Hükümet, aradan sekiz yıl geçtikten sonra, nihayet "işsizlik meselesi" ile ilgili derin uykusundan uyanıyormuş... "İşsizlik meselesi"ne olan ilgisizliğine son veriyormuş... "Ulusal İstihdam Stratejisi" hazırlıyormuş... "Mâli Kural"dan (bu konuyla ilgili endişelerimi ve 'Mâli Kural'ın ne demek olduğunu önceki yazımda yazdım ya, neyse) sonra ekonomi yönetimi ile ilgili bakanların gündemi "işsizlik" imiş... Bu hafta içinde ekonomi yönetiminden sorumlu bakanlar, bir süredir hükümetin üzerinde çalıştığı "Ulusal İstihdam Stratejisi" üzerinde konuşmak için bir araya gelmiş; edinilen bilgilere göre bu hafta sonunda "istihdam stratejisi" ile ilgili çalışmalar hızlandırılacak ve tekrar taraflara sunulacakmış...
Bu arada pazartesi günü Türkiye İstatistik Kurumu, Ocak-Şubat-Mart aylarını kapsayan Şubat dönemi istihdam verilerini açıklayacak... Malum olduğu üzere, Ocak döneminde işsizlik oranı yüzde 14,5 seviyelerine çıkmıştı!.. Bunlar resmî rakamlar... Biz ise bıkıp usanmadan işsizliğin bu resmî rakamların çok üzerinde ve "felaket" veya "sosyal tufan" seviyelerinde olduğunu hep hatırlatıyoruz ama...
Hükümete ve ekonomi bakanlarına 'Günaydın! Bugünlere kadar nerelerdeydiniz?' demiyorum, demeyeceğim. Bu kadar uzun süreli ilgisizlik ve ihmalden sonra, her şeye rağmen sonunda "işsizlik ve istihdam meselesi"ni gündemlerine almaları sevindirici bir gelişme. Sekiz yıllık ihmalin, ilgisizliğin ve zararın neresinden dönülürse, -adeta işsizler ordusuna dönüşen milyonlarca vatandaşlarımız için- orası kârdır. Bizim (vatandaşımız) için önemli olan bağcıyı (hükümeti) dövmek değil, üzüm yemek yani halkımızın işsizlik meselesinin çözümlenmesidir. Umarım, "işsizlik ve istihdam" konusunda bugüne kadar yazdıklarım ve bundan sonra yazacaklarım dikkate alınır da, hiç olmazsa ülkemizin ana sorunlarından biri olan "işsizlik ve istihdam sorunu" acilen çözüme kavuşturulur.
Başbakan ve hükümet üyelerinin görüşlerine değer verdiği ve dikkate aldığı Hayrettin Karaman, dünkü (13.05.2010) "Yoksulluk ve işsizlik" başlıklı yazısında meseleyi gündemine almış: 'Anayasa değişikliği, yargının direnişi, Ergenekon davası, daha çok demokrasi, skandallar... derken bazı önemli konular ve problemler ister istemez gözden, gönülden ve çözüm teşebbüslerinden uzak kalıyor, unutuluyor, erteleniyor. Halbuki mesela en önemlilerinden ikisi yoksulluk ve işsizlik problemleri olanca gerçekliği, acıları ve kahırlarıyla devam ediyor. / Demokrasi ve hukuk devleti için çalışılıyor, ama en önemli insan hakkı hayat ve insanca yaşama hakkıdır; bu konuda önemli bir gelişme sağlanamıyor. Hem terör ve cinayetler doğrudan hayat hakkını tehdit ediyor, hem de yoksulluk ve işsizlik, bunlara maruz kalanları ölümle hayat arasındaki bir kritik çizgide tutuyor, ölümü tercih edenler oluyor, etmeyenler de yaşamıyor, yaşar gibi yapıyor ve sürünüyorlar...'
Hayrettin Hoca yazısını, benim son zamanlarda "tarım ve istihdam" konusunda yazdığım yazılarla birebir örtüşen bir çözüm önerisi ile sonlandırmış: 'Köye, küçük üretim araçlarına ve büyük küçük tarım üretimine dönüş gerçekleştirilmeli, bunun için gerekli teşvikler, gerekiyorsa kanuni düzenlemeler yapılmalıdır.'
Tekrar hatırlatıyorum: Hükümet ve ekonomi bakanları, Hayrettin Karaman başta olmak üzere, bendenizin ve diğer aklıselim sahiplerinin çözüm önerilerini dikkate alıp yapılması gerekenleri yaparlarsa, hem hükümet hem de halkımız için çok hayırlı olacaktır.
Sonuç: Topluluk bir sorunu çözmek isterse onu tartışmaya başlar. İlgililer ve çözüm üreticiler birbirlerine o sorunu anlatıp tartışırlar. Birinin aklına gelen bir şey öbürünün düşüncelerine temel olur. Birinin düşünceleri öbürünün uygulamasına sebep olur. Herkes o sorunu çözmekle meşgul olur ve sonunda sorun çözülür. İktidar ve muhalefet, halkı hiç de ilgilendirmeyen ve ana sorunlarına çözüm olmayan lüzumsuz meselelerle oyalanacağına, "işsizlik ve istihdam" gibi ciddi meselelerle ilgilense iyi olur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



