İsrail şeytani bir cüretle atağa kalkmış etrafına saldırıp duruyor. Gücü kuvveti yerinde... Albızlar alsın canını. Arkasında ne kadar irili ufaklı şeytan varsa sıraya girmiş pışpışlıyor kendisini. Bin türlü yağcılık numaralarıyla arkasını sıvazlıyor. O da şımardıkça şımarıyor ve adeta dünyanın hâkimi olmuş gibi esip gürlüyor. Buna ne denir ki? Dense dense, Allah belasını versin, denir. Dense dense, kendi kanında boğulursun inşallah, denir. Arkasındaki şakşakçı başına ne demeli peki? Dünyanın gülünü solduran bu kendini beğenmiş şakşakçı, aferinci şıllığa ne demeli...
İsrail her gününü kan içerek kutluyor. Her gününü çocukların kanını dökerek gün ediyor. Her gününü kendine bayram kılıyor. Kanın, gözyaşının, zulmün üzerinde yükseleceğini sanıyor. Kendine yıkımlardan, insan bedenlerinden kaleler kurmak istiyor. Nazi kamplarında kendine yapıldığını iddia ettiği soykırımı şimdi bu Yahudi diğer insanlara daha başka şekillerde yapıyor. Evleri yıkıyor, şehirleri yerle bir ediyor. Bu gücü nerden alıyor ve bu gücü nerden buluyor. Merhameti unutmuş, kendinden başkasını gözü görmüyor. Bu bir var olmak savaşı mı? Hayır, hiç de öyle görünmüyor, bu olsa olsa dünyayı bir anarşiye, bir fitne fücura sevk ederek yaşamak oluyor. Ama nereye kadar sürecek bu zalim saltanat. Nereye kadar sürecek dünyayı zalimane bir terör ile korkutmak...
Düşman zalim. Düşman evleri yerle bir ederken erkekçe savaşmıyor. Erkekçe çıkıp ortaya dövüşmüyor. Ne kadar hile ne kadar desise varsa hepsini kendine mubah görüyor ve ardından da dünyanın gözünün içine baka baka velveleye boğuyor ortalığı. Ortalığı kan gölüne çeviriyor lâkin hâlâ masum pozlar takınıyor. Hâlâ mazlumları oynuyor. Hâlâ soykırıma uğramış numaralarını sergiliyor. Dünyanın şaşırmış, akıllarını teknolojik güce kaptırmış budalaları ise buna kanıyor. Aptallar bilmiyor ki bir gün kendilerine de bulaşacak bu hastalık. Bu mikrop onların da içini kemirecek. Onların da evlerini yerle bir edecek, onların da sevdiklerini öldürecek...
İsrail'in arkasında Amerika var. Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yahudi var. Müslümanları boğmak isteyen yardakçıları var. Müslüman coğrafyayı talan etmek isteyenler var. Hepsi birleşmişler, hepsi el ele vermişler güle oynaya Müslüman kanı döküyorlar. Amerika bu kadar pohpohlamasa İsrail bu kadar katliam yapamaz. Müslümanların içindeki beyinsizler olmasa İsrail bu kadar esip gürleyemez. Bu kadar kan dökemez. Bu kadar şirret olamaz. Bunun başlıca müsebbibi biz Müslümanlarız. Benim, sensin, odur, onlardır. Dünyanın neresinde Müslüman varsa onlardır. Sessiz yığınlar, korkak, pusmuş, sinmiş olan bizleriz, başkası değildir. Öncelikle ve öncelikle bu kabahat bizim. Bu zulüm oluyorsa, bu kan akıyorsa biziz bunun müsebbibi. Bizim sessizliğimizdir başımıza bu akbabaları çağıran. Sessizce ve sinsice çağırıp durmaktayız bu belaları.
İsrail çocukları öldürüyor kadınları öldürüyor. Genç yaşlı ayrımı yapmadan öldürüyor. İsrail nihayetinde kendini öldürüyor. Böyle yaparak kendini yok oluşa doğru sürüklüyor. Kendini bitiriyor adeta. Kendini güçlü sanıp kan akıttıkça kendi kanını ortaya koyuyor. Çünkü kuraldır kan kanı çeker.
Bunları tarih yazacak. Bunları ibret olsun diye yazacak. Bunları insanlık âlemi utansın diye yazacak. Lâkin kahramanca karşı koyan, göğsünü kurşunlara hedef eden, korku nedir bilmeyenleri de yazacak. İblisin çeşitli oyunlarını boşa çıkaran akıllı insanları da yazacak. Şeytanın iğvasına kapılmayan, fısıltılarına kulak asmayan düşüncesi sağlam, imanı tam insanları da yazacak. İman ve küfür arasında bocalayan sersemleri de yazacak. Zalimlere yağ çeken, şaklabanlık yapan arsızları da yazacak. Korkakların tarumar olmuş bakışlarını da yazacak elbet.
Bu katliamlara ne Amerikalılar sevinsin, ne de fitnenin başı İsrailliler sevinsin. Yahudilerde akıl olsa bu zulümleri yapmazlar. Bugün teknolojik güçleri var diye bu kadar acı çektirmezler yoksul insanlara. Demek ki azgınlık nöbetleri tutmak keyif veriyor onlara. Etme bulma dünyası bu dünya, buna ne diyelim kendileri bilir. Yoksa yok oluşlarını mı hazırlıyorlar böylece. Bu azmışların bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı vardır elbet...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



