milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

09 ŞUB 2010 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • ERGENEKON'DA YENİ GÖZALTILAR
  • CİNNET GETİREN GENCİN SATIRLI DEHŞETİ
  • ERZURUM'A ÇIĞ UYARISI
  • RUSYA: İRAN'DA SAVAŞ İHTİMALİ VAR
  • DANIŞTAY'IN KARARINA STK'LARDAN TEPKİ
  • MOSKOVA'DA 30 TON HAVYAR ÇALINDI

İslam’da yorum tekeli

02 MAYIS 2009
CMT 05:05

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Paylaş
  • Yorum Yaz

Müslümanlar arasında ihtilaf konusu olan meselelere nasıl bakılması gerektiği konusunda kafalar eni-konu karışık durumda. En küçük bir fıkhî meselede bile ehli tarafından tercihte bulunulmasına tahammül gösteremeyenlerden, ihtilafın alanının en temel itikadî meselelere bile uzanabileceğini düşünenlere kadar geniş bir yelpaze söz konusu.

Bu meseleyi tafsil etmeden, genellemeler yaparak ve kestirmeden giderek hüküm vermek isabetli olmaz. Zira kalkış ve varış noktamız, ele aldığımız meselenin mahiyetine/muhtevasına göre değişiklik arz edecektir. Benim burada yapmayı tercih edeceğim tafsil, "itikad"i", "fıkhî" ve "diğer" olmak üzere üç ana gövde üzerine ibtina edecek. Elbette bunların her biri de kendi aralarında maddelere ayrılacak.

1. İtikadî alan. İnanılması "zaruri" olan temel itikad esaslarında ihtilaf olmaz. Dolayısıyla bir kimse açık ve kesin nasslarla sabit olmuş hususlardan birini veya birkaçını -ne suretle ve gerekçeyle olursa olsun- inkâr ediyorsa, kendisini "Müslüman" olarak ifade etmesi hiçbir şeyi değiştirmez, o kimse dinden çıkmıştır. Allah Teala'nın varlığı ve birliği, peygamberlerin, meleklerin ve kitapların varlığı, ahiret günü ve kader meseleleri böyledir. Burada son madde üzerinde biraz durmak gerekir. Fazla yer işgal edeceği için bir başka yazıda müstakil olarak ele alınması gereken bu nokta üzerinde şimdilik şunu söyleyelim: Biz bir fiili işlemeden Allah Teala bizim o fiili ne zaman ve nasıl işleyeceğimizi ve fiilin sonuçlarını bilemez gibi bir anlayış açıkça küfürdür.

İtikadî alana taalluk etmekle birlikte "detay" sayılabilecek hususlar da vardır. İmanın tarifi, meleklerin tabiatı, peygamberlerin sayısı, kuldaki kudret ve iradenin mahiyeti... gibi hususlar böyledir ve bunlar üzerindeki ihtilafın -ilgili ayet ve hadisler tamamen göz ardı edilmedikçe- kişiyi dinden çıkardığını söylemek isabetli değildir.

2. Fıkhî alan. Bu alan üzerinde fazlaca sarf-ı kelam etmeye gerek yok zannederim. Zira fıkhî meselelerdeki ihtilafın hem "kaçınılmaz", hem de "gerekli" olduğu konusunda aklı başında kimsenin bir itirazı yoktur.

Ancak burada iki noktanın altını çizmek gerekir:

A. İhtilafın kabul edilebilir bir gerekçesi olmalıdır. Yani ihtilaf, nassların yapısından, farklı anlama tarzlarından.. vb. metodolojik gerekçeleri ortaya konulmuş tutumlardan kaynaklanmalıdır. "Ben yaptım, oldu" mantığıyla ortaya konulan ihtilafa itibar edilmez.

B. İcma son derece önemli bir unsurdur. Üzerinde ihtilaf edildiği bilinmeyen bir meselede farklı bir görüş ortaya atma cür'etini göstermeden önce, öncekilerin o farklı görüşe ve gerekçesine muttali olmadığından emin olunmalıdır. Bu ise hayli zor bir meseledir. "Onların gözünden kaçmış olamaz mı?" tarzındaki düşünce belki bu cür'ete haklılık kazandırır gibi görünür; ancak aldatıcıdır.

3. Diğer meseleler. Burada kasdettiğim, bilhassa itikad ve ahkâm alanına "doğrudan" girmeyen ayet ve hadislerin delaletidir. Herhangi bir Kur'an ayeti veya hadis hakkında "ben böyle anlıyorum" deme hakkımız var mıdır?

Burada da tafsile gidilmelidir. Yapı olara farklı anlaşılmaya müsait, tefsirlerde ve hadis şerhlerinde farklı anlaşıldığını gördüğümüz ayet ve hadisler hakkında, makul gerekçelerini ortaya koymak kaydıyla ve bir tarafı yaparken bir başka tarafı yıkmak gibi garabetler sergilememek şartıyla "ehil kimseler" tarafından farklı yorumlar yapılabilir.

Yoruma açık olmayan hususlarda tevile dayalı olarak da olsa temel kabullere aykırı şeyler söyleyen kimseler tekfir edilmese bile, tehlikeli bir noktada bulundukları bilinmelidir. Burada, "Bir meselenin yoruma açık olup olmadığına kim karar verecektir?" şeklindeki mukadder sorunun cevabı şudur: İlgili husustaki nass(lar)ın yapısı, Sahabe döneminden itibaren üzerinde farklı bir yorum yapılıp yapılmamış olması ve yapılacak farklı yorumun nasslarda sarahaten yer almış hususlarda açıkça çatışma teşkil etmesi durumunda yorumun makbul olmayacağı, dolayısıyla sahibinin yoldan saptığına delalet edeceği açıktır.

İmam el-Gazzâlî'nin Kânûnu't-Te'vîl isimli eseri bu konuda gerçekten ufuk açıcı niteliktedir. Herhangi bir ayet ya da hadis hakkında "kişisel yorum"unu ortaya koymadan önce bu alanla iştigal eden herkesin mutlaka belli bir metodolojik/usulî zeminde bulunduğundan emin olması gerekir.

Şu nokta son derece önemli: Efendimiz (s.a.v)'in, Sahabe'ye (r.anhum) tebliğ etmesi gereken her şeyi tebliğ ettiğinde şüphe yok. Onların da Efendimiz (s.a.v)'den aldıklarını kendilerinden sonrakilere aktardıkları kesin. Zira aksi halde bu dinin, daha ilk nesilde ortadan kalktığı ya da tahrif olduğu söylenmiş olur.

Şu halde Sahabe, bilhassa "dinin sabiteleri" bağlamında neyi nasıl yapmışsa, onu öyle yapmaya dikkat etmek gerekir. Usul-i Fıkıh ilmine bir bütün olarak bakıldığında, genel bir "Selef"  vurgusunun baskın olduğu görülür. Sahabe icmı ve genel olarak icma, sahabî kavlinin hücciyyeti, Medine Ehli'nin ameli, hükmen merfu rivayetler... gibi hususlar hep bunun göstergeleridir.

Müslüman bilincinde Selef kavramı nirengi noktası gibidir. Biz kendimizi Selef'e bakarak ayarlarız. Elbette bu sebepsiz değildir. Bilhassa Efendimiz (s.a.v)'in yönlendirmeleri ile oluşmuş bir bilinç durumudur bu.

"İslâm'da yorum tekeli yoktur", İslâm'ın evrenselliği, yorum zenginliğindedir"... gibi ne anlattığı çok da iyi tesbit edilmemiş sloganların arkasına düşerek birtakım temel hakikatleri ıskalamayalım...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 02.05.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: müslüman, fıkıh, itikad,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 4 yorum|yorum rssrss

  • etusch

    İnsan aynı insadır sözünüze katılmıyorum.O zaman ki müslümanlar ilee şimdikiler arasında muazzam farklar vardır.Zaman ve mekan aynı değildir.

    Problemler farklıdır.Ama yüce kitabız bizim ihtiyaçlarımıza da ,geçmişte yaşamış müslümanların ihtiyacınada cevap verecek niteliktedir.Bu da Kuranı kerimin evrensel olması ve en büyük mucize oluşundan kaynaklanmaktadır. Dinler Arası dialog vs. çeşitli faliyetlerle allak bullak olmuş zihinlere deva Kuranı Kerim ve sünnetin Peygamber s.a.v. efendimiz zamanındaki gibi yaşanmasıdır.

    Fetva kurulu her alanda lazımdır.

    msaffan | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 02 Mayıs 2009 14:01

  • tüm dünyanın ehil kişileri bir araya gel

    tüm dünyanın ehil kişileri bir araya gelmeli

    ama nerde

    tarikatlara cemaatlara bakınca

    hepsi bir birine düşman gibi parçalanmışlık alimlerimizi bile böldü

    &evl@& | KatılıyorumKatılmıyorum (7.5/10 puan) | 02 Mayıs 2009 13:50

  • müslümanlar

    Bu konuda müslümanların ihtilaf sorunu olduğunu sanmıyorum. Zira insan aynı insandır ve aynı sorunları yaşar. Bugün dünyanın müslümanlar tarafından değil de başkaları tarafından konulmuş hükümlerinin müslümanları bazı konularda sıkıntıya sokuyor olması da müslümanların suçu olup onlara ameli bir kolaylık sağlamaz.

    Eğer fetva kurulundan kastınız, varolanları halka ulaştıracak bir alimler kurulu ise olabilir fakat yeni fetvalar verecek bir kuruma ihtiyaç olduğunu pek sanmıyorum. Sorun eksiklikler değildir, sorun bilmemek ve samimi bir şekilde kabul edememektir. Biz dinimizi öğrenmiyoruz.

    etusch | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 02 Mayıs 2009 12:01

  • yorum tekeli

    Bu konu ,Tüm dünyada sözü geçecek bir fetva kuruluna ne denli ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

    Müslümanlar, her konuda parçalandıkları gibi bu konuda da ihtilafa düşmüş vaziyetteler.

    Yaşadığımız çağın ve şahısların önemine binaen çok mühim bir konu..Kaş yapalım derken göz çıkartmayalım.

    selametle.....

    msaffan | KatılıyorumKatılmıyorum (3.3/10 puan) | 02 Mayıs 2009 10:48

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Dr. Ebubekir Sifil

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Ölüm üzerine
    2. "İki günü birbirine eşit olan..." hadisi
    3. Hastaneler ve doktorlar -2-
    4. Hastaneler ve doktorlar -1-
    5. Okuyucu Soruları 18
    6. Hangi Ehl-i Sünnet
    7. Mezhepler üzerine (2)
    8. Alevi açılımı - 1
    9. Lyon mektubu
    10. Mezhepler üzerine
    1. Fethullah Gülen Hoca ve Bahailik
    2. İmam maturidi kim? Maturidilik ne?
    3. Okuyucu soruları-2
    4. “Çağdaş Nurculuk” mu, “Bid’atkârâne bir hıyanet” mi?
    5. Mana Önderlerimizden
    6. Ruhu’l-Beyan tefsiri ve vitir namazı (1)
    7. Erkeklerin altın zinet kullanımı - I
    8. Kur’an Müslümanlığı - 3
    9. Gayb Bilgisi (1)
    10. “Bu cadde çıkmaz sokak”
    1. İslam’da yorum tekeli
    2. “Cemaatli” Olmak, “Cemaatçi” Olmak
    3. Diyanet’in “İslam’a Giriş” serisi (2)
    4. Hepsi bu mu?
    5. Bazı cemaatler ve metotlar üzerine (3)
    6. Gazze, onurumuz
    7. Böyle günde “mezhepçilik”?!
    8. Okuyucu Soruları 5
    9. “Cemaatli” olmak, “Cemaatçi” olmak
    10. Şia düşmanlığı?! (I)
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Yoğurtlu Kebab
    2. Kış depresyonuna dikkat!
    3. Hz. Peygamber, Ashabını nasıl değerlendiriyor?(II)
    4. Hindi Dolma
    5. Hz. Peygamber, Ashabını nasıl değerlendiriyor? (I)
    6. Diğer medeniyetlerin Kadına Bakışı (I)
    7. Alışveriş yaparken dikkat!
    8. Yumurta Sultaniye
    9. Kestane kebab, yemesi sevap
    10. Zeytinyağlı Sebze Türlüsü
  • Diğer

    1. Erzurum'a çığ uyarısı
    2. Rusya: İran'da savaş ihtimali var
    3. Danıştay'ın kararına STK'lardan tepki
    4. Moskova'da 30 ton havyar çalındı
    5. Kalp krizi geçiren uzman çavuş şehit oldu
    6. Prof.Dr.Necmettin Erbakan'la hasbihal
    7. YÖK, sınav takvimini yarın açıklayacak
    8. AVM'lerin pazar günü kapatılması istihdam kaybına yol açar
    9. BBP'li Topçu, Bardakoğlu'nu ziyaret etti
    10. Mardin'de bir mağarada 700 gram dinamit bulundu
  • Çok Okunanlar

    1. İran batıyı bir kez daha şok etti
    2. Millet AKP’ye niçin oy verdi?
    3. Ahde Vefa Gecesi
    4. Erbakan: Maariften şikâyetçiyiz
    5. NATO Afganistan’da neye hazırlanıyor?
    6. Et fiyatları nereye koşuyor ?
    7. Üniversiteyi kışlaya çevirdi
    8. UEFA'dan sınırları aşan harita
    9. Soygunun 100 çeşidi
    10. Fransa: Ya sev ya terk et!
  • Çok Yorumlanan

    1. Erbakan: Maariften şikâyetçiyiz
    2. UEFA'dan sınırları aşan harita
    3. İran batıyı bir kez daha şok etti
    4. Millet yeni bir anayasa bekliyor
    5. Et fiyatları nereye koşuyor ?
    6. Fransa: Ya sev ya terk et!
    7. Millet AKP’ye niçin oy verdi?
    8. NATO Afganistan’da neye hazırlanıyor?
    9. Danıştay 'daha çok haksızlık' istedi
    10. Farklı olmayı düşmanlık gibi algılamak basitliktir
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape

Video

  • 561 kez izlendi 10.01.10
  • 205 kez izlendi 20.01.10
  • 13003 kez izlendi 15.12.09

Multimedya Galerisi

Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek