Ahlakı İslam dinine dayandırmak istememizin ardından şu esaslar vardır.
İslam dininin gayesi ahlaktır. Peygamberimiz "ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." demiştir. Şu dua da Sevgili Peygamberimize aittir. "Ya Rab! Ahlakın en güzellerine varmak için bana yol göster zira en güzel ahlakı bildirecek ve gösterecek ancak Sensin! Ya Rab! Kötü ahlakı benden uzak tut. Çünkü ahlakın kötüsünü benden uzaklaştıracak ancak Sensin" Kur'an-ı Kerim ahlak olgusunu hayat, ebedilik, birlik, kudret, hikmet, güzellik, adalet, sevgi ve iyilik esasları altında vermiş buradan hareketle insanı kamil modelini kurmuştur. Teklife akıl ve buluğ esası şarttır buradan anlıyoruz ki akıl ve biyolojik sürecin hikmete giden yolda çok önemli fonksiyonu vardır. Allah kendi zatıyla hayat bulmuştur, kendi zatıyla kaimdir. "Allah ki ondan başka ilah yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir. Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine ağır gelmez. O yücedir, uludur." (Bakara 255)
Kur'an-ı Kerim'de anlatılan ahlak kuralları hayatı korur ve geliştirir. Allah'a uyan kişi insanlara saygılı olur. Topluma hizmet eder. Orta yol Kur'an-ı Kerim'de övülür. İyilik tavsiye edilir. Aşırılık yerilir, yeme ve içme de denge belirtilerek ruhbanlık yasaklanır. Ölüm ve hayat Allah'a göre bir imtihan vesilesidir. Dünya fani, ahiret bakidir. Ölümden sonra tekrar dirilme olacak akıl ve duygularını da kapsayan iç oluşumu yap demekle emir edilmekle harekete geçirilebilecek mi? Millet yönetim kaynaşmasının ileri düzeyde sağlandığı demokrat toplumlar Kant'ın fikirlerinden yararlanabilirler buna diyecek sözüm yok ama bizde "çözümsüz demokrasi" var iken Kant'ın "Vazife Ahlakı"nın doğuracağı olumsuzlukları görmezden gelemeyiz. Bugün "gözlerimi kaparım vazifemi yaparım" düşüncesine insanlar nereden ulaştılar diyorsunuz. Ya da "Emir kulu" olduğu iftiharla söyleyenlerin kulluklarının ardında bir düşünce sistemi yok mudur? Vardır ve bu sistem yanlış uygulamaları ile Vazife ahlakına dayandırılmaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



