Ülkemizde önce Hristiyan ve Yahudilerle diyalog adı altında birtakım hareket ve organizasyonlar gündeme getirildi. Diyalog ve hoşgörü gibi kavramlara itirazın zor olduğunu bilenler uzunca süre bunların arkasına gizlendiler. Ardından İslam anlayışını sulandırmaktan öte bir anlamı olmayan "Ilımlı İslam" gibi saçma sapan bir yaklaşım ile gündemi meşgul etmeye başladılar. Başlangıçta "Ilımlı İslam" ile neyi kasteddiklerini fazlaca açıklamadılar, kavramını doldurmadılar. Ancak, geçen zaman içinde kimileri Kalvenizm'den kimileri "Protestan İslam"dan söz etmeye başladı. Belliydi ki, bin 500 yıldır uygulanan İslam anlayışında bir değişikliği öngörüyor, İslam anlayışının içi boşaltılarak kendi sakat anlayışları ile yeniden doldurulmaya çalışılıyordu.
Giderek yapılmak istenen netlik kazanmaya başladı. Amerika'da bir kadının imamlığında cuma namazı kılındığına dair görüntüler medyaya yansıdı. Kadın imamın peşindeki cemaat kadın erkek karışık ve bazı kadınların başları açık şekilde namaz kılıyorlardı. Bir süre olur mu olmaz mı tartışmaları yapıldı ve sonra unutulmaya terkedildi. Aslında kadın erkek karışık namaz kılınıp kılınmayacağı müslümanlardan çok laik çevrelerin tartışma gündeminde yer almıştı. Çünkü, müslümanlar biliyorlardı ki karışık namaz olmazdı. Bunun bilinmesi için uzayın yeniden keşfi gerekmiyordu. Eğer, kafalarda bir çarpıklık ve art niyet yoksa bunun tartışılması bile abesle iştigaldi.
Zaten konunun tartışılması da fazla uzamadan gündemden düştü derken bu defa benzer olayın yerli versiyonu vizyona sürüldü.. İstanbul'da bir camide kadın-erkek karış bir cemaatin cuma namazı kıldığı görüntüleri medyaya yansıdı. Kapandı denilen konu bu vesile ile yeniden gündeme gelip oturdu. Her gece televizyon kanallarında bir takım ilahiyatcı ve siyaset erbabı boy göstermeye başladı. Hatta, olay siyasi partilerin de gündeminde yerini aldı. Özellikle AKPiçinde ciddi tartışmalara yolaçtı. Bu tartışmalar daha uzun süre devam edeceğe de beniyor. Çünkü, cemaatte boy gösterenlerden birisi AKP'nin kurucuları arasında yer alan ve Erdoğan'ın ABDile ilişkilerini sağladığı ileri sürülen kişi Cüneyt Zapsu'nun eşinin bulunuyor olması ister istemez AKP'yi yakından ilgilendiriyor.
AKP'nin kuruluş çalışmalarına kadar Cüneyt Zapsu'yu bilmezdim. Ancak babası Pertev Zapsu ile 1985'teydi sanıyorum Karaköy'deki işyerinde birkaç kez görüşmüştüm. Görüşme sebebi ise Cüneyt Zapsu'nun dedesi Pertev Zapsu'nun babası Abdurrahim Zapsu'nun yazmış olduğu İslam Tarihi'ydi. O yıllarda çalıştığım yayınevi daha önce Abdurrahim Zapsu'nun İslam Tarihi'ni basmış fakat mevcudu tükenmişti. Yeni baskı için Abdurrahim Zapsu'nun oğlu Pertev Zapsu'dan -Cüneyt Zapsu'nun babası- izin almak gerekiyordu. Pertev Bey yakın ilgi gösterdi ve herhangi bir talepde bulunmadan kitabın yeni baskısına izin vermişti. Bu arada bir de "Cenaze Ahkamı" isimli risalenin ücretsiz olarak dağıtılmak üzere basılmasını rica etmişti. Bu görüşme sonunda hem İslam Tarihi'nin yayınevi adına yeni baskısı yapılmış hem de Pertev Bey'in isteği üzerine kendi adına Cenaze Ahkamı isimli risalenin yeni baskısı yapılmıştı. Bu bakımdan Zapsu ailesi ile ilgili ben de uzun yıllar müsbet ve güzel duygular oluşmuştu. Taki Cüneyt Zapsu ortaya çıkana ve onun etrafında birtakım söylentiler gündeme gelene kadar. Çoğu zaman Cüneyt Zapsu'ya bakılarak baba ve dede Zapsularla ilgili bir takım söylentilere karşı çıkmış olamama rağmen bu son olay, yani Cüneyt Zapsu'nun eşinin karışık cemaat olayının içinde yer alması ister istemez birtakım söylentilerin doğruluğu yönünde insanda şüphe uyandırıyor.
Sanki, ABD'nin başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinde uygulamaya koymaya çalıştığı Ilımlı İslam anlayışı ve bu çerçevede Büyük Ortadoğu Projesi'nin hayata geçirilmesinde görev alanların arasında Zapsu soyadlı birinin yer alıyor olması Türkiye üzerinde hesapları olan çevrelerin kimleri kullandığını göstermesi bakımından ilgi çekici değil mi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



