İnsanlık rahmete muhtaç, zahmete değil
"Barış" ve "Demokrasi" kelimeleri en çok kim tarafından söylenir bir dikkat edin.
Hatta adı "Barış Ve Demokrasi Partisi" olan partinin bir günlük çalışmasına bir bakın.
"Dindarları ve başörtülüleri biz savunacağız" diyenlerin o gün içinde dindarlar ve başörtülülere davranışlarını gözleyin ve izleyin.
"Özgürlüklerin öncüsü" diye yutturulan Batı'nın bir günde yerinden yurdundan ettiği hatta direnenleri dünyadan attığı icraatlarına bakın.
Siyasetini insanlık adına yönlendiriverdiği ülkelere eğitim araç ve gereçlerinden fazla silah sattığına dikkat edin.
Almanya'da ticari taksi şoförlüğü yapan bir arkadaş anlatıyor: "Bir hanım efendi arabama bindi, biraz gittikten sonra bana baktı ve "Türk müsün?" dedi.
"Evet" deyince "Kilisenin Katolik papazı Amerika'daki İkiz kuleleri örnek vererek sizin hepinizin terörist olduğunu söyledi. Siz, bunu niçin yaparsınız?" diye bir soru sordu.
Ben de ona üç bin mi çok yoksa beş milyon mu çok? diye bir soru sordum
"Tabii beş milyon çok" dedi.
Hıristiyan Hitler tam beş milyon insanı öldürdü. Siz buna terör demiyorsunuz.
Amerikalılar, Japonya'da beş yüz bin Japon'u iki atom bombasıyla öldürdü buna da terör demiyorsunuz.
Şu anda Amerika Irak'ta bir milyon insan öldürdü siz buna da göz yumuyorsunuz. Şimdi söyle bakalım kim terörist?" dedim.
"Taksiyi durdur" dedi. Parayı ödedi ve inerken "Ben o papaza sorarım" dedi.
Sevgili Peygamberimiz, önce bedevileri medeni yapmış.
Medine'de kurduğu devlet ve yetiştirdiği medeni insanlarla bir buçuk milyon kilometre kare toprak üzerinde yaşayan insanların gönlüne girerken engel olmaya çalışan, ona harp ilan edenlerle yaptığı savaşlarda iki taraftan 240 insan ölmüş. (Bak, Prof. Dr. Muhammet Hamidullah, Hz. Peygamberin Savaşları, sayfa: 11, Dr. Salih Tuğ çevirisi, Yağmur yayınları, İst. 1962)
"O zamanlar kılıçla ancak bu kadar adam öldürülürdü" demeyin.
Sevgili Peygamberimizden çok önceleri, Bizans'la Pers imparatorluğu arasında yapılan bir harpte kılıçla yüz binin üzerinde adam öldürülmüştür.
Rahmet Peygamberi ile zahmet cellatlarının farkı bu.
"Geçene mazi derler" derseniz, buyurun Müslüman katili birinin itirafını dinleyin:
30/03/2001 tarihli Hürriyet gazetesi, İsrail eski Başbakanı Ehut Barak'ın, Dokuzuncu Cumhurbaşkanı sayın Süleyman Demirel'e: "Osmanlı döneminde tek pırpırlı bir onbaşı, 20 kişilik askeri gücüyle burayı huzur içinde yönetiyordu" sözünü haber olarak naklediyor.
Her gün için en az on can alarak elli yıldır cinayetini sürdüren İsrail, kendi öldürdüklerinden kendisi korkmaya başladı. Filistinliler ise cenaze defnini Cennete yolcu gönderir gibi coşkuyla göndermeye başladılar.
Rabbimiz, Kur'an'a "rahmet" diyor.
Rabbimiz, sevgili Peygamberimize "rahmet" diyor.
Rabbimiz, yağmura da "rahmet" diyor.
İnsanlık rahmete muhtaç, zahmete değil.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




