İşsizlik, ülkenin en önemli sorunlarından biri, belki de birincisidir. Son açıklanan resmi rakamlar, ülkede işsiz sayısının 3,5 milyon civarında olduğunu gösteriyor. Ancak, konuyla ilgili çevreler, gerçekte işsiz sayısının, resmi rakamların iki katı olduğunu ifade ediyorlar. Her dört gençten birinin işsiz olduğunu söylüyorlar. İşte bu devasa soruna çözüm olmak adına, bu ülkede İşsizlik Sigortası Fonu diye bir kurum oluşturuldu. İşsizlere, işsiz kaldıklarında tutunacak bir dal olsun diye! Ne var ki öyle olmadı. Hele, şu an itibariyle 43,5 milyar Liralık bir büyüklüğe ulaşan her yılda yüzde 5 büyüyen bu fon, kriz koşullarında iktidarın 'can simidi' haline geldi ve kemirildi. Eğer, muhalefet partileri, sendikalar ve işçiler bu fona sahip çıkmazsa iktidar büyük bir pişkinlikle fonu kemirmeye devam edecek.
Peki, neler yapıyor iktidar, buna bakalım.
İşsizlik Sigortası Fonu 2002 yılında kuruldu ve Mayıs 2010'a gelinceye kadar Fon'un varlığı 43,5 milyar liraya ulaştı. Nereden geliyor Fon gelirleri? Sayıları 9 milyona ulaşan sigortalı işçilerin prime esas aylık brüt kazancı üzerinden hesaplanan yüzde 2 işveren, yüzde 1 sigortalı işçiden yapılan kesintiler ve yüzde 1 devlet payından. Tabi ki sekiz yıldır bu primler birikti ve her yıl mevduat, devlet kâğıdına yatırım biçiminde değerlendiriliyor ve faiz geliri elde ediliyor. Ayrıca, işverenlerden alınan gecikme zammı ve faizler de Fonun gelirlerini oluşturuyor. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Fonda toplanan paraların nasıl kullanılacağını da belirlemiş durumda. Bu Yasaya göre: "Madde 46 - İşsizlik sigortasının amacı; işsizlik sigortasına ilişkin kuralları ve uygulama esaslarını düzenlemek ve sigortalılara işsiz kalmaları halinde, bu Kanunda öngörülen ödeme ve hizmetlerin yerine getirilmesini sağlamaktır."
Yasanın 46. maddesi çok açıktır. İşsizlik sigortası yasasının amacı sigortalılara işsiz kalmaları halinde ödeme ve hizmetlerin yerine getirilmesini sağlamaktır. Yani, işsizlik sigortası fonundaki paralar sadece sigortalı işçilerin işsiz kalmaları halinde onlara harcanır, başka yere değil!
Takdir edersiniz ki, bu Fon'un başta gelen amacı, adından da belli olduğu gibi işini kaybedenlere belli bir süre destek vermekti. Ama bakın bu temel amaç daha yolun başındayken bile nasıl sapmış: Fon'un takipçisi olan iktisatçıların başında gelen Prof. Seyfettin Gürsel, fonda biriken para henüz 25 milyar YTL civarındayken yayımladığı bir yazıda (22 Nisan 2006) biraz önce işaret ettiğimiz "temel amaç"a ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyordu: "Ancak yararlanma koşulları o kadar sıkı tutulmuştu ki, bunca zaman geçmesine rağmen tazminat alabilen şanslı işsiz sayısı yüz bini bulmadı. İki buçuk milyon işsiz var, ama tazminat alabilen işçi sayısı sadece yüzde 4! (...) Yararlanma koşullarının sıkılığının yanı sıra, verilen tazminatlar çok düşük ve kısa süreli. Çoğunluk altı ay süreyle tazminattan yararlanabiliyor. Alınan para da ücretin yarısı... Ancak konulan tavan nedeniyle tazminat asgari ücreti geçmiyor. Sonuç sürpriz değil. Fona giren prim gelirleri ile faiz gelirleri, çıkan tazminat miktarlarının çok üzerinde olduğundan, Fon baş döndürücü bir hızla para biriktiriyor. (...) fon miktarı devletin borcundan düşülüyor. Brüt borç ile net borç arasındaki on puanlık farkın neredeyse yarısı işsizlerin biriken paralarından kaynaklanıyor. Diğer bir ifadeyle, işsizlerin parasıyla Maastricht fiyakası atılıyor!"
Bu değerlendirme Fon'un 'gülünçlüğünü' anlatan örneklerden sadece bir tanesi...
Elbette ki, İşsizlik Sigortası Fonu'nda biriken para her geçen yıl çığ büyüyor ve kronik bir bütçe açığı sorunuyla karşı karşıya olan hükümetlerin ağzını sulandırıyor. Son üç yılın Fon bütçesine baktığımızda Fon gelirlerinin Mayıs 2010 itibariyle 55,5 milyar Lira'ya ulaştığını görüyoruz. Gelirlerin yüzde 42'si primlerden oluşmuş. Bu primlerden elde edilen faiz gelirleri ise, Fon'un gelirlerinde yüzde 55 paya ulaşmış. Yine 2002'den bugüne Fon'dan 11,8 milyar Lira harcanmış.
Fonun bugünkü büyüme eğilimi sürdüğü takdirde yaklaşık otuz beş yıl sonra, Fonda, bütçe gelirlerinin tamamı kadar bir paranın birikeceği hesaplanıyor. Ancak hükümet o günlere kadar beklemeyip, çok önceleri Fonun gelirlerini tırtıklamaya başlamıştı bile. 2008 yılında çıkarılan bir yasa ile İşsizlik Sigortası Fonundaki nemanın 1,3 milyar (katrilyon) Liralık kısmı devlet bütçesine gelir kaydedilmişti. Daha sonra ise çıkarılan yeni yasalarla, 2009 ve 2010 yılındaki nemanın (faiz gelirlerinin) dörtte üçünün, 2011 ve 2012 yılındaki nemanın ise dörtte birinin bütçeye gelir kaydedilmesini düzenledi. Buna göre, kaba bir hesaplamayla, 2012 yılı sonu itibarıyla 11,5 milyar Lira Fondan koparılıp, bütçeye gelir kaydedilmiş olacak. Bugüne kadar 1 milyon 917 bin kişiye işsizlik ödeneği verildi. Mart 2002 tarihinden 31 Mayıs 2010 tarihine kadar toplamda 3 milyar 313 milyon TL ödeme yapılmış. Yani işçi başına 1728 TL! Bir ödeme biçimi de "işverenin; konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması, iflası veya iflasın ertelenmesi nedenleri ile ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan üç aylık ödenmeyen ücret alacakları şeklinde yapılıyor. Bu kalemden de bugüne kadar 45 milyon Lira dolayında bir ödeme yapılmış. Görüldüğü gibi, toplanan fonlar, işsizlere ya da mağdur duruma düşüp maaşını alamayan işçilere yapılan benzeri ödemelerden ibaret. Peki, geri kalan? Mustafa Sönmez'in yazdığına göre, işte orada iktidarın GAP'ta kullanmak üzere Fon'dan kemirdiği 7 milyar Lira ortaya çıkıyor. İŞKUR'un Mayıs sonu bülteninden öğreniyoruz ki, 11 milyar Lira'ya çıkan Fon harcamalarının 7 milyar Lira'sını iktidar Hazine'ye GAP yatırımlarına aktarılsın diye harcamış. Gerçi, Türkiye'de daha önce de çalışanların maaşlarından kesilen çeşitli fonlar, amaçları dışında kullanılmıştı. Konut Edindirme Yardımı (KEY), Tasarrufu Teşvik Fonu bunlardan bazılarıydı.
GAP projesi için kullanılması öngörülen bu tutar, Fon bütçesinin yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır. Yine bu tutar, Fondan şimdiye kadar işsizlere yapılan toplam ödemeler ile onlar için yapılan giderlerin toplamının 3,5 katıdır. Bu parayla 5,5 milyon işsize altı ay boyunca asgari işsizlik ödeneği verilebilirdi
Bu Fon, bir aldatmaca olmanın ötesinde işsizlere yasa ile tanınmış haklara hükümetin-devletin açıkça bir kalemde el koymasıdır. "Medeni bir ülke"de buna kim izin verir? İşsizlik Sigortası olarak düşünülmüş bir Fon ile Hazine finanse edilecek! Ve de işlisi-işsizi bu manzara karşısında sesini çıkartmayacak... Bunun devamı gelecektir. Hele de koltuklarından doğrulmayan sendika başkanları olduğu sürece talan devam edecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



