Yeryüzü kan kokuyor. Yeryüzü kokmuş insan eti kokuyor. Yeryüzü zulüm yoğunluğunda. Mazlumların hamisi olacak bir güç yok. Bütün güçler zâlim ve vahşi. Yeryüzünde adalet ile hükmeden egemen güçlerden mahrum.
Müslümanların yaşadığı coğrafyada, kardeş kardeşe düşman. Birbirlerini yiyorlar. Müslümanlara abanmış olan zulüm oyununu ustaca oynuyor. İslâm coğrafyasının yöneticileri birer kukla. İrade kendilerine ait değil. Kendi olma yolunda olanlar bastırılıyor. Müslümanların yaşadığı coğrafyaya bakarsak baştan başa sorunlar yumağı olduğu bir gerçek. Afrika'da: Umman, Somali, Mısır ve daha niceleri. Kuzey Afrika tam bastırılmış bir bölge. Avrupa ruhuyla boğuşuyor. Kendi mi olacak Fransız, İtalyan mı, İspanyol mu. Melez Abede mi? Balkanlar: Müslümanlar küçültülmüş parçalar halinde bir denetimde. Her an bir patlama olabilecek özellikte. Bulgaristan, Bosna, Kosova, Makedonya, Arnavutluk... Yabancı kültür egemense bir sorun yok. Bir bilinç söz konusu olunca kazan kaynamaya başlıyor. Ortadoğu: Neresinden tutalım. Filistin, Ürdün, Lübnan, Irak, Suriye tam bir ateş yumağı. Dünya İsrail ve Yahudiler etrafında dönüyor. Bölgede Müslümanlar etkisiz hale getiriliyor. İran üzerinde çok yoğun bir baskı var. Her an bir şeye olabilecek gibi görünüyor. Güçlü görünse de zaman içinde etkisizleştirilebileceğini düşünmek durumundayız. Güçlenme yolundaysa büyük oyunların oynandığı bir gerçek. Kafkaslar yıllardır büyük bir zulüm altında. Çeçenler, Gürcüler, Abazalar...
Türkiye: Osmanlı bilinç ve sorumluluğundan beri üzerine düşeni yeterince yerine getiremiyor. Türkiye bölgeyi, Müslümanları ve mazlumları toparlayabilecek tek güç. Önyargısız, en az sorunlu ve en çok toparlama özelliklerine sahip tek güç. Ne yazık ki, Türkiye tarihinde hiç olmayan bir karmaşayı yaşıyor. Tarihinde kavim çatışmaları olmayan, kardeşin kardeşe düşman olmadığı birlikte yaşadığı büyük bir güç. Emperyalizmin tuzağına düştüğünden beri önce Balkanlardakilerle, Araplarla ayrıştı. Küçülmeye başladı. En son hiç akla gelmeyecekler geldi, Türk-Kürt çatışması ve savaşı yıllardır enerjimizi alıp götürüyor. Büyük bir karmaşaya ve çıkmaza sürükleniyor. Komünizmin çöktüğü, Türki Cumhuriyetlerin oluştuğu, Ortadoğu'nun kimi ülkelerinin üzerindeki komünizm gölgesi kalktıktan, Balkanlarda bir açılım yaşandığı bir zamanda. Kendiyle uğraşmaktan etrafına bakamaz hale geldi. Bırakın dindaşlarını, ırkdaşlarını, mazlumları kollamayı, gözetlemeyi kendi iç sorunlarıyla boğuşuyor. Güçlenmeye adım atacağı zaman zayıflatıldı.
Filistin-Gazze, Lübnan, Irak-Hama-Felluce, Afganistan, Kabil, Pakistan bölgeleri tam bir kan gölü. Azarbaycan-Karabağ kangreni yıllardır olduğu gibi duruyor.
Güney Amerika'nın kimi ülkeleri zaman zaman bir karmaşa yaşıyor, zulüm görüyor. Afrika köle kaldıkça bir sorun olmuyor. Ne zaman kendine dönük adımlar atılsa büyük bir tufan oluyor. Bütün bu ülkelerin âdil ve güçlü bir hamisi yok. G-8 ülkelerine bakın, yöneticilerine bakın hepsi zulümde birbirinin tamamlayıcıları.
Doğu Türkistan uzun bir zamandır Çin zulmünü yaşıyor. Bugüne değin uzakta kaldığı, gözden ırak tutulduğu için ne olup bittiğinin ayrımında bile değiliz.Adil olmak ve insanlığa hizmet için güç önemli. Osmanlı Devleti büyük bir güçtü. Âdildi. Osmanlı çökertildikten beri zulüm büyüdükçe büyüdü.
Doğu Türkistan'da Çin zulmü en ağır haliyle devam ediyor. Ne yazık ki bu zulmü durduracak bir güç ve irade yok. Türkiye düzleminde hayatını çıkara odaklamış çevreler egemen güçler. Çıkarları için insanlığı, dinlerini, kültürlerini fedadan çekinmiyorlar. Ayak bağları olanlar hayatta hiçbir işte başarılı olamazlar. Dünya Müslümanlarının önderi olma özelliğine sahip olan Türkiye kendi gücünün farkında değil. Çağlayan'daki Gazze mitingi, Davos'taki "one minute" çıkışı Türkiye'nin gücünü gösterdi. Orada kalmamalı. Yeryüzünde zulüm gören insanlığın sesi olma özelliğimize yeniden kavuşabiliriz.
Not: Pazar günü Çağlayan meydanında zulme karşı direnişe davet ediyorum. Bu, yeni bir çıkış olabilir. Çağlayan meydanı artık direnişin sembolü bir alan. Birlik olmaya gidiyoruz. İnsanlığın vicdanı olmaya. Vicdan sahibi olan herkesi oraya çağıryoruz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



