"Buzdan kaykaylar üzere
Yiter ömür treni"
Bir vakitler başka sebeplerle yazdığım yukarıdaki iki dizeyi başta İsmail Güneş olmak üzere, Keş Dağları'na gömdüğümüz ümitlerimize ithaf ediyor, uzun bir iktibasa geçiyorum:
"İçişleri Bakanlığı'nın önü gazetecilerle doluydu. Bakan'ı beklerken o sabahki olayların yorumunu yapıyorlar, artık ezberledikleri cümleleri tekrarlıyorlardı.
-Geliyor! Diye bağırdı biri.
Yolun başında resmi bir araba göründü. Gazeteciler koşarak basamakları indiler. Araba, gelip merdivenin başında durdu.
İçişleri Bakanı bir generaldi. Kapıyı açarken güçlükle karşılaşmadı. Arabanın ön koltuğundan iki sivil fırlamıştı çünkü, gazetecileri yararak Bakan'a yol açmıştı.
Soru yağmuru başladı:
-Sayın Bakan, bu kaçırılmalar için ne düşünüyorsunuz?
-Amerika Birleşik Devletleri'nin tepkisi ne oldu?
-Bu utanç verici olayın karşısında hükümetin davranışı ne olacak?
-Sayın Bakan, anarşistler fidye isteyecek mi sizce?
İçişleri Bakanı öfkesini belli etmemeye çalışıyordu. Gazetecilerin yüzlerine bile bakmadan merdivenleri çıkmaya başladı.
-Fidye mi isteyecekler, yoksa Brezilya'da olduğu gibi, siyasi tutukluların serbest bırakılmasını mı şart koşacaklar?
Bakan dayanamadı; soruyu soran gazeteciye dönerek öfkeyle bağırdı:
-Bizim ülkemizde... (...)
Bir flaş patladı o sırada. Bakan gözlerini kırpıştırdı. Gazeteci fotoğraf makinesini indirerek gülümsedi.
-Teşekkür ederiz, Sayın Bakan...
Bir başka gazeteci atıldı:
-Sayın bakan, bir sorum daha var... Anarşistler dış ülkelerden yardım görüyorlar mı? (...)
General, Bakanlığın kapısına ulaşmıştı. Döndü:
-Biraz sonra resmi bir sözcü bütün sorularınızı cevaplandıracak. (...)"
Hem devlet adamlarını, hem de onların iflah olmaz basın mensubu 'yardımcılarını' perçemlerinden tutan yukarıdaki uzun iktibası, "Sıkıyönetim"den yaptık. "Sıkıyönetim" bir senaryo, bir film, bir roman. Senaryoyu Franco Solinas kaleme alırken, filmi Cosrta Gavras çekmiş. Mütercim şair Ülkü Tamer ise romanlaştırarak Türkçe'ye aktarmış "Sıkıyönetim"i. (Kavram Yay., İst. 1985) Bizim alıntımız bu sonuncusundan...
Konusu 1970'lerde Uruguay'da yaşanan gerçek bir olaya dayanır. 'Tupamaro'lar tarafından kaçırılan ABD vatandaşı Dan A. Mitrione'nin hayatından devşirilen bir hikâye sunulur bu metinde bize.
Ha Uruguay, ha Türkiye. Öyle ya, benzeri sahnelere yabancı değil Türkiye'nin çocukları da. TV ekranlarında sık sık karşımıza çıkan sıkıcı bir manzara.
Benzerini, Çağlayan Cerit'ten havalanan ve içinde bizi Allah'a emanet eden bir sesin bulunduğu Helikopter 'kaza'sından sonra da yaşadık. Kahramanmaraş dağlarında yaşanan 'doğal afet' altı adet hayatı yiyip bitirirken...
Türk halkı bu tür durumlara 'kaza' der, yani 'kader'! Ardından ise efsane gelir, müthiş bir hikâye...
Bu hikâyedeki kar ve tipi sadece zamanı değil, insanlığımızı da dondurdu. Sis ise gözleri perdeleyen doğal bir örtü olmaktan ziyade, sanki iyi bir körelticiydi...
Bilinen bir şey, bu tarz doğal görünümlü 'kaza'ların bir takım hesaplaşmaları bağrında taşıyabileceği ihtimali...
Yine bilinir, bu tür olaylardan zarar görenlerin en başında halk ve siyasi otorite gelir...
Bu 'kaza'da böyle bir durum var mıdır, henüz belli değil. Fakat, söz konusu 'olağanüstü hal'le ilgili çalışmaların (Ki arama ve kurtarma çalışmalarını aksatabilecek bir yöntem olması ihtimalini şimdiye kadar söyleyen olmadı. Öyle ya, kaza bölgesinde 'Yüksek Erkanı' koruma refleksi de ön plânda olacaktı.), yukarıdaki iktibasımızda olduğu gibi, merkezden (Ankara'dan) değil de olay mahallinden 'idare' edilmiş olması, buna bağlı olarak 'duygusal' bir aynîleşmenin vuku bulması akla neler getirmez...
Şu halde, şimdilerde bazı danışman arkadaşların 'talihsiz' olayla ilgili olarak, akşamlardan sabahlara kadar mevhum, yahut asparagas konuşma metinleri hazırlamalarında bir sakınca yok! Sahici bir sözcünün çıkıp bizi bilgilendirmesi ise kuşkusuz vakitle ilgili bir sıkıntının aşılması ile mümkün olacak...
Bitirirken soralım: Bütün kazazedeler ve mekanik cihazdan dünyaya, dünyalılara kahreden sesiyle 'İsmail', 'Güneş' gibi ortada, peki 'arama motoru' nerede?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




