İnsanlık bin yılda bir sosyal evrim yani değişim yapar. Bu evrim doğuda "hukuk ve yönetimde" yapılır; peygamberler veya onların vârisi ilim adamları bunu yaparlar.
Hakka ve adalete dayalı bir medeniyet, 500 yılını doldurdukça zirveye çıkar ve çökmeye başlar. Bu esnada batıda kuvvete ve zulme dayalı yeni bir uygarlık doğar. Bu uygarlık doğu medeniyetlerinin kuvvete dönüşmüş şeklidir. Filozoflar ve işadamları yeni uygarlığı oluştururlar, "teknikte/teknolojide ve ekonomide" ilerleme başlar. Bininci senede doğu medeniyeti tamamen çöker, Batı uygarlığı zirvede olur; 1500 sene sonra o da çöker.
Bugün yani içinde bulunduğumuz dönemde, peygamberlerin veya onların vârisi ilim adamlarının "Doğu medeniyeti" dibe vurmuş durumda, yeniden oluşuyor ve yeniden yenisi doğuyor... Bugün hükümran olan "Batı uygarlığı" ise gücünün zirvesindedir, en tepededir, artık çökmeye başlamıştır, çökmektedir...
İşte, insanlığın ve tarihin akışı budur, bunu hiç kimse değiştiremez.
Doğu medeniyeti İstanbul'un Fethi döneminde zirvede iken, Batı uygarlığı Amerika'nın keşfi ve Rönesans'la yeni yeni oluşmaya başlamış... Aradan geçen asırların ardından bugünkü seviyesine ulaşmış, "teknolojide ve ekonomide" harikalar var etmiş...
Ama "hukukta ve yönetimde" ise dibe vurmuş...
Afganistan, Irak ve benzeri ülkeleri "adalet ve demokrasi" yani "hukuk ve yönetim" götüreceğim diye işgal ediyor ama beceremiyor; sadece sömürüyor, katlediyor, zulmediyor, o ülkelerin insanlarına her türlü vahşeti ve yoklukları yaşatıyor...
Hakka ve adalete dayalı yeni medeniyetin temelleri atılıyor.
Nedir bunlar; onların kavramlarıyla açıklarsak nedir bunlar?
1. Demokrasi dünyaya hakim olacaktır. Batılıların "ekseriyet demokrasisi" değil; İslâmiyet'in "sözleşme demokrasisi, içtihat ve icma demokrasisi" hakim olacaktır.
2. Laiklik gelecektir. Batılıların "dinleri dışlayan tanrısız bir dünya laikliği" değil, tam tersine "uzlaşmalı, bütün din ve inançların katıldığı ileri bir dünyayı oluşturma, dinde zorlamayı kaldırma laikliği" gelecektir. Bu düzende yasama, yürütme, yönetme ve yargılama kuruluşları bağımsız, kendi içlerinde demokratik oluşum ile görevlerini yaparlar.
3. Liberallik yani liberal bir ekonomi gelecektir. Sömürücü tekeller kalkacak, ekonomiye "sömürü sermayesi" değil, "üretici emek" hakim olacaktır. Sözde değil özde ve gerçek liberal ekonomi düzeni "faizsiz kredi sistemi" ile düzenlenecektir. Bu sistemde/düzende sömürü (sömürenler ve sömürülenler) olmayacaktır.
4. Sosyallik yani sosyal düzen oluşacaktır. Herkes yeryüzünün ortağıdır. Çalışmasa veya çalışamasa dahi herkesin yaşama (yaşayacak kadar yiyecek ve barınma) hakkı vardır. Onlar "yeryüzündeki kira payları" ile çalışmadan yaşayacaklardır. Aidatlı-primli sigorta sistemi kalkacak, herkes zekattan/vergiden kendisine düşen payını alacaktır.
Nihayet merkezden atanmış "hakimler" değil, yargıyı "hakemler" oluşturacak ve "hakem kararları" herkesi bağlayacaktır.
Bugünkü sözde demokrasi yani "ekseriyet demokrasisi" gidecek ve alternatif olarak onun yerini "yerinden yönetimli hicret demokrasisi" alacaktır.
İşte, insanlık "Adil (Ekonomik) Düzen"e yani "Adil Dünya Medeniyeti"ne doğru giderken, bu yeni insanlık medeniyetini yani "Adil (Ekonomik) Düzen"i başlatma görevini de Allah Türkiye'ye vermiştir. Tüm tarihî oluşumlar hep buna göre gerçekleşmiştir. Nasıl, Hazreti Yusuf'tan itibaren, Hazreti Musa ve kavmi Mısır'da yetiştirildiyse; geçtiğimiz iki-üç asır boyunca da Türkiye yetiştirildi, geliştirildi ve çağımızda görevini yapacak hâle getirildi. Şimdi Mısır'dan yani zalim düzenden çıkma, denizi geçme ve yeni medeniyeti kurma zamanıdır. İnsanlık/dünya ve Türkiye'deki gelişmeler bundan ibarettir. Anlayanlara...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



