. Amerika'nın yeni yetme herhangi bir şehrinden farksız bir şekilde gökdelenlerle dolduruldu. İstanbul'a zulmediliyor. İstanbul, rant adına tarihî kimliğini kaybediyor. "Tarihî yapıları onaracağız" diye maskaraya çeviriyorlar. Asırlar içinde oluşan ve bünyesinde nice hatıraları barındıran Üsküdar, Eminönü ve Fatih semtleri metro bahanesiyle İstanbul'un yükünü omuzlar hale getirildi: Altları oyuldu ve oyuluyor. Rantın en yüksek yerleri haline gelen bu semtlerde, çok geçmeden nelerin olabileceğini kestirmek güç değildir.

Tarihî semtlerdeki binalara bir çivi çakmak için bile çok düşünülüp bir müze gibi korunması gerekirken, iş makineleri yerin altında ve üstünde cirit atıyorlar. Biraz vicdanınız varsa yapılanların vebalini düşününüz. Bu vebalin altında kalkamazsınız. "Onarmak" sahip çıkmak ve yaşatmaktır; tahrip etmek değil.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 20.11.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: istanbul, cami, mabed,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Dr. İhsan Alperen

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Necip Fazıl ve sigara
    2. İntikam
    3. Şehir tiyatroları üzerinden oynanan "tiyatro" ve "su"yun devrimi
    4. "Muhafazakâr"a bak!
    5. Düğün konuşmaları!
    6. Mazlumların gözyaşlarını Terkos suyu mu sandınız?
    7. Tuzak var!
    8. Vedalar geldi aklıma!
    9. Dershaneler
    10. Türkân Saylan adı
    1. Sömestr tatili, dinlenmek ve hobiler geliştirmek için büyük bir fırsat
    2. Aristokrat olunur mu?
    3. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    4. Şehvet kuyusu
    5. Dogma
    6. “Sıralardaki Heyecan”dan
    7. İlâhiyat Fakültesi Camii’nde bayram namazı
    8. Din ve hayat
    9. Kim anlar bizim halimizden?
    10. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    1. Yürüyüşüm değişti
    2. Bir müdür tanıdım!
    3. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    4. Evet mi hayır mı?
    5. İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu
    6. Hangi mezheptensiniz?
    7. Millî Eğitim’in bayramda öğretmenevi zulmü...
    8. Din Adamı mı?
    9. Gücüme gidiyor!
    10. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek