Gittiğim her ülkenin hangi şehrine gitmişsem bir müze ile bir kütüphaneyi ziyaret ederim.
Paris'e gittiğimde eski Cumhurbaşkanlarından (1969-1974) Georges Pompidou adına yapılan kütüphaneyi ziyaret ettim.
Kitapların dış yüzleriyle gözlerimi cilaladım.
Türkiye'de ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde görmediğim rahatlığı orada gördüm.
Çatık kaşlı kütüphanecileri göremezsiniz.
Siz, istediğiniz kitabı alıp okuyabilirsiniz.
Aldığınız kitabı yerine koymak zorunda değilsiniz.
Sandalyelere oturma zorunda değilsiniz.
Yerlere uzanıp kitap okuyan insanlar gördüm.
Okuduğunuz yerde bırakıp gidebilirsiniz.
İşte o esnada görevli ortaya çıkar ve kitabı yerine koyar.
Bir de yardım isterseniz hemen gelir yardım eder.
Kütüphaneye girerken kendinizin kaçıncı giren adam olduğunuzu kapıdan görebilirsiniz.
Çıkarken de kaçıncı çıkan olduğunuzu görebilirsiniz.
Benim bu bahsettiğim 1988 yılına ait bilgilerdir.
Belki şimdi daha fazla teknik gelişmeler olmuştur.
Belki de olmamıştır.
Çünkü dünyanın en yanlış adamı Sarkozy, Fransa'nın Cumhurbaşkanı olduğuna göre gerekli yanlışlarını oraya da uygulamıştır.
Almanya'nın Ulm kentinde camdan yapılmış çok şirin bir bina gördüm ve sordum "burası nedir?" "kütüphane hocam" dediler.
"Girelim öyleyse" dedim ve girdik.
Girişteki bayan görevliye Johann Wolfgang von Goethe'nin "Şark Divanı" isimli eserini nerede bulabileceğimizi sordurdum.
Edebi eserlerin bulunduğu katı ve yerini tarif etti.
Çıktık o kata ve Goethe'nin eserlerinin bulunduğu bölümü bulduk.
Bütün eserleri var. Yalnız "Şark Divanı" diye terceme edilen eserin Almancası yok.
Goethe üzerine yazılmış bütün eserler var yalnız "Şark Divanı" üzerine yazılmış eserler yok.
Bu durum yalnız bu kütüphaneye ait değil.
Stuttgart'ın merkezinde beş katlı çok büyük bir kitapevinde nerdeyse "Yok yok" gibi bir durum varken kitapevinde bulunmayan yalnız Goethe'nin "Şark Divanı" isimli eseridir.
Sorumlu bayanla görüşüp durumu bildirdiğimizde bir yayınevinin adresini verdi ve isterseniz, ellerinde varsa sizin adresinize postalayabilirler cevabını aldık.
Ulm'deki bir işçimiz, "Baskı yalnız bize değil. Bize ılımlı bakan Almanlara da var. Cumhurbaşkanı Christiyan Wulff, Alman Milli Birlik gününde "İslam da artık Almanya'nın bir parçasıdır" dediği günden beri başı dertten kurtulamıyor.
Yıllar önce yaptığı basit hataları allayıp pullayıp halkın gözüne sokuyorlar ve Cumhurbaşkanını istifaya zorluyorlar" dedi.
İnternetten onun hatalarına baktım.
1- Bir arkadaşından yıllar önce ucuz faizli borç para almış.
2- Cumhurbaşkanı olduktan sonra havayoluyla uçtuğu biletlerin millerini şahsi işleri için bilet almada kullanmış.
3- Pahalı elbiselerden kiralamış ve kira parası ödememiş.
Almanya basınının da birileri düğmesine basmış ve "İslam da artık Almanya'nın bir parçasıdır" demenin bedelini öğretiyorlarmış.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



