Hakikatte, en kıymetli varlıktır, can.
Fani dünyada aciz bedenle, büyük sınava tabi tutulandır, can.
Görünmeyendir, sırrına erilmeyendir. İlimin ve bilimin şifresini çözemediği, sadece hikmet sahiplerinin kavrayabildiği bir gizemdir. 'Kalu bela'da vardı. Ebediyen de olacak.
Demiş ya, Milli Şair, " Canı, cananı bütün varımı alsa da Hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda".
Hüdanın bu dünyadaki kullarına bahşettiği en değerli hazinedir. Vatan ve cananla birlikte.
Yüce Yaradan'ın eşrefi mahlukat olarak yarattığı insanın bedenine üfleyip fani aleme gönderdiği ruhtur.
Sevginin doruk noktasında, gözler parlanarak söylenen bir 'canım'dır. En zor anda imdada yetişen bir 'can dostu'dur. Nefreti ve kini biriktiren ruhlardaki kızgınlığı ve pörsümüşlüğü alıp götüren, kalpten söylenen bir 'can kardeşim' sözüdür bazen.
Türkülerde, şarkılarda, şiirlerde aşka uzanan engebeli yollar sadece 'can yoldaş'larıyla aşılır.
Aslında, cananın var olma sebebidir.
Bu nedenle ilahi kanunda en büyük günahtır, emanet olan bir cana kıymak. Beşeri hukukta, en büyük suçtur, masum bir cana kastetmek. Hele bu can, insanın kendi öz 'canıysa'. Ruzu mahşerde, nasıl açıklar bu ilahi emanete neden ihanet ettiğini?
İntihar.
Modern yaşam tarzıyla birlikte ortaya çıkan bireysel felaket. Maneviyattan yoksun materyalist dünyanın getirdiği bunalım ve depresyonun son noktası.
Maalesef dünyada olduğu gibi ülkemizde de, intihar vakalarının sayısı hızla artıyor. Başka, tabii ve toplumsal felaketlerin yanında, herhalde bireysellik içerdiği için görmezden geliniyor. Bültenlerde sadece birkaç saniyelik görüntü veya gazetelerde kibrit kutusu kadar haber olmaktan öte geçemiyor.
Aslında ülkemizdeki intihar vakaları, toplumsal felaket düzeyine erişmek üzere. Enflasyon ve işsizlik rakamlarındaki artışı hesaplayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), intihar olaylarının da istatistiğini tutuyor.
Teşhis olmadan tedavi olmaz. Hastalığı bilmek lazım ki devası aransın.
Rakamlar hiç içaçıcı değil.
2010 yılında öz canına kıyanların sayısı, ülke genelinde toplam 2933. Şok edici bir tablo. Gerçekten çok büyük bir rakam.
Detaya inelim. Bunların yaklaşık üçte ikisi erkek, kalanı kadın. 2010'da canına kıyanların 2073'ü erkek, 860'ı kadın.
Yıllara göre intihar istatistikleri ise şöyle:
2002'de 2301
2003'de 2705
2004'de 2707
2005'de 2703
2006'da 2829
2007'de 2793
2008'de 2816
2009'da 2898
ve
2010'da 2933
Ülkemizde ünlü veya şöhretli birisi intihar edince, konu belki gündemde birkaç gün tartışılıyor. Ama derinlemesine, sebep-sonuç ilişkilerine maalesef hiç girilmiyor. Tamamen magazinsel ve spesifik açıdan bakış sözkonusu.
Peki, bu insanlar niye intihar ediyor? Onun da istatistikleri da var. Geçtiğimiz yılki sebepler arasında şunlar var:
Hastalıktan 595, aile geçimsizliğinden 296, geçim zorluğundan 273, ticari başarısızlıktan 62, hissi ilişki ve istediği ile evlenememeden 136, öğrenim başarısızlığından 22 ve diğer 195. Ancak istatistiklere 'bilinmeyen' olarak geçen 1354 vaka var. Bunu da orantılı olarak yukarıdaki sebeplere dağıtmak mümkün.
Netice itibariyle, intihar vakaları toplumsal felakete dönüşmek üzere. Yetkililer, bilimsel verilerle bir teşhis koyup, hemen acil önlem almalı.
Yoksa, birkaç yıl sonra herşey için çok geç olabilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



