Orta doğu kazanı sürekli kaynatılıyor. Durulmayacak. Bu belli. Uzun zamandır Orta Doğu üzerinde yoğun bir çalışma yapılıyor.
İran dinamik bir unsur. Bu dinamik unsurun büyük dalgalarla alt edilmesi düşünülemez. Medya ve reklâm çağında olayların abartılması, olduğundan büyük gösterilmesi dünya kamuoyunu ciddi anlamda olumsuz etkiliyor. Zaten bu mantığın amacı da olayları olduğundan farklı göstermek, bir yanılsama oluşturmak. Bu, Hollywood mantığıdır. Ne yazık ki kitleler üzerinde de etkili bir unsur. İran, 8 Yıl Savaşlarında sadece Irak'la ve Saddam ile savaşmadı. Amerika ve batı ile savaştı. Elbette büyük yara aldı fakat yıkılmadı. Çökertilemedi.
Batıcı ve Batı kölesi bir İran bizim işimize yaramaz. Bizim için çok daha büyük tehlike olur. Fakat İslâm yönetimli bir İran Türkiye'nin has dostu ve komşusu, kardeşi olur. Batıcıların -bir önceki yazımızda alkolü sembol edinenlerin- çabası bizi şaşırtıyor. İran kendi rejimini bugüne kadar uzun bir zamandır sağlıklı yürütüyor. Batıya rağmen önemli hamleler yapıyor. Güçlü bir Türkiye ile İran hem dünya barışı, bölge barışı için önemli unsurlar.
İran'daki küçük bir grubun ayaklanması sonucu ölen birkaç kişinin bu kadar abartılması şaşılacak bir şey. Bu batıcı medya, köle ruhlu medya aynı duyarlığı niçin Irak'ta, Pakistan'da, Afganistan'da göstermiyor. Irak'ta ölen 1.5 milyon insanın -yoksa bunlar insan değil miydi?- görülmemesi. Ya da henüz kan buğusu kurumamış olan Gazze'de İsrail'in vahşetine sessiz kalındı. Milli Görüş'ün Çağlayan Mitingi ile başlayan ayaklanma dünya kamuoyunu etkileyince lütfen mırıldanmaya başladılar. Özellikle çok bağlı oldukları ve sevdikleri İsrailli dostlarını incitememek için de büyük bir çaba harcadılar. Annesinin kucağında, babasının kucağında onca imdat çığlıklarına rağmen öldürülen o sabilerin durumuna hiç acımadılar, hiç abartmadılar, hiç yürekleri sızlamadı. Vicdanlar neden böyle tek yanlı sızlar bunu anlamak mümkün değil. Bu batıcılık ruhu ne korkunç bir düşmanlık ve nefret oluşturuyor. Kendi topraklarının insanlarına bu kadar mı düşman olunur?
İran batının kölesi olursa bu bizi çok mu mutlu edecek. Yanı başımızdaki Irak hiç mi örnek olmayacak.
Biz bizeyiz. Biz aynı topraklar üzerinde duruyoruz. Birbirimize tahammül, birbirimize saygı, sevgi ve anlayış bir bütünlük oluşturmalı.
Türkiye'nin batıcı ruhlu medyası kraldan çok daha kralcı. İran çökse bayram edecek. Şah Rıza Pehlevi zamanındaki İran bize daha çok soğuktu.
Cuma namazında dini liderin namazında 11 milyon insan bir araya geliyor. Bir bütünlük ruhu var. Gösterilen olayların benzerleri Türkiye'de onlarca kez yaşandı. Seçim hileleri buradakiler oradakileri hemen hiç aratmıyor. Peki bu batıcı medyaya ne oluyor da bu kadar olayları abartıyor.
Kendi içindeki darbeleri konuşmayanlar İran üzerinde Amerikancılık yapmaları kölelik ruhundan başka bir şey olmasa gerek. Bu Türkiye batıcıları ne zaman kendi olacaklar, olabilecekler.
II. Meşrutiyetin üzerinden yüz yıl geçti. Onca şiddete, baskıya, kuşatmaya rağmen Türkiye asli unsurlarına daha yakın duruyor. Türkiye darbelerinin arkasında da bu yabancı ruh var. Amerikancılık. Masonik ruhluluk kökleşemedi. Bütün imkânlarına rağmen. Türkiye'deki darbelerin arkasındaki tek neden de budur.
Coğrafyamız yeni bir karmaşayı kaldıramaz. İran'ın çökmesi çökertilmesi sonucu sıra Türkiye'ye geleceğinin işareti. Irak'tan sonra bütün yoğunlaşma Pakistan ve Afganistan üzerine olmuştur. Bir yandan da İran kazanı kaynatılıyor.
Türkiye kazanı kaynatılmıyor mu sanılıyor. AB, Abede ve İsrail üçgeninde duran, her şeye rağmen Türkiye üzerinde sürdürülenler sıradan olaylar mıdır? Şu belgeler bile Türkiye istihbaratının ötesinde bir duruma işaret değil midir?
Bir oyun oynanıyor ve bu oyunun kuklaları onlardan daha beter bir oynayış içindedirler.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



