1928'de doğacaksın, Adını Şaron koyacaklar.
14 yaşında terör örgütüne üye olacaksın.
2006 yılına kadar bir gül koklamadan hep siperde yaşayacaksın.
Kan kokusundan başka koku tanımayacaksın.
Müziğin, çocuk feryatlarını dinlemek olacak.
Yüzbinlerce insanın cesedine basarak yürüyeceksin.
Kendinden geçerek tatlı bir uykuya dalamadan, güzel bir rüya dahi göremeden 2006 yılının ocak ayında komaya gireceksin.
Can çekişeceksin ama ölemeyeceksin.
Harcını insan kanıyla kararak yaptığın hastahane görevlileri yaptığın hastaneden seni çıkarmaya evine göndermeye çalışacak, en sevdiğin eşin ve çocukların seni eve kabul etmeyecek.
Buna hayat mı denir be..
"Yaptıkları kötülükler nedeniyle yaşadıkları her ülkede hor görülen, katliama uğrayan, sürgüne gönderilen Yahudiler, batı ülkelerinin başına bela olmasınlar diye Filistin'e sürgün edilirler ama adına sürgün demezler ve "Size vaat edilen topraklara dönmenizi kolaylaştırıyoruz" derler.
Elli yıldır Filistin'de ne rahat ettiler, ne de rahatlık verdiler. Öldürdüler öldüler, öldürdüler öldüler.
Batı, onların hem öldürüşüne sevindi, hem de öldürülüşüne sevindi. Çünkü, ölen de öldüren de Hıristiyan değildi.
Batının işine geldiği için hala harbi durdurmamada ısrar ediyor.
Amerika, İsrail'i de kullanarak Irak, İran, Suriye ve Türkiye arasında yeni bir çıban üretmeye çalışıyor.
Amerika "Size Kürt devleti kurduracağım. İşte para, işte yollar, köprüler, Merkez bankası, Kürt parası, Kürt bayrağı, Amerika'da eğitilmiş bürokratlar.
Kuzey Irak'ta Peşmergelere Merkez Bankası yapıveren, para basıveren, Bayrak dikiveren, otobanlar yapıveren Amerika, aynı zamanda yol boyunca camiler de yapıvermiş.
PKK'nın elindeki silahlar Amerika'dan, cebindeki dolarlar Amerika'dan.
Dağın başında üç bin terör örgütü üyesinin şampuanına kadar her şeyini temin eden Amerikan askerleri.
Yıllardır çalışmasına karşılık istediği başarıyı alamayan Amerika uçakları ceset taşımaktan yorulacak ve bir gün Irak'ı terk edip gittiğinde Türkiye, İran, Irak ve Suriye ile kavgalı bir Kuzey Irak kalacak.
İsrail'de başarılı olup da Kuzey Irak'ta başarılı olamamasının nedenini ben söyleyeyim:
Kürt halkı Müslümandır.
Milyonlarca Kürt insanı var ama PKK'nın elindeki terörist sayısı on bine varmamaktadır.
Halbuki, İsrail'de terör devletine karşı çıkan İsrailli sayısı on bini geçmez.
İsrail gibi, Başbakanı terörist, bakanları öldürdükleri adam sayısına göre koltuk kapan katiller sürüsünden meydana geliverecek.
Kuzey Irak'ta hala aklı başında insanlar eksik değil. Amerika'da eğitim gören Peşmergeler, yakın bir zamanda Amerika'nın oyunlarının farkına varacak ve elindeki Amerikan silahlarıyla Amerikan askerlerini ülkesinden kovacak"
Tarihe bir bakalım. T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nün 1993 yılında yayınladığı "Musul-Kerkük İle İlgili Arşiv Belgeleri" isimli eserin 393'üncü sayfasında Van valisi Haydar'ın İstanbul'a gönderdiği 08 Mayıs 1917 tarihli telgrafta İngilizlerin, Barzan şeyhini ve çevresindeki insanları kendi taraflarına çekmek için çalıştıklarını anlatırken bir yerinde "İngilizler, mukavemet göreceklerini anladıkları yerleri doğrudan işgal için Kürt milliyeti menfeatine çalışmakta olduklarına dair meşayih, ulema ve ruesayı ikna ve itma' ile temini husnu kabulleri için....."
Yani İngilizler, Irak'ı işgal ederken karşı durulacağını anlayınca yaptıklarının İngilizler için değil, Kürtlerin çıkarları için çalıştıklarını, şeyhlere, alimlere ve kabile yöneticilerine ikna etmeye çalıştıklarını haber verirken "İkna ve İtma" kelimelerini kullanıyor.
İtma': Kişinin bir şeye olan isteğini artırmak, arzusunu ateşlemek, aşırı istekli hale getirmektir.
Şimdi yine aynı oyun oynanıyor. Kürt devletini kurma konusunda "ikna ve itma" işlemiyle kendi işgalciliklerini gizleme oyunu.
Sonuç ne olur?
O zaman ne olduysa şimdi yine aynı olur.
Arşiv belgesinin 405'inci sayfasından İngilizlerin Musul valisi Kürtlere çok kötü muamele etmeye başlayınca vali değiştirilir. Yeni gelen vali, Barzan şeyhi Ahmet'le görüşmek için gelir. Dönüş yolunda Barzan'ın Birekberan köyünde vali ve yanında bulunan elli dokuz kişi öldürülür.
Barzan, Zibar ve Şirvan aşiret reisleri Şemdinan (galiba Şemdinli) kaymakamına yazdıkları bir mektupla bu işi İslâm dinine ve Osmanlı devletine hizmet kasdıyla yaptıklarını, eğer silah ve cephane verilirse yıllarca İngilizlere karşı topraklarını koruyacaklarını bildirirler.
Batı cephesinde de doğu cephesinde de değişen bir şey yok.
Senaryo aynı. Artizler değişik.
Batılın "İkna ve itma'ından" sakınalım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



