milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

İrticai mülahazalar...

12 HAZİRAN 2010
CMT 00:07

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Hiç tereddüt etmeden gönül huzuru ile ifade edebilirim ki, dine mesafeli laik kanadın biz dindarlara yönelttiği ithamlar içinde en çok benimsediğim itham "mürteci" ya da tabir-i diğerle "gerici" ithamıdır. Elbette bu sahiplenmemizin altında yatan sebep, bizim zihinlerimizde irtica mefhumunun bize bu ithamı yöneltenlerin dimağlarında olduğundan çok daha farklı tecellilerin tezahürüne vesile olmasıdır. İrtica mefhumunun mezkur iki cenahın zihinlerinde bu denli mütenakız tecellilere sebep oluşunu anlamak için de şüphesiz bu iki cenahın "tekamül" ya da ifade-i diğerle "ilerleme" mefhumları hakkındaki mülahazalarına göz atmak elzemdir, ki bu da meseleye doğu ve batı medeniyetleri pencerelerinden bakmamızı kaçınılmaz kılacaktır.

Tekâmül mefhumunun mahiyetinin doğu ve batı pencerelerinden nasıl telakki edildiğine geçmeden evvel irtica mefhumunun yakın tarihimizdeki hayli dikkat çekici bir fonksiyonundan bahsetmek faydalı olacaktır. Oldukça kaba bir teşbihle ifade etmek istersek, irtica mefhumunun bizim rejimimizdeki yeri motorlu araçların on bin kilometre bakımı ile fevkalade benzer özellikler taşımaktadır. Tabii ki bu on bin teşbihi daha ziyadesiyle 1950 sonrası çok partili dönem ile yapmamız münasip olur, zira 1950 öncesinde bu bakımlar çok daha düzensiz aralıklarla, ihtiyaç hasıl oldukça mevzu bahis oluyordu.

Bahsettiğimiz kurgu içinde bu irtica tiyatrosunun ilk sahnesini 1908'e kadar götürmek mümkündür elbet. Cumhuriyetle birlikte inkılapların hayata geçirilmesi ameliyesi müddetince çok daha sık bakım ihtiyacı hasıl olmuştur. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapanmalarına zemin hazırlayan İzmir Suikastı ve Menemen Olayları da işte bu kabilden bakım hadiselerinden ibarettir. Bereket, bir yirmi sene çok partili hayata girme teşebbüsümüz olmadı da herhangi bir bakım ihtiyacı hasıl olmadı. 50'den bu yana da dediğimiz gibi kabaca on senede bir ayar verilir millete.

İşte bu iki asırdır meftunu olduğumuz tekâmül batı penceresinden bakıldığında ziyadesiyle materyalist bir mahiyet arz etmektedir. Batı düşüncesinde tekâmülden anlaşılan teknolojide ilerlemekten ibarettir. Meselenin manevi, dini, ahlaki bir boyutu yoktur. Batılı tarih anlayışına baktığımızda zaten bu anlayışın aynıyla karşımızda durduğunu görürüz. Tarihi devirlerin ilerlemesi kullanılan alet-edevatın tekâmülü ile mümkün olmaktadır. Önceleri basit ev aletlerinin neden imal edildiği kıyas mevzuu olurken, tarih sonrasında artık temel kıstas savaş teknolojisi haline gelmiştir. Bunun da sebebi haliyle en ileri askeri teknolojiye sahip olan milletin en fazla sömürgeye sahip olup en fazla semiren millet olmasıdır.

Bu sürekli artış gösteren tekâmül düşüncesinin altında yatan felsefe ise tabii ki Darvinizmdir. Yahudi milletinin beşeriyetin başına sardığı envai çeşit beladan biri olan bu teori öne sürüldüğü andan itibaren bir teoriden beklenilenlerin çok ama çok fevkinde tesirler meydana getirmiştir. Bu minvalde, sosyal Darvinizm'i geliştirip sömürgeleştirme ameliyesinin fikri altyapısını sağlayan Engels'in de aynı menfur ırka mensup olduğunu da hatırlayalım. (Elbette mezkur Darvinizm ne kadar meşum bir düşünce olursa olsun, bazılarının da iddia ettiği gibi deccal olacak hali yoktur. Bu bazılarının basit hesapları şudur ki Darvinizm deccal olunca onunla mücadele eden de Mehdi olacaktır. Basitliğin bu kadarına da pes doğrusu!)

Madalyonun öbür yüzünü çevirip de doğu medeniyetine, yani İslam medeniyetine, yani kendimize baktığımızda ise tekâmül seyrinin çok daha farklı bir mahiyet arz ettiğini görürüz. Bu noktada, tabii ki söz konusu İslam medeniyeti olduğu için İslam tarihini baz alarak konuşmaktayız, ama şunun da altını çizmek lazım ki tarihin başlangıcından alsak da bu sonuca tesir edecek bir fark meydana getirmezdi.

İslam düşüncesine göre en hayırlı neslin sahabe nesli olduğunda şüphenin gölgesi bile yoktur, zira konu pek çok ayet ve hadisle sabittir. İnsanların en hayırlısının sahabe, sonra tabiin, sonra da tebe-i tabiin olduğunu ifade eden hadis-i şerif bu bağlamda meseleyi bize en açık şekliyle ilan eder. Dolayısı ile doğu düşüncesinde batı düşüncesinde yer alan sürekli artan tekâmül seyrinin tam aksi istikamette zirve noktasından aşağı doğru seyreden bir seyir söz konusu olmaktadır.

Hal böyle olunca bizim için irtica demek tekâmül demek olur. Bizim için zirve noktasını teşkil eden noktadan uzaklaşmayı ihtiva eden maddi terakki ise bu manada bizim için karşı cenahın bize isnat ettiği türden menfi irtica demek olur. İfade-i diğerle manevi açıdan irtica tekâmül iken, maddi açıdan terakki de manevi açıdan menfi irticadır. Mesele ilk bakışta karmaşık gibi görünse de teenni ile parçalar yerine oturur. Netice itibarı ile bir tarafın varmak istediği nokta muasır yani batılı medeniyetler seviyesi olurken, diğer tarafın varmak istediği nokta o ilk baştaki zirve noktasıdır.

Laik cenahın bu türden irtica isnatlarına cevap verirken sıklıkla Üstat'ın şu dizelerine başvurulur: "Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana, / Yükseldik sanıyorlar alçaldıkça tabana."

Hiç şüphesiz, ahlaki açıdan geldiğimiz noktada Üstat'ın bu ifadeleri aynıyla içinde bulunduğumuz vaziyeti tasvir etmektedir. Bununla birlikte, yazımızda konu etmeye gayret ettiğimiz bağlama çok daha uygun dizeler hemen bu alıntıladığımız dizelerin peşi sıra gelir: "Zaman, korkunç daire, ilk ve son nokta nerde? / Bazı geriden gelen, yüz bin devir ilerde."

İşbu tekâmül meselesinde biz doğu medeniyeti taraftarlarının da elbette karşı cenaha yöneltebileceği eleştiriler vardır, ki bunların da başında yine meftun oldukları medeniyet hakkındaki bilgi dağarcıklarının sıhhatli bir hükme varmalarına imkan tanıyacak seviyenin fersah fersah altında bulunması gelir. Batı medeniyeti hakkında sathi seviyede dahi bir bilgi seviyesine sahip akıl ve izan sahibi bir insanın bu medeniyetten kendisine hayır gelebileceğine ihtimal vermesi dahi mümkün değildir. Haçlı seferleri, sömürgeleştirme faaliyetleri, Birinci Dünya Harbi gibi tarihin hangi sahifesini çevirirseniz çevirin bu meftun oldukları batı medeniyetinin birbirinden vahşi, barbar, zalim ve kanlı hikâyeleriyle karşılaşırsınız.

Geçmiş dönemleri bir kenara koyalım desek bile yine akıl ve izan sahibi bir insanın üzerinde yaşadığı âleme baktığında da batı medeniyetinin kendisine sunacağı hiçbir değere sahip olmadığını kestirebilmesi gerekir. Irak'ta, Filistin'de, Afganistan'da, Sudan'da, Çeçenistan'da velhasıl dünyanın hemen her köşesinde kendi menfaatleri için başka milletleri kırıp geçirmekte bir an için tereddüt etmeyen bir medeniyeti kendisine pusula edinebilen bir insanın sağlıklı bir zihne sahip olduğunu düşünebilir miyiz? Hasıl-ı kelam, zihinlerimiz işte bu denli iğdiş edilmiş ki ne apaçık tarih sayfaları, ne de günümüzün ayan beyan manzaraları bizim bu meşum batı medeniyetinin mahiyetini idrak etmemize yetmiyor.

Evet, netice olarak başa dönersek diyebiliriz ki bizim için tekâmülün yolu irticadan geçer, geriye dönmeden tekâmülü sağlamamız muhaldir. O yüzdendir ki bizler mürteci olmak mecburiyetinde görürüz kendimizi. Bizim için menfi bir irtica varsa işte bu sadece maddi terakki ile manevi kökenlerimizden uzaklaşmamızdır, bizim için asıl korkulacak gerileme budur, bu olmalıdır. Yoksa manevi kökenlerimize dönmeyi ifade eden irtica bizim en ulvi hedefimizdir. İte bu mülahazalarla hiç tereddüt etmeden haykırabiliriz: Ne mutlu mürtecilere...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 12.06.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: irtica, laik, çeçenistan,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Fahri Uğur Yalçın

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bizim sloganlarımız
    2. Fikir hürriyeti
    3. Arap kardeşlerimize ikazımızdır: Kılavuzu karga olanın...
    4. Bir vekile üç personel
    5. Stadyumdaki demokrasi ve adalet
    6. Tepkiyi doğru adrese yöneltmek
    7. İrticai mülahazalar...
    8. Bitsin artık bu ücretli sahtekârlık
    9. Parçalı din telakkisine devam
    1. Tepkiyi doğru adrese yöneltmek
    2. Bizim sloganlarımız
    3. Arap kardeşlerimize ikazımızdır: Kılavuzu karga olanın...
    4. Fikir hürriyeti
    5. Bir vekile üç personel
    6. Parçalı din telakkisine devam
    7. Bitsin artık bu ücretli sahtekârlık
    8. İrticai mülahazalar...
    9. Stadyumdaki demokrasi ve adalet
    1. Parçalı din telakkisine devam
    2. Bir vekile üç personel
    3. Arap kardeşlerimize ikazımızdır: Kılavuzu karga olanın...
    4. Bitsin artık bu ücretli sahtekârlık
    5. İrticai mülahazalar...
    6. Tepkiyi doğru adrese yöneltmek
    7. Stadyumdaki demokrasi ve adalet
    8. Fikir hürriyeti
    9. Bizim sloganlarımız
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek