milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

İsmet Özel mi haklı, yoksa İhsan Süreyya Hoca mı?

02 AĞUSTOS 2008
CMT 00:45

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bundan birkaç sene evvel bir kitap fuarı vesilesiyle Sevgili İsmet Özel Ağabey ve Sevgili İhsan Süreyya Sırma Hocamızla birlikte bulunma imkânına sahip olmuştum. Bu benim için büyük bir “lütuf” mesabesindeydi. Türkiye’nin yetiştirdiği şuara zümresinin en önde giden cins şairlerinden ve düşünürlerinden biri olan Sevgili İsmet Ağabey ve tarih özellikle de İslâm Tarihi konusunda yine ülkemizin en önemli müverrihlerinden biri olan Prof. İhsan Süreyya Sırma Hocamızla birlikte olmak benim için hem bir fikir ve zikir şöleni, hem de gıpta ile bakılacak bir beraberlikti. Bir haftalık bu seyahat sırasında her iki fikir adamını da daha yakından tanıma imkânı buldum. Onları dikkatle takip ettim. Hele İsmet Ağabey’in Batı üzerine bilgi ve donanımı karşısında şaşkınlık bir yana, onu dinlemekten yoruldum. Yorgunluğum, yaptığı konuşmaları kayıt altına almak, hafızama nakşetmek istememden kaynaklanıyordu. İhsan Hocamızın ise bir akademisyen olarak, gerek İslâm coğrafyasında ve gerek diğer coğrafyalara yaptığı seyahatlerden kaynaklanan devasa bilgi birikimi, izlenimleri gıpta ettirecek nitelikteydi.

Bu iki saygın fikir adamı, edeb ve adaba riayetkâr bir hâlde sohbet ediyor, ben de bütün dikkatimi vererek söylenenleri dinlemeye çalışıyordum. Onların yanında Müslüman olmanın görkemini yaşadım. Bu iki güzide münevverimizin inançlarına, imanlarına yakinen tanık oldum.

Bu yazıda maksadım o yurt dışı seyahatindeki izlenimlerimi anlatmak değil! Yalnızca bir konuya dikkat çekmek. Mevzu nasıl açıldı bilmiyorum, sohbet sırasında İsmet Ağabey’in İhsan Hoca’mıza şu mealdeki sözü dikkat çekiciydi: “Hocam aradığım bilgi gelir beni bulur. Siz ise bilginin peşinden giderek onu bulursunuz…” İsmet Bey’in konuya ilişkin bir iki örnek verdiğini hatırlıyorum. İhsan Hocamızın da Afrika, Asya, Avrupa, Amerika gibi kıtalara ve oralardaki ülkelere ziyaretler yapıp, bu ziyaretlerde dağarcığını doldurduğu bir hakikat…

İşte İsmet Ağabey’in söylediği bu söz çok dikkatimi çekmişti. Gel zaman git zaman derken geçtiğimiz hafta yaşadığım bir hadise beni epeyce düşündürdü ve gülümsetti. Dolayısıyla İsmet Ağabey’in belirttiği hususu hatırlamama neden oldu.

Tatile gitmek için gençlik yıllarımı geçirdiğim ve benim üç şehrimden biri olan İzmir’e doğru yola koyulduk. Herkes tatile giderken giyim kuşam derdine düşer, ben o işleri hane halkına bırakarak iki çanta hazırladım. Birine dizüstü bilgisayarımı, diğerine de 13- 14 adet yeni alıp okuyamadığım kitapları yerleştirdim ve ver elini İzmir... Birkaç günlük sılai rahimden sonra büyüklerimizi de yanımıza alarak İzmir’in en uç ve en uzak, yolları Malatya’nın Darende’sinin yollarını aratmayan Karaburun ilçesine doğru yola koyulduk. Yol boyu manzara muhteşemdi. Denizle toprağın, yeşilin şöleni vardı. Lâkin yolların engebesi bir türlü bitmek bilmiyordu. Neyse sonunda Karaburun’un bir beldesi olan Mordoğan’a vasıl olduk. Kalacağımız yere yerleştik. İki yıldan fazla üzerinde çalıştığım kitaba son rötuşları yapmak için hazırladım. Tatilde bol bol çalışırım, dedim. Kitapta kontrol etmediğim, edemediğim 10–12 ayet meali kalmıştı. Bu ayet mealleri Ömer Rıza Doğrul’un kaleme aldığı “Tanrı Buyruğu” adlı mealli tefsirli iki ciltlik eserden alınmıştı. Fakat açık bir şekilde kaynaklandırılmamıştı. Benim o ayet meallerini yazım hatası olup olmadığını kontrol etmem, hem de kaynaklandırmam gerekiyordu. İstanbul’a dönünce İSAM’a gidip hallederim, diye not almıştım.

Mordoğan’a vardığımızda günlerden Cuma idi. Hazırlıklarımızı yapıp Cuma namazını eda etmek için en yakın camiye doğru yola çıktık. Cami bulunduğumuz yere 300 – 400 metrelik mesafedeydi. Kekik kokuları ve nergis çiçekleri arasında camiye vasıl olduk. Nergis çiçeği Mordoğan’ın simgesiymiş. Kışın iki, üç bin nüfuslu bu beldenin yazın nüfusu on, onbeş bini bulurmuş. Zaten asıl Mordoğan Köyü, beldeye iki kilometre mesafede. Sessiz ve dingin bir belde Mordoğan.

Biraz erkence varmışız ki daha hoca efendi vaaza başlamamış. Cami küçük ve şirin bir camiydi ve “Uşşakiler Camii” ismini taşıyordu. Önce bir hayırsever tarafından yapılmış. Sonraları Diyanet’e devredilmiş. Her neyse camiye girip oturduğumda dikkatimi çeken ilk şey caminin küçük kitaplığı oldu. Kitapları oturduğum yerden incelerken bir de ne göreyim, Ömer Rıza Doğrul’un meşhur “Tanrı Buyruğu” adlı iki ciltlik mealli tefsiri kitaplıkta durmuyor mu? Hemen kalkıp mal bulmuş mağribi gibi “Tanrı Buyruğu” adlı tefsiri alıp incelemeye başladım. Tefsirin1955 yılında neşredilmiş üçüncü baskısıydı. Tabii “Tanrı Buyruğu” adlı çalışmayı bulmanın verdiği sevinci anlatamam. İnanın ne yapacağımı şaşırdım. Güleyim mi yoksa ağlayayım mı, diye…

Tabii ertesi sabah bilgisayarımı alıp soluğu Uşşakiler Camii’nde aldım. Cami açıktı, çoğu camiler gibi namaz vakitleri dışında kapısına kilit vurulmamıştı. Camiye girip öğle namazına kadar çalışmamı tamamladım, kitap büyük bir emeğin, titiz ve özgün bir çalışmanın mahsulüydü. Bu kitabın neden yeni baskılarının yapılmadığı gerçekten düşündürücü ve büyük bir eksiklik.  Bir an önce “Tanrı Buyruğu”nun yeni baskıları yapılmalı.

Dikkat çekici bir şey daha vardı; o da 1955 yılında basılmış olmasına rağmen tefsirin sanki yeni baskı gibi sayfalarının, cildinin hiç yıpranmamış olmasıydı. Bu da onun hiç okunmamış olduğunu gösteriyordu. Nitekim cemaatten birkaç kişiye tefsirin öneminden bahsettiğimde pek oralı olan çıkmadı.

Ne var ki bu rastlantı ya da tevafuk bana çok ilginç gelmişti.

Şimdi sorulması gereken soru şu: İsmet Ağabey’in söylediği gibi bilgi beni mi bulmuştu, yoksa ben mi bilginin ayağına gitmiştim? Elbet bunu tartışacak değilim. Zaten gereği de yok. Ne var ki İzmir’in en uç ilçesinin bir beldesinde piyasada bulunmayan bir tefsirle karşılaşmak çok ama çok hoş bir sürprizdi. Beni gülümseten ve işimi kolaylaştıran sürpriz.

Hayat bazen insana hoş sürprizler hazırlıyor. Kimi gülümseten kimi de hüzünlendiren…

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 02.08.2008 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • aramak lazım ama biraz da

    evet biraz da o da isteyecek o

    trakya | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 05 Eylül 2009 13:14

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Fahri Güven

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Üç farklı Said Nursî
    2. Allah'ın sözü olan Kur'an'ın önemini çocuklara kavratmak...
    3. Çocuklara Allah inancı şöyle anlatılmalıdır...
    4. Çocuklara Allah sevgisi nasıl anlatılmalıdır?
    5. "Kıblesiz bir dünyada yaşıyoruz ama bizim kıblemiz var..."
    6. Şiir sağanağı…
    7. Padişahların ölümleri...
    8. Hacca gidemiyorsanız Hazreti Peygamber'e mektup yazın...
    9. Said Nursî'nin 1940 sonrasında gördüğü zulüm ve işkenceler...
    10. Bediüzzaman Said Nursî'den kadınlara tavsiyeler...
    1. İstiklâl Marşı’nın yazılış hikâyesi… (1)
    2. Hz. Peygamber: “Cennet’in kokusunu duymak isteyenler çocuklarını koklasın...”
    3. Metin Yüksel'in şehid edilişinde teselli...
    4. Çocuk eğitimi anne karnında başlar…
    5. “İstiklâl Marşı”nın yazılış hikâyesi… -II-
    6. Hz. Enes’in Hz. Peygamber’le ilgili bir hatırası…
    7. “İzmir Kestane Pazarı Üniversitesinde” yaprak dökümü…
    8. Bir mebusumuzun anlattığı Ömer Seyfettin’in “Üç nasihat”i…
    9. Çocuk sevgisinin Sevgili Peygamberimizdeki yansıması…
    10. Üstad İsmet Özel ve “İstiklâl Marşı Derneği…”
    1. Hz. Ali’den üç mektup…
    2. Bedduanın da böylesi...
    3. İsmet Özel mi haklı, yoksa İhsan Süreyya Hoca mı?
    4. Başbakan, teamül ve tahammül…
    5. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın alnına yazılan hat…
    6. Toptancılığa destek vermek düşüncemizi tasfiye etmek değil midir?
    7. Bir tokat bir çocuğun da, bir ülkenin de hayatını söndürebilir…
    8. Döşeği yere sert atmanın anlamı…
    9. Ahmet Muhtar Büyükçınar Hoca Efendi’yi ziyaret…
    10. Hz. Ömer’den ibret dersleri...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek