İsrail ve barış! Tarih tüm açıklığı ile göstermiştir ki, bu iki kelimenin yan yana gelmesi asla mümkün değil. İsrail'in devlet olarak ilan edildiği 1948 yılından beri, bölgede kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Teröristlerin efendisi olarak anılan Şimon Peres'in imza attığı katliamlar bile saymakla bitecek gibi değil: King David oteli katliamı [22 Temmuz 1946, 92 ölü], Baldat Al-Şeyh katliamı [30 Ocak 1947, 60 ölü], Hisas katliamı, [18 Aralık 1947, 10 ölü], Kazaza katliamı [19 Aralık 1947, 5 ölü], Yehida katliamı [13 Aralık 1947, 31 ölü], Semiramis oteli katliamı [5 Ocak 1948, 20 ölü], Naser Al-Din katliamı [13 Nisan1948, 40 ölü], Tantura katliamı [15 Mayıs 1948, 200 ölü], Beyt Daras katliamı [21 Mayıs 1948, köyde yaşayanların tamamı katledildi], Dahmaş Camisi katliamı [11 Temmuz 1948, 450 ölü], Dawayma katliamı [29 Ekim 1948, 100 ölü], Houla katliamı [31 Ekim 1948, 82 ölü] ve İarafat katliamı [7 Şubat 1951, 10 ölü]...
1953 yılında yine Başbakan David Ben-Gurion tarafından Savunma Bakanlığı Genel Müdürlüğüne getirilen Şimon Peres, 1959 yılına kadar sürdürdüğü bu görevi sırasında Kibya katliamı [14 Ekim 1953, 67 ölü], Kafr Kasım katliamı [29 Ekim 1956, 43 ölü], Gazze kenti katliamı [5 Nisan 1956, 60 ölü] ve Al-Sammou katliamının [13 Kasım 1956, 18 ölü] onaylayıcısı, destekleyicisi ve ortağı oldu. Şimon Peres, Filistinli Müslüman Araplara karşı yürütülen Eretz kontrol noktası katliamı, [17 Temmuz 1984, 11 ölü], Oyon Kara katliamı [20 Mayıs 1990, 13 ölü] ve Al-Aksa Camii katliamlarının [8 Ekim 1990, 23 ölü] planlayıcı ve uygulatıcılarından oldu. Liste böylece uzayıp gidiyor. Ancak bu şahsi veya örgütsel değil, aksine İsrail devlet terörünün bir parçasıydı. Bunu İsrail terör devletinin bölge ülkelerini işgallerinden anlayabiliriz.
İsrail, 1956 yılında Sina'yı işgal etti. 1967'de başlayan 6 Gün Savaşları'nda İsrail, Mısır ve Ürdün'ün elinde bulunan Gazze ve Sina Yarımadası'nı, Suriye'nin elinde bulunan Golan Tepeleri'ni işgal etti. 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı'nda ani bir saldırıyla İsrail, Mısır Hava Kuvvetleri'ni imha ederken, aynı anda Suriye ve Ürdün'e karşı saldırıya geçti. Üç hafta süren çarpışmalar neticesinde İsrail, 1967'deki ateşkes hattının da ötesine geçti. 1978'de Güney Lübnan'ı işgal etti. 1982'de Lübnan'ı bir kez daha işgal etti. 1982'de Sabra ve Şatilla mülteci kamplarını basarak yüzlerce silahsız Filistinliyi şehit etti. 1985'de Tunus'u bombaladı. 1987'de Gazze ve Batı Şeria'da 20 bin Filistinliyi şehit eden yine İsrail'di. 1991'de Güney Lübnan'a ağır silahlarla saldıran İsrail, 300 bin Lübnanlıyı göçe mecbur bıraktı. 1996 yılında Birleşmiş Milletler üssünü bombalayan İsrail, buraya sığınan yüz Filistinliyi de şehit etti. 2002 yılının önce mart sonra da haziran aylarında Batı Şeria'nın neredeyse tamamını işgal etti. Bu işgallerde yüzlerce Filistinliyi şehit etti.
İsrail'in katliamları, cinayetleri saymakla bitecek gibi değil. Temmuz 2006'da Güney Lübnan'ı bombalayan İsrail, çoğul sivil 800 kişiyi katletti. Saldırılar neticesinde evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlıların sayısı ise 800 bini aştı. İsrail cinayet şebekeleri, plajda ya da sokakta oynayan Filistinli çocukları bile gözünü kırpmadan öldürüyor, ağaçları yakıp yıkıyorlar. İsrail askerleri, 9 Haziran 2006 tarihinde Gazze'de bir plajı tarayıp dördü çocuk sekiz piknikçiyi ve 13 Haziran'da roket atıp ikisi çocuk 11 kişiyi öldürdü.
Bugün İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan Filistinli sayısı 12 bin. Bunların iki bini kadın ve çocuklardan oluşuyor. 1948'den bugüne İsrail hapishanelerinden geçen Filistinli sayısı ise 700 binden fazla. Tutukluların yüzde doksanına işkence uygulanmış. 1948 yılında 1.441.177 olan Filistinli nüfusunun, 804.069'u mülteci konumundaydı. 1995 yılında bu rakamlar 7.689.621'e karşılık 4.645.248 iken, 1998 yılında 7.788.185'e karşılık 4.942.121 oldu. Bu rakamlar Filistin nüfusunun % 70'nin mülteci konumuna düştüğünü gösteriyor. ABD Mülteciler Komitesi'ne göre "Dünyada dört mülteciden biri Filistinlidir."
İşgalci İsrail, bugüne kadar döktüğü kan ve gözyaşı yetmiyormuş gibi, son olarak 2009'un ilk günlerinde Gazze'de yeni bir katliama imza attı. 22 gün boyunca İsrail bombardımanı neticesinde 437'si çocuk, 110'u kadın ve 123'ü yaşlı erkek olmak üzere 1330 Filistinliyi şehit etti.
Ne yazık ki, tüm bu katliamlara imza atan İsrail terör devleti, yıllardır, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ABD vetosuyla korunuyor. 2 Ağustos 1990 tarih ve 660 sayılı karar ile Irak'ın Kuveyt'i işgalini kınayan, 661 sayılı karar ile Irak'a ambargo uygulamasını başlatan, 678 sayılı Güvenlik Konseyi kararı ile ve Irak'ı kayıtsı şartsız geri çekilmeye çağıran BM, yıllardır Filistinlilerin topraklarına, banka hesaplarına ve işlerine el koyan, sayısız katliamlar ve cinayetler gerçekleştiren Siyonist İsrail'e karşı hiçbir yaptırım uygulamıyor. İsrail, BM Güvenlik Konseyi tarafından alınmış 69 karara uymayarak meydan okumakta ve 29 karara karşı Amerikan vetosuyla korunuyor. Ancak dünya artık bu ağır vebali daha fazla taşıyamaz. Uluslararası toplum, Bosna ve Kosova'daki katliamlara imza atan Sırp çetnikler Milosevic, Karadzic ve Mladic gibi, İsrail terör devletinin eli kanlı liderleri; Şimon Perez, Ehud Olmert, Ehud Barak, Tzipi Livni, Moshe Bogie Yaalon, Shaul Mofaz'ı da savaş suçlusu olarak ilan etmeli ve yargılamalı. Dünyanın en büyük insanlık sorunu ancak bu şekilde çözülebilir. İnsanlık onuru ancak bu şekilde iade edilebilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




