Yeni yürümeye başlamış Nizar'ın yere her düşüşünde korkuyla irkiliyoruz. Etrafımızda dolaşıp gülücükler atan bu miniği sevgi dolu gözlerle izliyoruz. Arada bir kafasını masanın kenarına çarpıyor, ağlayacak gibi oluyor. Annesinin sakin duruşunu görünce ağlamaktan vazgeçiyor. Konuşmaya daldığımız bir ara küçük çocuk acı ile ağlamaya başlıyor. Bu kez canı gerçekten yanmış olmalı. İçli hıçkırıkları kendisini kucağına alan annesinin bağrında nihayet buluyor. O susunca, biz de rahatlıyoruz. Daha fazla ağlamasına tahammülümüz yok. Çünkü o, Filistinli ünlü Hadis Alimi Şehit Nizar Rayyan'ın torunu...
İsrail'in son büyük katliamında bağlandığı yerel bir radyoya "Filistin halkına ve Filistin davasına destek veren Müslüman halkalara teşekkür ediyorum. Filistin davasına gereken hassasiyeti göstermeyen halkı müslüman ülkelerin hükümetlerini şiddetle kınıyorum. Bu gün Allah'a gidersem hepsini şikayet edeceğim ve Allah'ın huzurunda hepsinden hesap soracağım" derken eşi ve çocuklarıyla şehit edilen Nizar Rayyan'ı, dünya bu son sözleriyle hatırlıyor.
Küçük Nizar'ın annesi, Prof. Dr. Nizar Rayyan'ın gelini İman Rayyan da halen Hadis dalında yüksek lisans eğitimi görmekte. Eşi ile birlikte İstanbul'a yaptığı bu ilk ziyaretten ve tanıdığı insanlardan oldukça memnun İman Hanım. Sohbetimizin en başında Nizar Rayyan'ı soruyoruz ona. "O büyük bir insandı" diyor. "Hem evinde, hem bütün Gazze'de insanlar için örnekti. Gazze'nin kuzeyinde oturuyordu ve o bölgenin âdeta bayrağıydı. İlim meclislerini idare eder, hem üniversitede hocalık yapar, hem de halkın bizzat içinde yaşardı. Yahudilerin gözünde ise bir siyasetçiydi. Halkın ona sevgisi büyüktü. Her gün ziyaretine pek çok gelen olurdu. O bir ilim adamıydı
Kayınpederinden büyük bir saygıyla bahseden İman Hanım dört çocuk annesi. Evlendikten sonra ara vermek şöyle dursun, Nizar Rayyan'ın da teşvikiyle eğitimine dört elle sarılmış. Gazze'de herkesin erken evlendiğini söylüyor. Erken evlenmenin sünnet, ilmin de farz olduğunu ifade ediyor. Çoğalmamız lazım derken, Gazzeli ailelerin en az yedişer çocuğu olduğunu da ilave ediyor. Ve "Nizar Rayyan da çocukları çok severdi " diyor gözyaşlarına gayet hakim. "Herkes yakınlarını , çocuklarını kaybetti; kimisi bacaklarını yitirdi. Ama yine de evleniyorlar. Şehit Nizar Rayyan'ın dediği gibi, normal yaşamlarına devam ediyorlar. O, dükkanların açılması, çocukların oynaması, cephede savaşmak gibidir, diyordu. İşte bu, Gazze'nin zaferidir".
"Bu, harpten sonraki ilk Ramazan. Her Ramazan, Allah (cc) acılarımızı hafifletsin, bereket ve zafer göndersin diye dua ediyoruz." diyen İman Hanım, Ramazan'da kendi aralarında da yardımlaşmanın arttığını söylüyor. Şu anki son durumu sorduğumda "Her küçük şey, Gazze için büyük " diye başlıyor sözlerine. Son saldırıları kastederek "harpten önce kendimiz üstesinden gelmeye çalışıyorduk bir çok şeyin. Ama şimdi halledemiyoruz." Çocuklarından birini üniversitedeki bir psikologa götüren İman Hanım, "Nizar Rayyan'ın şehit olan çocuklarıyla birlikte okula gidiyordu. Onların şehadetinden derinden etkilendi" diyor. Çocukların psikolojik rehabilitasyona* olan ihtiyaçlarından ve halen devam etmekte olan bu alandaki çalışmalardan konuşurken "kesinlikle çok faydalı " diye vurguluyor. O da tıpkı bizim gibi bu konuya yeterince önem verilmediği kanaatinde. Genel manada Gazze'nin ihtiyaçlarına ilişkin sorularıma aldığım ilk cevap "inşaat malzemeleri" oluyor. Yahudiler, inşaat malzemelerinin girmesine izin vermiyorlar, diyor. Ve tabii ki, her türlü yiyecek maddesine ihtiyaç var, diye de ekliyor. Sabah ve akşam sadece ikişer saat -o da merkezde sınıra yakın yerlerde değil- suyla buluştuklarını ve en fazla sekiz saat elektrik kullanabildiklerini söyleyen İman Hanım, sözlerine duymaya çok ihtiyacımız olduğunu düşündüğüm şu cümlelerle son veriyor "Protestolar oldu; ama sonra unutuldu. Biz İslam âleminden cesur bir duruş bekliyoruz. Ve Amerika ve İsrail mallarını da boykot etmelerini. İstanbul, doğu ile batıyı birleştiren bir şehir. İstanbul'u görünce, Davud ve Süleyman Peygamberler dönemindeki o büyük medeniyeti hatırladım, gözlerimde canlandı." Peygamberimizin İstanbul'un fethine ilişkin hadisini hatırlatarak, "Türk insanının İslam alemindeki yeri çok farklı. Peygamberimiz de bunu söylüyor. Abdülhamit'in Yahudilere tavrını da unutmuyoruz. Anneler, yeni Abdulhamitler, Salahaddinler ve Fatihler yetiştirir inşaallah."
*Filistinli Çocuklara Sosyal ve Psikolojik Destek Projesi, İHH'ya bu başlık altında göndereceğiniz yardımları bekliyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




