milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

İslâm, demokrasi ve Bediüzzaman

28 TEMMUZ 2009
SAL 04:05

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Demokrasi konusundaki tartışmalar bu aralar genellikle "darbeler" ve "Ergenekon" bağlamında yapılıyor. Herkes darbelere karşı olduğunu, demokrasiden yana olduğunu söylüyor. Biz de darbelere karşıyız... Fakat bu yazıda meseleyi bu yönüyle inceleyeceğimizi sananlar hayal kırıklığına uğrayacak. Biz bu yazıda İslam ve demokrasi konusunda belli başlı fikirleri aktardıktan sonra bize göre hakikatin hakkını veren bir yazar olan Ümit Şimşek'in "Bediüzzaman ve Demokrasi" konulu bir makalesinden faydalanarak konuyu değerlendireceğiz.

Her demokrasi havarisi kendi incilini yazıyor

Dünya üzerinde birçok farklı demokrasi anlayışları mevcuttur. Türkiye üzerinden düşünecek olursak ülkemizde de herkesimin demokrasiyi kendisine göre yorumladığını görürüz. Buna bir de "takiyye" yapmak zorunda bırakılan mütedeyyin insanların demokrasi tanımlarını da ekleyince bu tanımlar epey bir kalabalık olur. İsmet Özel bu çeşitliliği şöyle ifade eder: "Demokratik bir devlet istediklerini söyleyenlere, hangi vasıflardaki devletin demokratik sayılması gerektiğini sorarsanız, size tanımını getirdikleri devletin, kendi tasarladıkları, kendi kurdukları ve bizzat kendilerinin işlettikleri devlet olduğunu göreceksiniz. Yani her demokrasi havarisi kendi incilini kendi yazıyor." (Ve'l Asr, s. 120) Başka bir ifadeyle, herkes demokrasi putunu kendi tarafından yontuyor. Şu durumda ortak bir demokrasi tanımı olmadığı için de bu tartışmaların uzun yıllar sürmesi kaçınılmaz oluyor.

Bu ülkede herkes istediği konuyu istediği şekilde konuşabilmiş değildir. Bu bakımdan dindar insanlar belli dönemlerde "demokrasi" teriminin arkasına sığınmak zorunda bırakılmışlardır. Zaten bundan başka bir alternatifleri de yoktu. Kendileri için çizilen sınırlar dâhilinde belli şeyleri savunmak durumundaydılar. Ya onların kendilerine dayattığı demokrasi anlayışını öylece benimsemeliydiler, ya da kendi anladıkları şekilde bir demokrasiden bahsetmeliydiler ki; "bizim mahalle" ikinci şıkkı kabul etti. Bu anlayışın bir uzantısı olarak artık "demokrasi" kelimesini mütedeyyin kesimin ağzından çokça duymaya başladık. Bu süreç sancılı bir dönem içerisinde kendiliğinden gelişti. Belki de öyle olması gerekiyordu. Ama meselenin din veya Kur'an bağlamı asla ihmal edilmemeliydi.

İslamî kesimde özgürlükçü bir demokrasi arayışı dillendirilirken, sol kesimde ise demokrasi katı bir laiklikle bağdaşlaştırılmaya çalışılıyordu. Nitekim Mehmet Ali Kılıçbay "Laiklik demokrasinin ön koşuludur" (Abant Platformu, Demokratik Hukuk Devleti, s. 127) diyerek bu konudaki görüşünü ifade ederken, özgürlükçü görüşleriyle bilinen Sami Selçuk ise "Günümüz insanlığının ortak dini demokrasidir." (Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne s.309) diyerek adeta demokrasiyi kutsuyordu.

Özgürlüklerinin artırılmasını uman mütedeyyin kesim, bu dönemde liberallerle yakınlaşmaya başladı. Bu sürecin Müslümanlara zarar veren en acı tarafı burasıdır. Kimliksiz, fikirsiz, davasız reel politikçi Müslüman tipi bundan sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. "Mücahit" kelimesi ile "müteahhit" kelimesinin birlikte kullanılmaya başlaması da yine bu döneme denk gelir. Netice itibariyle liberallerle kurulan fikir akrabalığı bize çok pahalıya mal olmuştur.

Zaman, Ali Bulaç ve Mehmet S. Aydın aynı doğrultuda

Konumuza tekrar dönecek olursak demokrasinin İslam'la bağdaşıp bağdaşmadığı meselesine gelmek istiyorum. Bugün ülkemizdeki yaygın kanı her ikisinin bağdaştığı yönündedir. "Demokrasi" konulu Abant Toplantısı'nda Mehmet S. Aydın sonuç cümlesi olarak "Mutlak bir örtüşmeden ziyade, demokrasi ile din arasında ciddi bir mücadelenin olmayacağı sonucuna varabiliriz." (Abant Platformu, Demokratik Hukuk Devleti, s. 157) diyerek bu ikisi arasında bir çatışmanın olmayacağı düşüncesini dile getirmiştir. Bu konuda yapılan Abant toplantısının metinlerini okuduğumuzda, katılımcıların demokrasi ve İslam'ı bağdaştırma çabası içerisinde olduğunu görüyoruz. Şimdi fikrine ve düşüncelerine genelde itibar ettiğimiz sosyolog Ali Bulaç'ın bu konudaki görüşlerini aktarmak istiyorum. Şöyle diyor Ali Bulaç: "Demokrasi bir dünya görüşü ve yaşama biçimi midir yoksa siyasetin bir tekniği mi? Yani demokrasi bize âlem tasavvuru hakkında nasıl yaşayacağımız, ne yiyeceğimiz, ne içeceğimiz hakkında bir fikir mi veriyor yoksa bir siyasi rejim nasıl olmalı sorusuna cevap mı oluyor? Benim anladığım kadarıyla cumhuriyet 'kim yönetecek' sorusuna bir cevaptır. Bundan hareketle ben demokrasinin bir dünya görüşü ve yaşama biçimi olmayacağını, siyasetin mümkün olan tekniklerinden biri olduğunu ve giderek de gelişmekte olduğunu düşünüyorum." (Abant Platformu, Demokratik Hukuk Devleti, s. 124)

İlk okuduğumda hoşuma giden bu sözleri biraz daha dikkatle incelediğimde Ali Bulaç'ın demokrasinin İslam'la örtüştüğünü ispatlama gayretinde olduğunu sezdim.. Bu gayreti sezemeyenler için konuşmanın devamından başka bir kesit daha aktarmak istiyorum: Şöyle devam ediyor Ali Bulaç: "Kendisi beşer olan bir insanın, papanın veya yanılmaz bir insanın, yanılmaz bir sıfatla, din adına, Tanrı adına konuşması durumunda hakikaten demokrasi zordur. Çünkü bağlayıcıdır ve bunun aksi de düşünülemez. Ama İslam'da en üst düzeyde bir imam, içtihat da olsa, mutlak müçtehit de olsa o mutlak müçtehidin içtihadı zanni bilgidir." (Abant Platformu, Demokratik Hukuk Devleti, s. 125) Özetle Ali Bulaç burada demokrasinin İslam'la daha fazla bağdaştığını, hatta papa örneğini vererek neredeyse demokrasinin Hıristiyanlıkla bağdaşmayacağını iddia ediyor. Bulaç "Demokrasi bir din değil siyaset tekniğidir o bakımdan dinle çatışmaz" demek istiyor. Biraz sonra yazar Ümit Şimşek'in görüşlerini okuyunca bunun böyle olup olmadığını göreceğiz.

On sene önce olsaydı Ali Bulaç'ın bu düşünceleri bana da belki sevimli gelebilirdi ancak şimdi olayın arkasında demokrasi kavramının içselleştirilme gayretini görüyorum. Yazımızı sonuna kadar okumaya sabrederseniz, bir takım taşların nasıl yerine oturduğuna şahit olacaksınız. Bazıları Ali Bulaç'ın yazı yazdığı gazete ile fikir yönünden çatıştığını iddia ederler ve onun orada emanet gibi durduğunu söylerler. Hayır, bu görüş doğru değildir. Demokrasinin içselleştirilmesi meselesinde Ali Bulaç ve Zaman Gazetesi aynı misyonu üstlenmişlerdir. Ali Bulaç, Zaman'la aynı istikamettedir. Peki, bir Risaleyi Nur bilgesi olan Ümit Şimşek neden bu gazetede bir yer bulamaz? Cevabı çok basittir. Çünkü Ümit Şimşek İslam'la demokrasinin örtüşmediğini savunur. Yani Risaleyi Nur'u savunur.

Bir Risaleyi Nur bilgesi:    Ümit Şimşek

Ümit Şimşek "Risalehaber.com" sitesindeki "Bediüzzaman, İslâm ve demokrasi" başlıklı yazısında "Hiyerarşinin en üst noktasına beşer iradesini koyan bir rejim ne kadar İslâmî olabilir?" diye bir soru sorar ve bu konuda görüşlerini dayandırdığı şu ayetleri zikreder.

"Onlar Emir ve idarede bizim de bir payımız olacak mı? diyorlar. Sen de ki: Emir ve idare bütünüyle Allah'ındır." (Âl-i İmrân, 3,154)

"Allah ve Resulü bir işte hüküm verdiği zaman, ne bir mümin erkeğin, ne de bir mümin kadının, o işte başka bir seçeneği olmaz. Allah'a ve Resulüne isyan eden ise apaçık bir sapıklığa düşmüştür." (Ahzâb, 36,33)

"Şunu da bilin ki, aranızda Allah'ın Resulü vardır. Eğer işlerin birçoğunda o size uysaydı sıkıntıya düşerdiniz." (Hucurât, 49,7)

Şimşek bu ayetleri aktardıktan sonra kendi düşüncesini şöyle ifade eder: "Bir Müslüman'ın dünyasında, hiyerarşinin en üzerinde Allah ve Resulü'nün buyrukları vardır; istişare bunların gölgesinde yapılır. Bir başka deyişle, kulların iradesi, Allah ve Resulü'nün iradesine arz edilir, Uygundur cevabını alan, uygulanır. Demokraside ise durum bunun tersidir. İdeal mânâda işleyen bir demokraside belki Kur'ân'ın hükümlerini de rahatlıkla gündeme getirerek tatbikini isteyebilirsiniz. Fakat bu hükümlerin beşer iradesi tarafından onaylanması şartı vardır. İşte, bir Müslüman'ın itikadına ters düşen şey de budur; kim ne kadar uğraşırsa uğraşsın böyle bir uygulamaya İslâm kılıfı geçiremez."

Demokrasi ve İslam'ı örtüştürme misyonunun hükümetteki temsilcisi Mehmet S Aydın ise Şimşek'le aynı şeyi düşünmemektedir. Onun İslam'la demokrasiyi bağdaşlaştırma gayretlerini şu sözlerinden anlayabiliriz: "Ülkemizde din-demokrasi ilişkisi konusunda dinden yana olduklarına inanarak siyasal söylem geliştirenlerin bir kısmı ile demokrasiden yana olduğunu söyleyenlerin bir kısmı şu yanlış görüşü birlikte telaffuz etmektedirler: 'İslam ile demokrasi bağdaşmaz çünkü birincide Allah'ın ikincide ise milletin egemenliği esastır.' Teolojik olarak bakıldığında burada ilahi irade ile beşeri irade, muhalif alanlarmış gibi, karşı karşıya getirilmektedir." (İçe Kritik Bakış, s.144)

Bediüzzaman ve demokrasi

Zaman gazetesinin temsil ettiği cemaat yapısı demokrasi ile İslam'ın bağdaştığını iddia ederken zaman zaman bu konuda Bediüzzaman'dan da referans bulma arayışına girer. Oysa Üstat'tan bu konuda referans bulmak sanıldığı kadar kolay değildir. Bu konuyu Ümit Şimşek yazısında şöyle ifade eder: "Meşrutiyetten ve hürriyetten bahsederken Üstat Hazretlerinin meşrûa, şeriye, âdâb-ı şeriatla müzeyyen gibi sıfatları zikretmeyi ihmal etmemesi de gösteriyor ki, hangi devirde ve hangi şartlar altında olursa olsun, onun tasvip veya müdafaa ettiği şey, ancak İslâm şeriatının dairesi içindedir. Bunun yanı sıra, Üstadın demokrasi kelimesini hiçbir zaman kullanmamış olmasına da dikkat etmek gerekir. Oysa Üstadın hayatında bu söz etrafta sıklıkla dolaşıyor ve onun üzerinde nice tartışmalar cereyan ediyordu. Eğer Üstadımız bazı arkadaşlarımızın anlattığı gibi demokrasiye gerçekten gönül vermiş olsaydı, onca seneler boyunca gönül verdiği şeyin adını birkaç mektubunda olsun zikretmez miydi?

Bediüzzaman-demokrasi ilişkisi, Risale-i Nur cemaatleri içinde yaygın olarak kabul gören bir mesele değildir. Cemaatlerimizden sadece bir tanesi içinde böyle bir telâkki her nasılsa vücuda gelmiş ve yerleşmiş bulunuyor. Problemi çözmenin ilk adımı, işte bu telâkkinin ortaya çıkış zaman ve şeklini masaya yatırmak olacaktır. Yoksa Risalelerdeki meşrutiyet kelimelerini çizip üzerine demokrasi yazmaya devam etmek, Üstada iftiradan ve Risale-i Nur da açıkça tahrifattan başka bir mânâ taşımaz."

Sonuç

İslam sistemi, Yüce Allah'ın iradesinin üstünde başka bir iradenin bulunmasına ve o irade tarafından İslam'ın mutlak doğru kabul edilen hükümlerinin oylamasına razı olamaz. Yani İslam'da halkın iradesi değil, Hakk'ın iradesi üstündür. Bu bakımdan kesin ve net olarak İslam'da demokrasi diye bir şey yoktur. İlla ki "demokrasi" denilecekse, bu ancak İslam'ın doğrularıyla çelişmeyen yerli bir demokrasi olabilir. Ben hüsn-ü zan ediyor ve mütedeyyin insanların bahsettiği demokrasinin bu şekilde bir demokrasi olduğunu düşünüyorum. Bu bakımdan Mehmet S Aydın, Ali Bulaç ve Zaman Gazete'sine de hüsn-ü zannımı sürdürüyorum. Fakat bana ters gelen yerleri de söylüyorum.

Özellikle bu sonuç cümlelerimizdeki fikirlere katılmayanlar varsa meselenin dini boyutunu tartışmaya her zaman açığız. Fakat ne var ki bizim sesimiz çok cılız çıkıyor. Biz söyleyeceğimizi bu kadar net söylerken, sevip takip ettiğimiz çok az yazar bu kadar net konuşabiliyor. Samanlıkta iğne arar gibi soruma cevap bulmak istemiyorum. Lütfen kısa yoldan, İslam'da demokrasi var mıdır yok mudur ehl-i kalem olanlar açıklasınlar. Yoksa kendimi epey yalnız hissedeceğim. "İslam garip geldi garip gidecek" diye düşüneceğim. Kafasını Ergenekon'la, Avrupa Birliğiyle, çağdaşlaşmayla, reel politik ve konjonktürle bulandırmayanlarla yolumuza devam etmek üzere...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 28.07.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: islam, demokrasi, ergenekon,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 3 yorum|yorum rssrss

  • aydin başar

    "İslam Demokrasi ve Bediüzzaman"Başlıklı yazınızda;"Onlar emir ve idarede bizimde payımız olacakmı.?diyorlar.sen deki:Emir ve idare bütünü ile Allahındır."ayetini (Al-i İmran 3,154)'olarak yazmışsınız...Fakat bu ayet gönderdiğiniz surede değil...Hangi surededir.? Bilgilendirmenizi rica ediyorum...

    mehmet uysal-37 | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 06 Kasım 2009 11:05

  • islam ve demokrasi 2

    sonuc olarak muellif Islam siyaset teorisinin kavramsal olarak Islami Demokrasi vb. olabilecegini ifade etmektedir. Ilgilennlere bu kitabi ozellikle tavsiye ederim...

    mme0204 | KatılıyorumKatılmıyorum (6.7/10 puan) | 28 Temmuz 2009 09:57

  • islam ve demokrasi

    Bu konuda sizlere Ezher Alimlerinden Ziyauddin er-Rays`in Islami Siyaset Teorileri ( النظريات السياسية الإسلامية) adli kitabindan ozetle aktarimda bulunmak isterim:

    Muellif Devletin varligi, ilk donem Islam tarihindeki ve itikadi mezhepler indindeki yerine deginip, konu etrafindaki farkli noktalara temas ettikten sonra Islam siyasetini yonetim ve hukum kaynagi acisindan iili bir tasnifle ele almaktadir: Yonetimin kaynagi millet, hukmun kaynagi ise Islamdir. Demokrasi de ise hem yonetim hem de hukuk halkin iradesine dayanmaktadir.

    mme0204 | KatılıyorumKatılmıyorum (6.7/10 puan) | 28 Temmuz 2009 09:52

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Aydın Başar

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Tek başına bir ümmet
    2. Yahyalılı İpek Hoca
    3. Soğuk sandalyeden sıcak yer sofrasına
    4. Muhterem Erbakan Hocamız
    5. Kur'an'ı anlamak...
    6. Ulvi dava, süfli davet
    7. Felsefe çukuru
    8. Cihatsız İslam olmaz
    9. İçinizdeki mücahidi uyandırın
    10. Felsefi argümanlarla dini savunmak
    1. Şems-Mevlana buluşması...
    2. Dinler arası diyalog...
    3. Namaz kılmayan çocuk
    4. Öteki Said-i Nursi...
    5. Muhterem Erbakan Hocamız
    6. Rep ve kolbastı
    7. Felsefe çukuru
    8. İslâm, demokrasi ve Bediüzzaman
    9. İsmet Özel’in derdi ne?
    10. Felsefi argümanlarla dini savunmak
    1. İslâm, demokrasi ve Bediüzzaman
    2. Dava bilinci...
    3. Rep ve kolbastı
    4. Cihatsız İslam olmaz
    5. Kabak çiçeği ve gonca gül
    6. Dua bilinci...
    7. İman tazeleme saati
    8. Halime Ana Hastanesi
    9. Şems-Mevlana buluşması...
    10. Amin buyur Sultanım
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek