İslami Edebiyat Dergisini izliyor musunuz? Eğer izlemiyorsanız tavsiye ederim, izleyin. Tavsiyede acele edişimin hiçi bir hissi sebebi yok, belki en fazla yazının sonlarında unutabilirim endişeme yorabilirsiniz. Evvela, bu çerçevede başka bir edebiyat dergisi yok yayın hayatında. Muhtevası elbette eleştirilebilir ama tayin ettıği, benimsediği ve sürdürmeye azimli olduğu çerçeve asla! En ziyade tutulduğum tarafı da sayfalarını edebiyatla iligilenen herkese açık tutması. Hem de bazen 'bu kadar olmasa ' diye düşündürecek kadar. Böylesine ciddi bir derginin bu derecede katılımcılıktan yana olmasını ben başından beri alkışlıyorum.
Çünkü, hele edebiyat, sanat veya düşünce iddiasıyle çıkan diğer degilerde bunu göremezsiniz.
Hemen hepsi birer kapalı kutu gibidir, hele yeni istidat ve kabiliyetler semtlerine bile uğraya-maz. Mühim bir kısmının dilleri, üslupları öylesine ve tamamen kendilerine hastır ki, yazı ve şiirlerinde neyi dile getirmek istediklerini anlayan bir Allah kuluna rastlayamazsınız. Peki, sanatın, edebiyatın asla anlaşılmamak olduğunu söyleyecek biri olabilir mi?
İşte o yüzden, İslami Edebiyat Dergisini izlemelisiniz diyorum.
İslami Edebiyat Dergisi sayfalarındaki yazı ve şiirlerle daha ilk adımda sarılıp sarmalandığınızı hissediyorsunuz. Edebiyatın edebi, ruhu ve tadı ile karşılaşıyorsunuz. Ne dışa kapanmışlık, ne içte boğulma ve buharlaşma. Tevazuun, tabiiliğin ön planda tutulduğu muteşem bir anlaşılma ve açılım cehdi, gayreti. Zaten bu hususiyetlerin temellenmediği bir iklimde yeşerecek, gelişecek ne bir fikir olabilir, ne de sanat,edebiyat.
İslami Edebiyat Dergisinin son iki sayısı beni daha da çok bağladı kendine. Tamam, üç ayda bir çıkıyor, sayfa sayısı da alışılmışın tersine fazla değil, ama bu bence derginin alayhine değil lehine olan bir durum. En azından ağız tadı ile okuyor ve keşke bitmeseydi diyosunuz. Bunun tersi daha mı iyi olurdu? Dergiyi çıkaranlara naçiz tavsiyem böyle kalmalarıdır.
Derginin Ocak, Şubat, Mart 2010 sayısı elimde şu an. Yazı ve şiirlerden, başka dildeki (Arapça) yazı ve tercümelerden söz etmek ve her biri üzerinde ayrı ayrı durmak isterdim. Dergi muhteviyatının, içeriğinin bunu hakkettiğine ve böyle kapsamlı bir tanıtmanın faydalı olacağına inanıyorum. Ama bazı ufak değinmelerin dışında bunu yapmaya gönlüm el- vermiyor açıkcası. Çünkü, eğer buraya kadar bir ilgi ve merak uyandı ise bundan sonrasının da o ilgi ve meraka bırakılmasını uygun buluyorum.
İslami Edebiyat'ın editör (bu kelime veya sıfatı keşke kullanmasalar) yazısı kısa, fakat ayrı bir makale tadında. 'sürekli ve kesintisiz huzurda oluş ruhu ve şuurunda bulunan İslami Edebiyat Dergisi ' deniliyor, ilk cümlede. Prof.Dr.Osman Öztürk hayli zamandır açtığı
Mahir İz sofrasında doyumsuz tadlar ikramını devam ettiriyor. Mustafa Özçelik'in 'Yunus'un Çağdaş Bir Yorumcusu Sezai Karakoç'u, A.Vahap Akbaş'ın 'Edebiyat Yapmak'ı, Mehmet Türkan'nın 'Bir Şiir Tahlili', Nurettin Durman'ın 'Mustafa Miyasoğlu' incelemesi, Ali Nar'ın 'Arap Aleminde Osmanlı ve Türkler ile ilgili Olumlu Şiirler'i, Dr.Mehmet Yılmaz'ın 'İslami Edebiyatta İnsan Kavramının Algılanış Biçimi' incelemesi, Mehmet Kurtoğlu'nun 'Atina ve Medine'si, Kerkük'lü Orhan Mehmet Ali'nin Arapça tahlil yazısı ve şiirler, şiirler.
İşte o yüzden diyorum ki, İslami Edebiyat Dergisini mutlaka izlemelisiniz. Ve sonunda sizin de bir sözünüz olacaktır. Bu söz dost meclislerinde sarfedilen şu veya bu mana ve mealde bir söz olabileceği gibi bir yazı veya şiir şeklinde de kendini resmedebilir. Hem, derginin kendini izleyen dostlarından beklediği de bu değil mi? Arif Dülger'in 'Su gibi yağmur gibi/Karışmak isterim toprağa' mısralarında dile getirdiği arzu böyle bir neticeye çağrı olsa gerek. Yazımızı, Dr.Hasan Fehmi Ulus'un dergide yer alan 'Hasret' adlı şiirinden şu mısralarla bitirelim:
Ruhumun sırdaşı kapalı gökler
Bulutlar gitmese hep yağmur yağsa
Bu dünyada bana bu hasret yeter
Kurtulmak bir yana artsa çoğalsa.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



