İslam nuruyla nurlanmamış, mana âleminin güzelliğini gönlünde hissedememiş ve yaşadığı âlemde ilahi tecelliyi seyredememişler, ne yazık ki bu meyanda birçok kavramla birlikte "İşgal ve Fetih" olgularını da ayrıştıramamakta, bilakis aynı anlama geldiklerini bile savunmaktadırlar.
Onların bakış açısından öyle gözükse de, bu iki olgu aslında zıttır. Şöyle ki; birinde "baskı", diğerinde "ikna" metodu esastır. Birinde "ben" kavgası verilirken, diğerinde "biz" mefhumu yerini almaktadır. Birisi "madde" temeline dayandırılırken, diğerinde "mana" güzelliği kendisini göstermektedir. Birisinin insani kaynağı "nefis" iken, diğeri "akıl ve kalp" açılımındadır. Birisi "Batıl Medeniyet" olarak adlandırılırken, diğeri "Hak Medeniyeti" ismiyle bütünleşmiştir. İşgaller "Şeytan'ın dürtüklemesi"yle şekillenirken, fetihler "Yaratıcı'nın rızası"nı kazanmak için yapılır.
Tarih şeridinin her noktasında bu iki olguya rastlamak mümkündür. İnsanlık var oldukça da devam edecektir. Bu kavramlarla karşılaşıldığında ilk olarak devletler ve milletler akla gelmektedir. Yani işgali de, fethi de devletler yapar, milletler yapar. Kendini böyle gösterse de, esas büyük işgaller ve büyük fetihler insana ve dolayısıyla nefislere ve kalplere karşı yapılmış olan, yapılmakta olandır.
Bu kavramları insanlık tarihinde örneklemek istersek; Nemrutlar, Firavunlar, Ebu Cehiller işgal olgusunda sembolleşirken; İbrahimler, Musalar, Muhammedler de fetih sembolü haline gelmişlerdir.
İşgal, medeniyetlerde olsun, milletlerde olsun veya insanda, insan ruhunda olsun, büyük tahribatlara yol açarken; fetih, bunun tam tersine yeniden imar etme ve bütün insanlığın saadetini hedef almaktadır.
Tarih şeridine yeniden dönersek, ilk insan Adem'in gönlünde ilahi aşk mevcutken, şeytanın kibir işgaline maruz kalmış ve karşılığında geçici de olsa cennet nimetini kaybetmiştir. Hatta şeytan bile benliğini saran kuru bir kibir işgalinden dolayı, meleklerin dahi gıpta ettiği kulluk nimetini kaybetmiş, ismi Azazil iken Kovulmuş Şeytan (İblis) unvanıyla anılmaya başlanmıştır. Artık ilahi dayanağı olan fetihlere karşılık, işgal sahnelerinde rol alan medeniyetler de, milletler de, fertler de maalesef şeytanın kibir senaryolarında figüranlık yapıp durmaktadırlar.
Tarihi süreç devam etmektedir ve az önce saydığımız mevkiler dün olduğu gibi bugün de işgal sahnelerini yeniden - yeniden oynayıp durmaktadırlar. Haklılar mı? Hayır, asla haklı değiller. Onların gözünü kin ve nefret bürümüştür. Kendilerinin var olmalarını başkalarının yok olmasına bağlamışlardır. Bütün dünyayı işgal etmek istemektedirler. Buna medeniyet denmez cehalet denir. Böyle hesap olmaz. Bu hesap bir gün Bağdat'tan döner. Şunu unutmasınlar ki, "Keser döner sap döner, bir gün hesap ters döner." Onlar göremezse de, ilahi kudretin cezalandırmasına bir gün mutlaka maruz kalacaklardır, bizden uyarması. Onların işgalleri baki kalmayacak, kalamayacaktır. Çünkü büyük fetihler var ve yapılmakta yeryüzünde. Onlar Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de işgaller yaparken, bilsinler ki Amerika'da, Avrupa'da, Asya'da büyük fetihler yaşanıyor. Fevç, fevç gönüller feth olunuyor. İnsanlar İslam nuruyla tanışıyor.
Buradan bütün insanlığa ilan edilir ki "Yeni Bir Dünya" mutlaka kurulacaktır. Zafer yakındır ve zafer inananlarındır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



